Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ayıp...

ÖNEMLİ bir maçı kazanabilirsiniz.. Ya da kaybedersiniz.. Büyük bir finali kazanır ya da kaybedersiniz.. Şampiyon olursunuz ya da olamazsınız.. Bütün bunlar için bütün hırsınız, yeteneğiniz, gücünüz ve en önemlisi onurunuzla mücadele edersiniz.. Olursa olur, olmazsa olmaz..

Dünyanın sonu değildir kaybetmek.. Bazı anlar vardır.. Bütün bir sezon kazandığınız sempatiyi bir saniyede kaybedersiniz.. Anelka’nın Konya, Nobre’nin Rize’de yaptığı gibi.. Ya da dünkü Luciano’nun ayıbı gibi..

Ayıbı diyorum, çünkü bunun adı profesyonellik olamaz.. Takımı için mücadele etmek olamaz.. Olsa olsa ayıp olur.. Fenerbahçe’nin adı hakem hatalarıyla bu kadar özdeşleşmişken, zincire yeni bir halka daha eklemek ayıp değildir de nedir?

Luciano’nun smacı

Cenk,
fırtına gibi.. Emre de öyle.. Timuçin, mermi gibi bir şut çıkarıyor ve ilk yirmi dakika net 3 fırsat yakalıyor ev sahibi ekip.. İlk yarı biterken biri tartışılabilecek, diğeri tartışma götürmeyen iki penaltılık pozisyonu var Erciyes’in.. Direkten dönen bir topu.. Volkan’ın 3 kurtarışı.. Auta giden 2 yüzde yüz gol pozisyonu.. Bütün bunlara karşın liderin sadece Nobre’yle gole yaklaştığı bir an..

Erciyes, mükemmel kademe anlayışı, kanat bindirmeleri ve mücadele gücüyle rakibini sindirdi. Mustafa Uğur’u sonuna kadar kutlamak gerek.. Galibiyeti hak eden taraf oldukları halde Luciano’nun smacına takıldıkları için..

Fenerbahçe, çok mu kötü oynadı? Hayır.. Fenerbahçe, her zamanki durağan, tempoyu düşürmeye ve rakibi uyutmaya yönelik futbolunu oynadı.. Ölü toplardan ya da rakip savunmanın yapacağı bireysel hatalardan medet umdu.. Oysa hatalar Appiah’sız Fenerbahçe orta sahasından ve savunmasından geldi..

Forvet mi? Anelka mı?

Uruguaylı yazar Galeano’nun Kucaklaşmanın Kitabı adlı eserinden bir pasaj geldi aklıma..

Vancouver Adası’ndaki kızılderililer reislerinin büyüklüğünü değerlendirmek için yarışmalar düzenlerlermiş.. Rakipler yarışmaya, sahip oldukları her şeyi ortadan kaldırarak katılırlarmış.. Kanolarını, balık yağlarını, somon yumurtalarını ateşe atar, pelerinleriyle, kapkacaklarını yüksek bir yerden denize fırlatırlarmış..

Her şeyi en önce elden çıkaran kazanırmış.. Fransız oyuncu, 75 dakika boyunca en fazla eforu sahadan alınırken sarfetti.. Daum, onu çıkarma cesaretini gösterirken, "Orası markalarının arkasına saklananların değil, formayı ıslatanların yeri olacak" mesajı verdi..

Deniz, Ümit, belki Luciano yüksek bir yerden denize fırlatılan pelerinler olabilir sezon sonu.. Bilmem farkındalar mı?
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI