Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Ayıklama değil toptan çözüm

Ferai TINÇ

Clinton'ı didik didik eden bağımsız Savcı'ya çok kızdık. Adamın mahremiyetine cımbızla daldığı için kınadık.

Ama koskoca ABD Başkanı'nın önce huşu içinde yemin edip, ardından da yine aynı huşuyla yalan söylemiş olduğunu bu sayede öğrendik.

Önemsiz bulduğumuz ayrıntılarda saklanan gerçekleri gördük.

Halka ait olan koltuğunu ve forsunu, küçük kızları susturmak, yardımcılarını suçortağı yapmak için kullandığını, bu ayrıntıları üst üste koyunca anladık.

***

İTALYA'da da aynı tepkiyi duymuştuk başlarda.

Temiz Eller operasyonu savcıları, bir resimden yola çıkarak Başbakanın Mafia lideriyle içli dışlı olduğunu iddia ettiklerinde ortalık karışmıştı.

Koskoca bakanların, politikacıların sokak ortalarında bozuk para yağmuruna tutulmaları kendiliğinden olmadı.

Savcıların tüm belgeleri ve iddiaları, herhangi bir dokunulmazlık zırhına çarpma endişesi duymadan didikleyip ortaya dökmeleri sayesinde, toplumun tepkisi gerçek bir direniş halini aldı.

***

EYÜP Aşık, milletvekilliğinden istifası nedeniyle yaptığı basın toplantısından, kendisinden ‘‘Mafia ve çetelerle savaşanlar en önemli savaşçılarını kaza kurşunuyla kaybetmişlerdir’’ diye söz ederken komikti ama samimiydi.

Adam savaşmıştı. Çakıcı gibi, devletin mi onu, onun mu devleti kullandığı pek belli olmayan bir kişi ile bağlantı kurmuş ve bilgiler almıştı. Bu arada bedava bilgi olmayacağına göre, o da bazı şeyler vermişti tabii. Ne vardı bunda?

‘‘Abi-kardeş’’ muhabbetinin nereden geldiğini soran bir gazeteciye verdiği cevapta vardı, olaya nasıl baktığı Aşık'ın.

‘‘Ne ben Çakıcı'ya güvenmişim. Ne de o bana güvenmiş. Benim işime geliyordu bilgi almak, onun işine geliyordu kasete almak.’’

İşte bunları yapan en önemli savaşçı kaybedildi.

Şimdi ne olacak?

***

İŞİN püf noktası da burada. Bu zihniyet çarpıklığında.

Susurluk olayının üzerine gerektiği gibi gidilememesinin altında, işte bu zihniyet var.

Temiz toplum mücadelesini, rakibini yere vuracak bilgilere ulaşmak olarak algıladılar.

Mesut Yılmaz'ı, Çiller'i zor durumda bırakacak bilgi peşinde, dedektifçilik oynatan işte bu zihniyet.

Bu zihniyet yüzündendir ki DYP, ANAP'ı sallamak için Çakıcı ile fiskosa başlıyor.

Ama bununla da bitmiyor.

Şimdi bir de Meral Şener kaseti ortaya çıkıyor.

Yine aynı Çakıcı, hem ANAP hem de DYP'yi sarsmak için, bu kez başka birileri tarafından kullanılıyor.

İşte bu zihniyet, çeteleri kullanma alışkanlığının dibini kurutamıyor.

***

OYSA sorun derinde. Ne Çiller'in çekilmesi, ne de Yılmaz'ın saha dışı kalması yeter temiz topluma ulaşmaya.

Ayıklama yöntemiyle bir yere varılmayacağını artık anlamak gerekiyor.

Şimdi neşteri derine daldırma zamanı.

İrticaya karşı mücadelede ortaya çıkan refleksi bekliyor temiz toplum.

Düne kadar bir Di Pietro'muz bile olmadığına yakınır dururduk, şimdi ben bir de Starr rica ediyorum.













X