Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Aydınlıkta yönetim...

Oktay EKŞİ

özenti kötü bir şey. Örneğin hükümetin aslında iyi bir niyetle başlattığı bir çalışma var: Halkına bilgi vermekten bunca yıldır korkan devleti halka açmayı istiyor.

Hani bir zamanlar ‘‘devleti saydamlaştırma’’dan söz edip de tamamen aksini yapan, üstelik yalan da söyleyen büyüklerimiz vardı ya...

Onların yaptığının tam aksini hedeflemiş gibi görünüyor. Geçen gün de yazdığımız gibi ilk defa, halkın gerçekleri öğrenme hakkını tanımak ve yaşama geçirmek amacını güdüyor.

Velakin... İliklerimize kadar işlemiş bir ‘‘özenti’’ merakımız var ya... Anlaşılan ondan hükümet de kurtulamıyor ve konuyu, Amerikan özentisi ile olsa gerek, ‘‘Gün Işığında Yönetim Yasası’’ diye ifade ediyor.

Çünkü, Amerika'daki yasanın ismini (Government in the Sunshine Act) düz Türkçe'ye çevirirseniz öyle çıkıyor. Oysa pekâlâ Aydınlıkta Yönetim Yasası da diyebilirler.

Hani birilerinin yazılarında ve sözlerinde ikide bir ‘‘Günah Keçisi’’ diye bir kavram geçer. Türk toplumunun kültürüyle, gelenek ve görenekleriyle, ayrıca ortak inançlarıyla hiç ilgisi olmayan, düpedüz frenklerden apartma bir laf. Anlaşılan onun gibi bir özenti bu ‘‘Gün Işığında Yönetim’’ lafı.

Neyse... Bizim konumuzun özü elbette bu değil. Bizi, yapılan hazırlığın kendisi daha çok ilgilendiriyor.

Sebebi basit:

Devleti -ve şahsi inancımıza göre medya gibi kamusal hizmet verme iddiasındaki sektörlerle bu sektörlerin etkin konumdaki mensuplarının faaliyetleriyle mal varlıklarını- şeffaflaştırmadıkça kimse bu ülkede demokratik sistemin tam ve kâmil anlamda uygulandığını savunmamalıdır.

Ama Türkiye'de devlet, vatandaşına karşı dürüst ve açık olmayı hiçbir zaman göze alamadığı için -gerçekten de genelde devlet ne dürüsttür, ne de samimidir- vatandaşın üstüne gidip onu dürüst olmaya zorlayamaz.

Selçuklular dönemini bilmiyoruz. Ama kesin bir dille ifade edebiliriz ki, Osmanlılar'ın kurulduğu tarihten beri vatandaş-devlet ilişkisinde değişmeyen gerçeğimiz budur.

Aynı samimiyetsizliği burada da göreceksiniz: Nitekim, bu çalışmaların yapılması için talimat veren Başbakan Mesut Yılmaz -daha önce de yapmıştı- bir genelge yayınlayıp ‘‘Devlet memurlarının basına demeç ve bilgi vermesini’’ yasaklamış. Biz doğrusu bunu bilmiyorduk. Ama elimizde İçişleri Bakanı Murat Başesgioğlu'nun, 18 Ağustos 1997 tarihinde vilayetlere gönderdiği aynı nitelikteki genelgenin metni vardı.

Gördüğünüz gibi Gün Işığında Yönetim gibi afili isimleri almak yetmiyor. Bu işleri başarıya ulaştırmak için kafanın da değişmesi, yani yapılan işin doğruluğuna onu yapanların da inanmış olması lazım. Bu da devletin bilgileri vatandaştan saklamasını değil, vatandaşa bilgi vermesini kural olarak kabul etmekle başlar. Hatta İsveç'te ve ABD'de olduğu gibi, ‘‘verilmesi önceden yasaklanmamış’’ bilgileri halktan saklayan bürokratın cezalandırılması sağlanarak gerçekleştirilir.

Demokrasi ve dürüstlük onun için hem zor, hem de güzeldir.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI