Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Aydınlıkta yönetim

Oktay EKŞİ

ANKARA Büromuzdan Şükrü Küçükşahin'in haberini okuyunca, Tanrı biliyor, gözlerimize inanamadık. Çünkü, Basın Konseyi olarak son yedi yıldır politikacılara her fırsatta anlatmaya uğraştığımız bir projeyle ilgili çalışmayı meğer Mesut Yılmaz, kendiliğinden talimat vererek başlatmış.

Proje, ‘‘halkın gerçekleri öğrenme hakkı’’nı tarihimizde ilk defa, hayata geçirmeyi öngörüyor.

Yani vergi veren, yönetilen, oy veren, askere giden, kısaca devlet ve vatan tarafından kendisinden ne istenirse yapan vatandaşa, ‘‘Acaba nasıl yönetiliyorum?’’ sorusunu sorma ve devletten bilgi alma hakkını tanımayı amaçlıyor.

Bu konuda ne kadar geç kalmış durumdayız, biliyor musunuz?

Söz konusu hak, Türkiye'de ilk gazetenin çıkmasından 64 yıl önceden, yani 1766 yılından beri İsveç vatandaşları tarafından kullanılmaktadır. Nitekim İsveçli bir insan, milli savunma, devletin dış ilişkileri, bireylerle ve ticari şirketlerle ilgili resmi kayıtlar, yasalara göre gizli olarak soruşturulması ve araştırılması gereken konular, danışmanların görüşleri gibi belli başlı istisnalar dışında kalan her konuda devlete usulünce başvurup resmen bilgi talep edebilir.

Usulünce istenmiş bir bilgiyi vatandaşa vermemek veya yanlış vermek ciddi bir suçtur.

Üstelik bu temel kurallar sadece İsveç'te değil, Norveç, Danimarka gibi İskandinav ülkelerinde, ABD, Kanada, Yeni Zelanda, Avustralya dahil 11 ülkede halen uygulanıyor.

Yanılmıyorsak, Güney Afrika Cumhuriyeti'nde de aynı ilkeler kabul edildi.

Bizimki gibi vatandaşına kapalı bir devlete sahip olan İngiltere'de de bu konu yıllardır tartışılıyordu. Şimdi yani İşçi Partisi iktidarında devletin şeffaflaştırılması ihtimali kuşkusuz artmış görünüyor.

Bize gelince:

Yukarıda söylediğimiz gibi, Basın Konseyi yedi yıldan beri bu konuyu gündeme getirmeye ve ‘‘Halkın Gerçekleri Öğrenme Hakkı’’nı, önce Anayasa'ya koydurtmaya, sonra da çıkarılacak bir ‘‘İletişim Özgürlüğü Yasası’’ çerçevesinde yaşama geçirmeye çalışıyordu. Konsey, bu temel fikri ANAP, SHP (CHP) ve DYP'nin 1991 Seçim Bildirgeleri ile daha sonra Meclis'e verdikleri ‘‘Anayasa'da değişiklik yapılmasına ilişkin öneri’’lere koydurmayı başardı, ama daha ileri gidemedi. Şimdi sevinçle görüyoruz ki, uzun süredir kimseye işittiremediğimizi sandığımız bir temel ihtiyaç, hükümet tarafından ele alınmış.

Üstelik sadece bizim dediğimizle de kalınmamış. Yönetime ve karar süreçlerine halkın katılmasını düzenleyen -ABD modeli- bir anlayış da yasayla düzenlenmek istenmiş. Dahası, ‘‘idare’’nin bir konuda karar vermeden önce neler yapması gerektiğini belirleyen bir usul yasası da ele alınmış.

Bunlar pek güzel ve çağdaş hamleler. Türkiye'deki demokratik rejimi hızla olgunlaştıracak kadar önemli kararlar. Çünkü, ‘‘karanlıkta yönetim’’in yerini ‘‘aydınlıkta yönetim’’ alıyor. Ve biz de yürekten kutluyoruz...

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI