"Yalçın Bayer" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Yalçın Bayer" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Yalçın Bayer

Aydın Doğan'a pijama olayını sordum

<B>AYDIN Doğan'</B>la ilgili olarak zaman zaman okurlarımızın sorularıyla muhatap oluruz. Bize derler ki:<br><br><B>‘‘Patronunuzla ilgili iddialara köşenizde niye yer vermezsiniz?’’</B>

Bizler patronumuzla pek muhatap olan gazeteciler değiliz. Bugüne kadar da yazdıklarımız hakkında olumlu ya da olumsuz hiçbir talebinin olmadığını biliriz.

Bunu bir gerçek olarak altını çizmek zorundayız.

Biz övgü ve yergiyi önce okurlarımızdan, sonra da Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök ve yazı işlerindeki arkadaşlarımızdan alırız.

ARA... KONUŞ

Önceki gün Özkök'le konuşurken ‘‘Aydın Doğan'la ilgili bazı iddialar dolaşıyor; okurlarımız bazı sorular soruyor. Neler oluyor. Bunların yanıtları havada mı kalacak?’’ dedim.

‘‘Okurların ve senin kafanda bir istifham varsa, şimdi hemen Aydın Bey'i ara, konuş’’ dedi.

‘‘Konuşur mu?’’ dedim.

‘‘Bir dene bakalım’’ dedi.

Bu ilginç bir öneriydi; köşemizin içeriğine de uygundu.

Aradığımızda Aydın Doğan, Bodrum'daydı.

Telefona sekreteri Elif çıktı. ‘‘Patronla konuşabilir miyim?’’ dedim.

‘‘Hayrola’’ dedi.

‘‘Bağlarsan, yarın görürsün’’ dedim.

Bağladı.

SORDUM, YANITLADI

‘‘Size bazı sorular yöneltsem yanıtlar mısınız?’’
dedim Aydın Doğan'a....

‘‘Yalçın yapma’’ dedi; ‘‘Yahu ben 24 küsur yıllık gazete sahibiyim, bazen imzamla Milliyet'in kuruluş yıldönümünde genel bazı mesajlar veririm. Bunun dışında kendimle ilgili savunmaya yönelik bir şey yazmadım. Zaten sevmem böyle şeyleri.’’

Ama bir sürü şey söyleniyor, borsada Doğan hisselerinin düşüşü gibi...

- Türkiye öyle bir memleket ki, bir sürü şey çıkarılıyor; hepsi yalan yanlış...

Merak ettiğim sorular var. Bir yıldan bu yana Mesut Yılmaz'ı başbakanken pijama veya eşofmanla karşıladığınız iddiaları yazılıyor. Gerçekten karşıladınız mı?

- Bu iftiralara güleyim mi sinirleneyim mi bilmiyorum. Fotoğraflara bakıyorum. Belimde kemer var. Hangi insan pijamanın veya eşofmanın beline kemer takar? Bizatihi yayınladıkları fotoğraf iftirayı tekzip ediyor. Ama ben burada şunu söyleyeyim. Her kim olursa olsun, eğer hasta yatağında değilse, hangi şartlar altında olursa olsun, bir ülkenin başbakanını, pijama veya eşofmanıyla karşılamışsa şerefsizdir, namussuzdur, ahlaksızdır, iğrençtir. Zaten böyle bir davranışa yetişme tarzım ve terbiyem müsait değildir. Seçilenlere saygı gösteren bir kişiyim. Bir bakana da, bir milletvekiline de, bir muhtara da... Ama tişörtlü, kemerli resmimi koyup pijama veya eşofmanlı diye yazan adama ben ne diyeyim? Bütün vaktimi bunları yalanlamakla geçiremem ki. Bu iftiralara karşı savunma yapmak bile ağırıma gidiyor.

KİMSEYİ ATMADIM

Grubunuzun dışındaki gazetelerde yazan bir kadın gazeteciyi kovdurtmak istediğiniz yazıldı. Doğru mu?

- Gene söylüyorum, her kim, herhangi bir gazetede yazı yazan bir yazarı o gazeteden baskı yaparak attırmak teşebbüsünde bulunduysa, o adam da şerefsizdir, namussuzdur. Mesleğin etik değerlerinden uzaktır. Ama yazdılar utanmadan. Böyle bir davranış, benim gazetecilik ilkelerime temelden aykırıdır. Ben 28 Şubat'ta bile baskıya rağmen hiçbir arkadaşımı işten çıkartmadım. İsim verdiler yine de atmadım.

Peki devlet bankalarından siyasi amaçlı kredi kullandığınız iddiaları...

- Her gün bunlara doğru değil diye cevap veremem ki... Yoksa sen de mi buna inanıyorsun. Tekrar ediyorum, her kim devlet bankalarından siyasileri kullanarak kredi aldıysa o adam ahlaksızdır, şerefsizdir, namussuzdur. Kim bana bu iftiraları, yalanları söylüyorsa, onlar için bunları söylemiyorum, zaten onlar böyle...

28 ŞUBAT'TA BİLE

Birçok gazeteci arkadaşımız çıkarıldı.

- Bakın, bunlar benim işim değil, gazeteciyi işten çıkarmak. O gazetenin Genel Yayın Müdürü var.

Hiç işten adam çıkartmadınız mı?

- 20 yıldır çalıştığım arkadaşlara, 28 Şubat süreci de dahil sorun; hiç kimseyi, falancanın baskısıyla işinden attı mı diye... Kimse evet diyemez. Çünkü ben atmam, bu işlere karışmam. Ama baskıyla işten insan çıkarılmasına da asla izin vermem. Tabii şundan rahatsızım; bir köşe kapıp, mesnetsiz yazı yazanlara, karalayanlara ben de içerliyorum. Kimsenin insanlara iftira atmaya, yalan yazmaya, hakaret etmeye hakkı yok. Adamın dilinin kemiği yok, elinin ayarı yok.

KREDİ AYIP DEĞİL

Yurtdışına kredi bulmak için gitmişsiniz...

- Yahu ben kredi veren adamım, bankam var. Ama kredi almayı da ayıp saymam.

Bir gazetede 3 katrilyon borcu var diye yazıyorlar.

- Şimdi buna ne diyeyim? Benim şirketlerimin büyük çoğunluğu halka açık. Bilançoları şeffaf. Rakamlar ortada, isteyen bakar. Bu tür şeyleri yazanlara karşı dava açıyorum. Kazanıyorum. Ne yazık ki Türkiye'de hukuk geç işliyor, kararlar geç veriliyor.

Borsadaki hisseleriniz üzerinde oyun mu oynanıyor?

- Grubum adına kendim, şirketlerim ve ailem, yasalara ve etiğe aykırı herhangi bir muamele yaptılarsa, ben dahil şerefsizdirler, haysiyetsizdirler, namussuzdurlar. Utanmadan öldü, battı, borcunu ödeyemedi diye yazan ve manipüle edildiğini söyleyenler de benden çok, yatırımcıya zarar veriyorlar. Bunlar da ahlaksız ve şerefsizdirler.

BAĞRIMA TAŞ BASTIM

Gene çalışanlara gelelim. Bu işsizlik sorunu...

- Benim için hicrandır, yaradır. Ben 43 yıldır iş hayatındayım. Türkiye bu süre içinde en sıkıntılı dönemini geçiriyor. Tabi her işadamı gibi bundan ben de etkileniyorum. Milliyet'te işten çıkarmalara gelince.. Bizim Genel Yayın Müdürlerimiz var. Bazı arkadaşlarımızdan bağrımıza taş basarak vazgeçmek zorunda kaldık. Örneğin Doğan Heper... Bunları görmeyeyim diye İstanbul'dan ayrıldım.

85 KİŞİ ÇIKARILDI

Doğan Grubu'ndan çok işsiz kalan oldu.

- Verilen rakamlar çok abartılı. Bizim gruptan abarttıkları gibi gazeteci çıkarılmadı. Hürriyet, Milliyet, Radikal, Posta, Fanatik, Gözcü, Finansal Forum; TEMPO, Atlas gibi yayınların bulunduğu dergiler grubundan çıkarılan basın kartlı gazeteci sayısı 85 kişidir. Bunların yarısına yakını da emekliliğini hak etmiş arkadaşlarımızdır. Bir kısım stajyerler vardı; onlar ayrı... Ayrılanların çok büyük bölümü, idari, teknik personeldi. Türkiye'de sadece tekstil sektöründe 25 bin kişinin işini kaybettiğini de unutmayalım. Bu tedbirleri almasaydık, şirketlerimiz yaşayamaz, öteki arkadaşlarımız da işlerini kaybederlerdi. Ama çok üzüldüğümü, içimin kan ağladığını herkesin bilmesini isterim.
X