Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Aydın’da transfer rezaleti

Geçtiğimiz hafta Karşıyaka ile Aydınspor arasında bir oyuncu alışverişi, takası yapıldı. Aydınspor, Karşıyaka'ya <B>Barış'</B>ı verdi, ona karşılık <B>Çetin, Serkan </B>ve <B>Evren</B>'i kadrosuna dahil etti.

Bu takasın anlaşması 7 Temmuz 2001 tarihinde Kulüp Başkanı Tansel Önder'in İzmir'deki bürosunda gerçekleşti.

Futbolcular, başkanlarına ve yöneticilere güvenerek, boş mukavelelere imza attılar. Aydınspor, imzalananan mukavelelerin bu olaya şahit olan gazetecilerin önünde 1'er yıllık olduğunu söyledi. Oysa sonradan çirkin ve rezil olay anlaşıldı.

Aydınsporlu futbolcuların boş mukavelelere attıkları imzaların noterden tasdit olduğu öğrenildi. Öğrenildi ama, bakın ne kadar büyük bir sahtekarlık yapıldı.

Aydınspor, Futbol Federasyonu'na gönderdiği sözleşmelerde 1 yıllık diye açıkladığı Çetin'in 3, Serkan ve Evren'in 5'er yıllık mukavele yaptığı ortaya çıktı.

ALDATILDILAR

Olay şöyle gerçekleşti... Aydınsporlu yöneticiler, imzalanmış boş mukaveleleri Aydın'da bir noterde tasdik ettirdiler. Oysa, noterlik kanununa göre noter, imza tasdik ederken karşısında imza sahibini görür. Ayrıca, o imza sahibinin hüviyetini de tesbit eder ve daha da önemlisi, mukavelede yazılan şartları imzalayan kişinin yüzüne okur. Zira bu, bir noterin imza anında yapması gereken bir uygulamadır. Ama bizim Aydın'ın 3. noteri Faruk Yapıcı, tam tersine futbolcuları görmeden Aydınsporlu yöneticilerin önüne koyduğu sonradan doldurulmuş boş mukaveleleri tasdik eder.

Aydınsporlu yöneticiler için mukavele müddetinin boş olduğu yere 3 ve 5 yazmak çok basit olur. Basit olur ama, yanlış hesap da Bağdat'tan döner tabii. Bu futbolcular şimdi Gölcük'teki kampı terketmişler haklı olarak. Yalnız o futbolcular değil, takım arkadaşları da isyan etmiş. Zira Aydınspor, aynı noter aracılığıyla futbolcularının mukavelelerini, onların farkında olmadan istediği tarihe kadar uzatmış, tasdik ettirmiş ve Futbol Federasyonu'na göndermiş.

Ben önce futbolculara kızıyorum. Profesyonel Futbolcular Derneği Başkanı ve eski bir futbolcu ağabeyleri olarak hep onlara, ‘‘Sakın ha boş mukaveleye imza atmayın’’ dedim. ‘‘Eğer size büyük transfer rakamları söz veriyorlarsa, azına razı olun, rakamları mukavelelerinize yazdırın. Zira Futbol Federasyonu özel anlaşmaları kabul etmiyor’’ diye de uyardım. Şimdi gördünüz mü olanları? Sen boş mukaveleye imza at, sonra da temizlemeye çalış.

Gelelim Aydınsporlu yöneticilere... Yöneticilik demek, dürüstlük demektir. Yöneticilik demek futbolcusuna sevgi ve saygıya dayalı bir diyalog kurmak demektir. Futbolcular bir hata yapmış, boş mukaveleye imza atmışlar. Siz hangi ahlak kuralları içinde gidip kafanıza göre bir noter buluyorsunuz ve mukavelenin boş yerlerine 3 ve 5'er yıllık tarihler atıyorsunuz.

NOTERİN YANLIŞI

Ve sen Aydın 3. Noteri Faruk Yapıcı, yaptığın işin bir sahtekarlık olduğunun farkında mısın? Eğer Türkiye'de Adalet Bakanlığı varsa hemen bu olaya parmak basmalı ve karşısında imza sahibini görmeden, hüviyet tesbit etmeden ve ona imzaladığı metni okumadan mukavele tasdik eden Faruk Yapıcı'nın noterlik işine son vermelidir, hakkında takibat açmalıdır.

Ve Futbol Federasyonu'na... Ulusoy ve Aksu, Aydınsporlu yöneticilerin bu yaptıkları sahtekarlığa duyarsız mı kalacaksınız? Onlara bunun hesabını sormayacak mısınız? Daha da önemlisi bu üç futbolcunun hakkını teslim etmeyecek misiniz?

Sayın Güreli'nin açıklaması

GEÇTİĞİMİZ hafta hatırlayacaksınız Sayın Hüsnü Güreli ile NTV televizyonunda ve Hürriyet'teki sütunumda fikir alışverişinde bulunduk. Sayın Güreli, Beşiktaş'ın mali konuları hakkında bilgiler verdi. Karşılıklı dertleştik. Şimdi aşağıda Sayın Güreli'nin açıklamasını okuyacaksınız.

‘‘Sayın Şeren, Türkiye'nin kaderi, Türkiye gerçeği ile paraleldir. Sermaye birikimi yoktur. Yıllardır bonservis bedelleri bütçeleri aşar. Oyuncu kapma savaşı yapıldığı zannedilirken, astronomik bedeller ödenir. Sermaye olmadığı için kaynak borçlanmadır. Bu borç para da bankalardan alınır. Krizi tanımadığımız günlerde bütün bankalar haklı olarak size para satmak için yarışırlar. Alacakla borç ödenmez, doğrudur. Ama söylemek istediğim çok açık bir şey vardır. Eğer bonservis bedeli ödemezseniz kulübün gelirleri ile futbol takımının ve diğer amatör şubelerin giderleri ve kulübün genel giderleri arasında müsbet bir fark kalır. Bu bir fondur. Yani kardır. Bu fon ile yatırım ve futbolcu alımı yapmazsanız, geçmişten gelen borçlarınızı ödeyebilirsiniz.

ÇILGINLIK YAPILMAZ

30 milyon dolar geliriniz varsa, 15 milyon dolar da toplam gideriniz olursa, 15 milyon dolar müsbet fark olarak sizin geçmişten gelen borçlarınızı belirli bir zaman içinde ödemeye yeter. Ama benim esas üzerinde durmak istediğim husus şudur. Borçlanırken her kulübün mali yapısına uygun borçlanması gerekir. Sportif başarıya ulaşacağım diye çılgınlık yapıp, borcunuzu ödenemez bir seviyeye getirmemeniz gerekir.

Fon yaratmak için en doğru yol, kulüplerin halka açılması ve topladığı paranın bir kısmı ile futbolcu üreten özkaynak düzenini kurması, iktisadi açıdan en etkili ve rasyonel tercihtir.

En derin saygılarımla.’’


Futbol Federasyonu VakfI

Futbol Federasyonumuz, Kemal Onar'ın başkanlıında iki yıl önce bir çalışma başlattı. Profesyonel futbolcuların futbolu bıraktıkları zaman havada kalmamaları, belirli bir ikramiye ve emekli maaşıyla hayatlarını devam ettirebilmeleri için bir vakıf kurdu.

Bu vakıf şimdi geçerlilik kazandı. Her yıl futbolculardan 500'er dolar kesiliyor, yahut kulüp yönetimleri ödüyor ve bu para bir fonda toplanıyor. Futbolculardan kesilen bu paralar, 10 yıl sonra tekrardan futbolculara dönecek. Ben, bu süreye karşıyım. Nedenini izah edeyim.

Bugün 25 yaş ve üzerindeki futbolcular 10 yıl süreyle 500'er dolar ödeyecek. Ama kaç tanesi acaba futbol hayatlarını 10 yıl daha sürdürebilecekler?

Kemal Onar'la bunu defalarca konuştum. ‘‘Kaptan’’ dedi, ‘‘Fonda büyük bir rakam toplanmazsa, çocuk kötü doğar.’’ İyi güzel de, bir futbolcu 50-55 yaşına kadar sahada top koşturamıyor ki. Belki, kurulan vakıf, bugünden başlayarak 10 yıl futbol oynayanlar için fevkalade. Ancak, 7 yıl sonra futbol oynayamayacak durumda ise, o futbolcunun hakkı yenmiş olmuyor mu?

Siz bir futbolcuya, ‘‘Şu yaşa kadar futbol oynamak zorundasın’’ diyebilir misiniz? Futbolcu koltuk değneği ile sahaya mı çıkacak. Önerim şu. En azından geri dönüş iki kademeli olmalı. İlkinde 5 yıl, futbolcu devam ediyorsa 10 yıl. 5 yıl sonra futbolu bırakan tabii ki, 10 yıl sonra bırakandan çok daha az bir paraya kavuşacak ama kavuşacak. Yatırdığı veya onun için yatırılacak paraların bir karşılığını alacak. Türkiye Futbol Federasyonu, vakıf yönetimi ve mütevelli heyeti bu konuyu düşünmeli.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI