« Hürriyet.com.tr

Ayasofya ve Topkapı Sarayıhem bir mabet, hem bir armağan

Ne için yapılırsa yapılsın, kime adanırsa adansın, dünya durdukça Ayasofya ve Topkapı sarayı, şehrin en önemli yapılardan olma özelliğini sürdürecek.

Ahmet ÜMİT
X

İstanbul’un benim için vazgeçilmez anıt binalarından biri Ayasofya’dır. Sadece İstanbul’da değil dünya uygarlık mirasının da ilk sıralarında yer alır. Ondan yüzlerce yıl sonra yapılan Londra’daki Aziz Paul Katedrali, Roma’daki Aziz Pier Katedrali ve Milano’daki Duomo Katedrali bile Ayasofya’nın görkemine ulaşamamıştır. Ayasofya şehrin birinci tepesinin üzerine kurulmuştur. Bulunduğu yer binlerce yıl kutsal mekânlara zemin olmuştur. Pagan dönemde burada bir Atena tapınağı bulunduğundan söz edilir, Hıristiyanlık döneminde ise günümüzdeki Ayasofya’dan önce iki kilise inşa edilmiştir. Tümüyle ahşap olan ilki bir yangında kül olmuş, ikincisi ise 532 yılında patlak veren Nika ayaklanmasında harabeye çevrilmiştir.

‘SENİ SEÇTİM EY SÜLEYMAN’

Ayasofya ve Topkapı Sarayıhem bir mabet, hem bir armağan

Bugünkü Ayasofya, İmparator Justinyen tarafından yaptırılmıştır. Kilisenin yapımı boyunca bütün imparatorluk seferber olmuştur. İnşaatta sadece mimarlar değil matematikçi Tralleisli Anthemos ile geometri bilgini Miletoslu İsidoros da görev aldı. Yaklaşık on bin işçinin gece gündüz demeden çalıştığı yapıt beş yılda tamamlanabilmiştir. Eser tamamlandığında o güne kadar yapılan en büyük kubbeye sahip yapı unvanını almıştı ki, aradan bin yıl geçtikten sonra bile, bizim Mimar Sinan hem Süleymaniye Camii’nde hem de Selimiye’de bu genişlikte bir kubbe yapamamıştır... Eserinin görkeminin farkında olan Jüstinyen, kilisenin açılışında, yeryüzündeki ilk tapınağı yapan Yahudilerin kralı Süleyman Peygamber’e şöyle seslemişti: “Görüyor musun ey Süleyman, seni geçtim.”

Ama bu anıt yapının sadece İsa Peygamber’e adandığını düşünmek yanlış olur. Nika ayaklanmasında Jüstinyen’in kaçmasına engel olan bir kadın vardı: İmparatoriçe Teodora. Justinyen’in Konstantinopolis kerhanelerinde tanışıp imparatoriçesi yaptığı kadın. Ve tutkuyla beslenen o muhteşem aşk. Ayasofya’yı gezerken, karşılaşacağınız o zarif sütunların başlıklarında Jüstinyen ile Teodora’nın baş harflerinden oluşan monogramları göreceksiniz. Yani Ayasofya bir mabet olduğu kadar, aşktan gözü dönmüş bir imparatorun, sevdiği kadın için yaptırdığı devasa bir anıttır da... Ama ne için yapılırsa yapılsın, kime adanırsa adansın, dünya durdukça Ayasofya insanlık tarihindeki en önemli yapılardan biri olma özelliğini sürdürecek.

ZİRVE MÜCADELESİ SÜRÜYOR

Uzun bir süre Ayasofya Müzesi, ziyaretçi sayısı bakımından Topkapı Sarayı’nın önünde oldu. Ancak geçen yıl Topkapı Sarayı’nı 3 milyon 760 bin 548 kişi gezdi. Ayasofya’yı gezenlerin sayısı 3 milyon 298 bin 286’da kaldı. Ancak bu yıl ne olacağı son günlerde belli olacak. Son 10 günün rakamları hariç Ayasofya’yı 2014 boyunda yaklaşık 3.5 milyon kişi ziyaret etti.

TOPKAPI SARAYI / İSTANBUL

Ayasofya ve Topkapı Sarayıhem bir mabet, hem bir armağan

ENGİN GÖNÜLLÜ ZARAFET

Topkapı Sarayı, şehrin birinci tepesinde yer alır: Nasıl ki bu şehri kuran Kral Byzas, kalesini birinci tepeye yerleştirdiyse, nasıl ki şehri Roma İmparatorluğu’nun başkenti yapan Konstantin sarayını birinci tepeye yaptırdıysa, Fatih Sultan Mehmed de dünyayı yönetmek için en uygun yerin Sarayburnu olacağına karar vermekte gecikmedi.

Sultan, sarayından hem Asya hem de Avrupa’ya bakarak, kendisinin cihan padişahı olduğunu yaşayarak, görerek hissetmek istemiş olmalı. Hatta sarayın mimari planının bile kendisi tarafından çizildiği söylenir. Saray’ın yapımına 1460’ta başlanmış 1478’e kadar sürmüştür. Ama Fatih’ten sonra gelen, II. Beyazıd, Yavuz Selim, Kanuni, II. Selim ve III. Murad döneminde de yapım işleri devam etmiş, bu padişahlar da sarayı her geçen gün biraz daha büyütmüşlerdir.

Ayasofya ve Topkapı Sarayıhem bir mabet, hem bir armağan

Topkapı Sarayı şatafattan, süsten, abartıdan uzak son derece simgesel ve işlevsel bir yapıdır. Üç kapıdan oluşur; ilk kapı ‘Bab-ı Hümayun’dur, yani padişahlık kapısı. Sarayı çevreleyen surların üzerindeki kapıdır; Acem usulüne göre yapılmıştır. Alay Meydanı’na açılır. İkinci kapı ‘Bab-üs Selam’dır, yani selam kapısı; zamanın Avrupa tarzına göre yapılmıştır. Divan Meydanı’na açılır. Buraya Adalet Meydanı da denir, çünkü adalet sarayı buradadır. Üçüncü kapıya ise ‘Bab-üs Saade’ denir, yani saadet kapısı. Endurun Meydanı’na açılır. Padişahın yaşadığı alan burasıdır. ‘Bab-üs Saade’ Türk tarzına göre yapılmıştır. Türk otağını andırır. Bu üç kapının yapım tarzı, bizlere dönemin belli başlı üç uygarlığının, Acem, Avrupa ve Türk mimari kültürünün birleşimini sunar. Osmanlı İmparatorluğu’nun, bünyesinde bütün kültürleri kapsayan büyük bir dünya devleti olduğunu da anlatır.

Topkapı Sarayı’nda gördüğümüz her oda, her salon, her bahçe, her ağaç, her çeşme bir anlam taşır. Dini anlamlar, politik anlamlar, sosyal anlamlar. Bu binaların her köşesi, her bucağı, dört yüzyıllık saltanat dönemine dair yüzlerce sırrı saklar, sevinçli, heyecanlı, korkunç olaylardan oluşan yüzlerce hikâye anlatır.

MAHREM, NEFRET, ACI

Ayasofya ve Topkapı Sarayıhem bir mabet, hem bir armağan

Elbette insanların en çok ilgisini çeken köşelerden biri de haremdir. Özellikle Batılı erkeklerin rüyalarını süsleyen bu mahrem alan, aslında en büyük iktidar çekişmelerinin, en büyük acıların, en büyük nefretlerin yaşandığı bir mekândır.

ÜÇ KİŞİDEN BİRİ HAREM'E DE GİTTİ

Topkapı Sarayı da Ayasofya gibi 3.5 milyon ziyaretçi sayısını geçti. Ancak en çok ziyaret edilen yerler arasında zirvede olup olmayacağı son 10 günlük rakamların netleşmesiyle ortaya çıkacak. Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Ahmet Halûk Dursun, Topkapı Sarayı ile ilgili yeni ve önemli bazı bilgiler verdi. 2015’te bağımsız bir birlik olan Zülüflü Baltacılar Ocağı, Harem içindeki Kara Ağalar Mescidi, Harem Kadınlar Meclisi, Hünkâr Sofası, Harem Müzik Odası gibi bölümler ziyarete açılacak. Topkapı Sarayı’ndaki Harem ise en çok gezilen müzeler arasında sayılıyor. Harem’e gidenlerin sayısı ise son 10 gün hariç 2014’te toplam 1 milyon 35 bin. Yani Topkapı Sarayı’nı gezen her üç kişiden biri aynı zamanda Harem’i de ziyaret etti.

Kaynak: Ahmet ÜMİT

Seyahat HaberiSeyahat Haberi
Ege'nin huzurlu noktası: Seferihisar
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
48 saatte Akyaka'yı keşfedin!
YollardaYollarda
Yolunuzu İzlanda’ya düşürmek için 10 sebep!
YollardaYollarda
Rotanızda İtalya varsa, gitmeden önce biraz İtalya şakasına ne dersiniz?
Seyahat HaberiSeyahat Haberi
48 saatte Bangkok'u keşfedin!
YollardaYollarda
Uçak kalkarken ve inerken telefonumuzu neden kapatmalıyız?