"Ayşe Arman" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Arman" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Arman

Ayağınızın kölesi olabilir miyim?

Bir ayak yazısı yazdım, aklınızın almayacağı kadar mail aldım. Bir tanesi vardı ki, son derece kısaydı, ‘‘Bir adam ayaklarıma aşık oldu. Ben de ona...’’ yazılmıştı. Altında da bir telefon numarası.

Bir şey beni dürttü, aradım. Bu mini-röportaj telefonda yapıldı. Ben bu hanımefendiyi hiç görmedim, kim olduğunu bilmiyorum ama içtenliği için kendisine teşekkür ediyorum...


Ayaklarınız sizin için ne ifade ediyor?

- Hiçbirşey. Hep utandım ayaklarımdan. Çok büyükler bir kere. Sevişirken bile saklardım, mutlaka yorganın altına filan sokardım. En büyük kompleksimdi, gıptayla bakardım küçük ayaklı kadınlara. Hayatım boyunca hiç açık ayakkabı giymedim. Tuhaf bir şey tabii, ayaklarından hoşlanmayan bir kadının ayakkabı manyağı olması. Öyleyim. Bütün paramı ayakkabılara yatırırım. Kapalı olacak tabii. Ve çirkin ayaklarım onların güzelliği içinde kaybolacak.

Peki başkalarının ayakları?

- Hiç düşünmedim bile. Bir erkeğin ayaklarına bakmak aklıma daha gelmedi. Karaciğer ne ifade ediyorsa, ayaklar da benim için öyleydi. Fonksiyonu olan diğer organlarımız gibi bir şey. Var ama farkında değiliz pek. Ayaklarına renkli oje süren kadınları da açıkçası biraz küçümserdim. Salakmışım tabii.

Peki işe yarayan diğer organlarımızdan farkı neymiş? Yürümek dışında size ne fayda sağladı?

- Bir adam ayaklarıma aşık oldu! Ben de ona. Ayaklarım sayesinde müthiş bir ilişki yaşadım.

Hani çirkin ve büyüktü ayaklarınız?

- 40 numara. Küçük sayılmaz değil mi? Ve ben onların hep çirkin olduğunu düşünürdüm. Ama şu terlik modası o kadar yaygınlaştı ki, canıma tak etti. Ben de alacağım şunlardan bir tane dedim. İşi kırdım bir gün, Akmerkez'den aldım. Sıkı da para ödedim, İtalyan'dı, çok zarif bir şey, iki bantlı, yüksek topuklu, ayağı olduğu gibi kavrıyor. Benim ayaklarımı bile güzel gösteriyor. Sonra vaktim vardı, Bebek'e indim. Kahveye doğru gidiyorum, karşıdan karşıya geçiyorum. Tam Mac Dondals'ın oraya geldim, baktım arkamdan genç bir adam koşuyor. Bir doksan boyunda, otuzlarının başında son derece yakışıklı biri. Adres soracak filan zannettim. Afedersiniz dedi, sizi karşıdan karşıya geçerken gördüm ve sırf ayaklarınıza hayran olduğumu söylemek için arabamı bıraktım, peşinizden geldim. Beni bir sokak serserisi zannetmenizi istemem, hayatımda ilk defa böyle bir şey yapıyorum. Ama ben sizin ayaklarınızın kölesi olmak istiyorum...

Bu da iyiymiş. Tepkiniz ne oldu?

- Dalga geçiyor zannettim. Güldüm. Baktım ciddi. Çok ciddi. Ne demek ayaklarımın kölesi dedim. Sizden telefon numaranızı istemeyeceğim, kendiminkini vereceğim, bir çılgınlık yapın beni arayın dedi.

Aradınız mı?

- Aylar sonra. Sıkıntılı bir dönem yaşıyordum. 42 yaşında bir kadınım ben, boşandım, hesap vereceğim kimse yok, çok yoğun bir iş hayatım var, zaten hayatım çalışmakla geçiyor, kuru kuru bir hayattı, beni tutan ne vardı? Alo dedim, Bebek'teki 40 numara ayaklı kadın arıyor. Hemen buluştuk. Nedir bu ayak saplantınız diye başladım. Kısa bir süre sonra da ben bir ayak fetişistine aşık olmuştum.

Ayaklarınız bu duruma ne dedi?

- Onlar bayram etti. İlişkimiz boyunca. Birileri sürekli onları yıkıyor, öpüyor, kremliyordu. Böyle anlatınca komik oluyor. Ama ayak gerçekten erojen bir organ. Ayak fetişistleri de öyle kutu gibi küçük ayak sevmiyor. Makbül olan ayaklar benimki gibi. Tabii 40 yıl sonra 40 numara ayaklarımın kıymetini anladım ya, inanılmaz hoşuma gitti! Ve tabii bakımlı olacaklar...

Bu olaydan sonra ayaklarınıza daha mı fazla özen gösteriyorsunuz?

- Telefonda olmasak hemen gösterirdim, kırmızı ojelerimi. Artık sadece cila sürmüyorum. Kıyafetime uygun renkli ojeler seçiyorum. Pedikürüme neredeyse manikürümden daha fazla önem veriyorum. Ben de sever oldum ayaklarımı. Ve sevgilimin pek çok ayak fetişisti arkadaşıyla tanıştım. Onların bir siteleri var, birbirlerini buluyorlar. Evli olanları var, karılarıyla ayak aşklarını paylaşamayanları var. Gizliyorlar. Fetişist olduklarının anlaşılmasından korkuyorlar. Bazıları, kadınların sırf ayaklarıyla ilişki kuruyorlar. Benim ilişkimde de ayaklarımın önemi neredeyse göğüslerim kadar. Zor tabii bunları anlatmak...

Yani ayaklarınız kraliçe muamelesi görüyor!

- Hem de nasıl.

Siz de başkalarının ayaklarına dikkat eder hale geldiniz mi?

- Ben fetişist değilim ki. Ama ayak fetişistleri bizim zannettiğimizden o kadar fazla ki, en azından onlar için kendi ayaklarıma özen gösteriyorum şimdi. Ve artık gururla açık ayakkabı giyiyorum.

Sevgiliniz başka kadınların ayaklarına baktığı zaman kıskanıyor musunuz?

- Yok. Çünkü açığız birbirimize. Benden 11 yaş küçük, aynı zamanda çok da iyi arkadaşız. Bazen ayak avına çıkıyoruz. Hadi bu sefer de Bağdat Caddesi'ne ava gidelim diyoruz. Caddede yürürken, kafası sürekli yerlerde. Ben gülüyorum, o ise çok heyecanlanıyor. Gösteriyor, hangi ayakları beğeniyor. Yaz ne olur hiç bitmesin diyor...

Son soru, o çift bantlı, İtalyan terliklere ne oldu?

- Vermiyor bana onları geri, saklıyor...
X