Gündem Haberleri

GÜNDEM

    AVRUPA'nın MLADİÇ'i

    Şerif Turgut
    28.05.2011 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Turnusol kağıdı gibidir savaş… İnsanın içindeki iyiyi, kötüyü daha bir ivedilikle ve de tüm çıplaklığıyla ortaya çıkarı çıkarıverir.

    İnsanın içinin bu kadar rahatlıkla ortaya seriliverdiği ateş hatlarında bazılarının matruşkalarından da sonsuz kötülük çıkar. İşte onlardan biriydi resmi adıyla Sırp General Ratko Mladiç, kurbanlarının tabiriyle “Vampir”. Nihayet dün tutuklandı.

     

    Yakalanmadı, zira son yıllara kadar düğünlerde dans ediyor, futbol maçlarına gidiyor, restoranlarda yemek yerken görülüyordu. Tabi bu arada çok da iyi korunuyordu. Yalnızca milliyetçi Sırplar da değildi koruyan, uluslararası seyahatler edebilecek kadar rahattı.

     /images/100/0x0/55eb62d6f018fbb8f8bdc400

    AVRUPA BİRLİĞİ DÖNEMECİ

    Gün geldi Sırbistan’ın Avrupa Birliği (AB) üyeliği geldi çattı. Avrupa ülkeleri, bir bir Mladiç’in tutuklanmasını üyelik görüşme şartlarından çıkarma kararı aldı, parlamentolarından yasalar çıkardı.

     

    Ara sıra da olsa hatırlatmada bulunan medya ile yüreği henüz kabuk bağlamamış az sayıda Batılı aydın ve parlamenter ise Uluslararası eski Yugoslav Savaş Suçları Mahkemesi aracılığıyla baskı oluşturmaya çalıştı. Ayrıca, mahkeme yakında kapısına kilit vuracağını açıklamaya hazırlanıyordu.

     

    6 BİN GÜNDÜR BEKLENEN GÜN

    Oysa kurbanlar tam 6 bin günden uzun süre, her gün, umut(suzluk)la dünü yani “o günü” beklediler. İçi eriyenler, kişiliğini eritenlerden zayıf olduklarından acılarını pek kimse umursamadı. Hayatımda ağlayan, ama göz pınarları kuruduğu için artık gözlerinden yaş akmayan bu kadar çok insanı bir tek Bosna’da gördüm. Çok değil iki dilekleri vardı: Başta Mladiç olmak üzere suçlular ceza alsın, bir de sevdiklerinin kemikleri bulunsun ki en azından ziyaret edebilecekleri mezarları olsun. Ama acılara, yok sayılmaya tecrübeliydiler.

     

    Yıllarca kuşatma altındaki kentlerde; Saraybosna, Srebreniça, Gorajde, Zepa ve Bihaç’ta her gün katliama uğramışlar, kendilerini savunma hakkı dahi ellerinden alınmış, silah ambargosu altında açlık ve soğukla da mücadele ederek ayakta ve hayatta kalmaya çalışmışlardı. Üstüne üstlük Birleşmiş Milletler koruması altında güvenli bölge ilan edilen kentlerden Srebreniça’da Boşnakların elinde var olan üç-beş silahı da Hollandalı BM askerleri toplamıştı.

     

    CLINTON’DAN KAN DONDURAN AÇIKLAMALAR

    Amerikalı tarihçi-yazar Taylor Branch’in, Clinton’la 1993 yılında yaptığı röportajdaki (2009 yılında yayınlandı), insanı şok eden, neredeyse Makyavelli’yi mezarından fırlatacak açıklamalar, Bosna’da yaşananları tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyordu.

     

    Şöyle diyordu Clinton, “ABD’nin Avrupa’daki müttefikleri silah ambargosunun kaldırılması ya da yeniden düzenlenmesi yönünde getirdiğimiz önerileri bloke ettiler. Resmi söylemde, bu tavırlarını insani kaygılara dayandırıp ambargonun kaldırılmasının katliamları daha da ateşleyeceğini savundular. Fakat özel görüşmelerde, kilit müttefiklerimiz Bosna'nın Avrupa'nın tek Müslüman milleti olarak bağımsız bir devlet olmasının ‘doğal’ olmayacağı iddiasıyla itiraz ettiler. Yani, ambargonun devamını aslında Bosna'nın bağımsızlığını engelleyeceği için istediler. Bu argümanı en ateşli savunan, Bosna'nın Avrupa'ya ait olmadığını, Bosna'nın Avrupalı sayılmayacağını çekinmeden söyleyen Fransa Cumhurbaşkanı Mitterrand'dı. Bununla beraber, İngiliz yetkililer de, Hristiyan Avrupa'nın yeniden kurulmasının acılı da olsa gerçekleştirilmesi gereken bir süreç olduğunu açıkça söylediler.”

     

    Bu yüzdendir ki dün haber duyulur duyulmaz, Avrupalı liderlerin çoğu Sırbistan'ı kutlamak, AB’ye kadar yaklaştıklarını söylemek için sıraya geçtiler. Haksızlık etmeyelim, içlerinde savaşın kurbanlarını da ananlar da oldu.

     

    MUTLUYKEN HÜZÜNLÜYÜZ, DANS EDERKEN AĞLIYORUZ

    Biz yine de çok sevindik dün Mladiç’in yakalandığı haberini aldığımızda… Öyle bir sevinçti ki bir taraftan insanı mutluluğun doruklarına taşırken, diğer taraftan hüznün en derinliğine gömen… Hüngür hüngür ağlayarak, avazı çıktığı kadar bağırmak ve de bitik düşene dek dans etmek gibi… Meğer bu iki uç duygu aynı anda bu kadar yoğun yaşanabilirmiş…

     

    Bir yanda toptan katledilen Srebreniça, kuşatma altı Saraybosna’sında her gün saydığımız cesetler, ölülerimizin belleklerimizden çıkmayacak yüzleri, diğer yanda geç de olsa onları katleden ya da ölüm emrini veren “baş katil”in tutuklandığı haberi. Tuhaf bir duygu sarhoşluğu…

     

    Ve de yeminlerimiz; “BİR DAHA ASLA”… UNUTMA!

     

    ŞERİF TURGUT'UN OBJEKTİFİNDEN BOSNA DRAMI / FOTO ANALİZ

     

    *Türkiye'nin ilk kadın savaş muhabiri olan Şerif Turgut, 200 binden fazla insanın hayatını kaybettiği Bosna Savaşı sırasında yaptığı yayınlarla ün kazandı. Bu dönemdeki haberleriyle hem yurtiçinde hem de yurtdışında 10'un üzerinde ödül aldı. Turgut, gazeteci olarak Kosova ve Irak gibi birçok çatışma bölgesinde görev yaptıktan sonra BM çalışanı olarak da Afrika'da bulundu.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı