Avrupa’nın ayıbı

Hürriyet Haber
23.10.2015 - 12:23 | Son Güncelleme:

BİR yanda savaştan, bombadan, kurşundan kaçan insanlar.

Yaşlı nineler, yürümekte güçlük çeken dedeler, anneler, babalar, kızlı-erkekli gepegenç insanlar, çocuklar, bebekler...

Varlarını yoklarını sırt çantalarına doldurup umut yolculuğuna çıkmış insanlar.
Vatanlarından, yakınlarından, sevenlerinden, sevdiklerinden ayrılmak zorunda kalmış insanlar.
Hatta çocuklarından ve eşlerinden bile.
Tek hayalleri bir Avrupa ülkesine sağ salim ulaşıp, huzur içinde yaşamak.
Yeniden yaşama tutunmak.
Diğer yanda çağdaş Avrupa.
Medeniyetler projesi olarak bilinen Avrupa Birliği’ne (AB) üye ülkeler.
Balkanlar’dan gelen sığınmacıların önünü kesmek için Macaristan kapılarını kapatıyor.
Avrupa’da duvarların yıkılmasında etkin rol oynayan Macaristan, sınırlara dikenli teller çekerek, hayatta kalabilmek için kapılarına dayanan savunmasız insanları geri çeviriyor.
Bir süre kapılarını açan Hırvatistan da öyle.
Kapılarını kapatıyor.
Slovenya’ya yönlenen bu çaresiz insanlar, sınır kapılarında günlerce bekletiliyor.
Geceyi sokakta geçiren insanlar.
Battaniyelere bürünmüş tiril tiril titreyen çocuklar, birkaç aylık bebekler de var aralarında.
Yürekleri sızlatan bir tablo.
Ama çağdaş Avrupa ülkelerinin çoğundaki politikacılar seyirci.
Sanki yürekleri taş olmuş.

* * *

Dünyanın en gelişmiş ve en zengin ülkelerinin ilk sıralarında yer alan Almanya’da bile bazı politikacılar “Sınırlarda kontroller artırılsın”, “Herkes içeri alınmasın” diyorlar.
“Sığınmacı sayısının da bir üst sınırı olmalı. Almanya bu yükün altından kalkamaz” diyorlar.

Macaristan’ın sınırlarını kapatmasından sonra Almanya’nın kapılarını sığınmacılara sonuna kadar açan ve diğer ülkelerdeki politikacılara tam bir insanlık dersi veren Almanya Başbakanı Angela Merkel zor durumda.

Kardeş parti olarak bilinen Hıristiyan Sosyal Birlik Parti (CSU) Başbakan Merkel’e, “Bu politikadan vazgeç” diye baskı yapıyor.
Genel başkanlığını yaptığı Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi’nden (CDU) de benzer çatlak sesler yükselmeye başladı.
Ama, Almanya’nın kapılarını açarak Avrupa’nın onurunu kurtaran Angela Merkel, “Başarırız” diyerek politikasında ısrar ediyor.
“Üst sınır koymak bizim Anayasa’mızla bağdaşmaz. Bizim insanlık anlayışımızla bağdaşmaz” diyor.

* * *

Son yapılan kamuoyu yoklamalarına göre ise Almanların yüzde 48’i, sınırların kapatılıp, “Sığınmacı akınına dur” denilmesini istiyor.
Yüzde 40’ı da Merkel’in politikasını destekliyor.

Tartışmalar yoğunlaşırken Almanya’nın çeşitli kesimlerinde sığınmacılara karşı tepkiler de artıyor.
Almanya’da yabancı düşmanı, İslam düşmanı aşırı sağcı partiler güçleniyor.
Pegida kısa adıyla tanınan Batı’nın İslamlaşmasına Karşı Yurtsever Avrupalılar sokaklara dökülüyor.
Bu gösterilere katılanların sayısı her geçen hafta artıyor.

Sağ popülist Almanya İçin Alternatif (AfD) sığınmacı karşıtı politikası sayesinde oylarını artırıyor.
Federal İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere, sığınmacılara ve kaldıkları binalara saldırıların bu yıl tedirgin edici düzeyde arttığına dikkati çekiyor.

Federal Kriminal Dairesi (BKA), sığınmacılara dönük saldırıların çok büyük bir bölümünün 20-25 yaş grubu gençler tarafından işlendiğinin belirlendiğini açıklıyor.

BKA’nın açıklamasında, zanlıların yüzde 34’ünün aşırı sağcı, diğerlerinin ise sıradan vatandaş olduğu yer alıyor.
Sığınmacılara karşı benzer saldırılar İsveç’te, İngiltere’de, Fransa’da, Avusturya’da ve başka AB ülkelerinde de yaşanıyor.
Yani çağdaş Avrupada, tam bir çağdışı ayıp yaşanıyor.

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı