Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Avrupa'da İslam meselesi açık açık tartışılmalı

    Der Spiegel
    23 Aralık 2009 - 16:57Son Güncelleme : 23 Aralık 2009 - 18:06

    Avrupa’da İslam (Islam in Europe) kitabının yazarı ABD’li siyaset analisti Christopher Caldwell, tabular ve önyargının Avrupa’da Müslümanların toplum dışına itilme sorununun açık açık tartılmasını engellediğini düşünüyor.

    Der Spiegel dergisi ABD’li siyaset analisti Christopher Caldwell ile Avrupa’daki İslam anlayışına yönelik bir röportaj gerçekleştirdi. Caldwell, İsviçre’de geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen minare yasağından, kıtadaki genel İslam anlayışına kadar birçok farklı konudaki soruya cevap verdi.

    MESELE AÇIK BİR ŞEKİLDE TARTIŞILMALI

    Avrupa’da Müslümanlık ve İslam gibi konularda resmi tartışmalar ile kamuoyunda yapılan tartışmalar arasında büyük bir uçurum olduğunu belirten analist, İsviçre’deki minare yasağı için, “Halk oylamasında bu yasağa büyük bir oranda karşı çıkılmasına karşın, resmi referandumda yasak kabul edildi. Avrupalıların resmi tartışmalar ile kamuoyundaki tartışmaların arasındaki bu uçurumun farkına varması gerekiyor” yorumunu yaptı.

    Analist aynı zamanda kıtadaki bazı ülkelerin İslam ve göç konusunda açık tartışmalar gerçekleştirebildiğini, özellikle Hollanda ve Danimarka’nın bu konuları derinlemesine tartışabildiğini ancak bazı ülkelerde bu tür konuşmalara karşı yasaklara getirildiğini belirtti.

    Bununla birlikte, Caldwell, bazı durumlarda anketlere katılan kişilerin bile hissettiklerini söylemek istemediklerini, söylemeleri durumunda sıkıntı yaşamaktan çekindiklerini de söyledi.

    “MÜSLÜMANLAR AVRUPA İÇİN TEHDİT DEĞİL”

    Reflections on the Revolution in Europe (Avrupa’daki Devrimin Yansımaları) adlı kitabında, Avrupa’nın Müslüman göçmenlerle ilişki kurma konusunda şüpheci bir yaklaşım getirdiği ve Müslümanları kıta için tehdit olarak gösterdiğine yönelik bir soruya, “Tehdit kelimesini kullanmadım. Yalnızca Avrupa’da iki uç anlayış var. Birileri Müslüman göçmenlerle sorun yaşamadıklarını dile getirirken, bazıları İslam’ın Avrupa’yı ele geçirdiğini iddia ediyor. Bense iki düşüncenin de yanlış olduğunu düşünüyorum. Kitabımda da bu konuya yeni bir bakış açışı getirmeye çalıştım” yanıtını verdi.

    İslam’ın, diğer azınlık gruplarından farklı zorluklar getirdiğine dikkat çeken Caldwell, dünya genelinde politik İslam’ın güçlenmesiyle, Avrupa’daki Müslümanların kendilerini bu dünyayla bağdaştırdıkları ve Avrupa’nın Müslüman dünya ile savaş halinde olduğu fikrine kapılmalarına neden olduğunu belirtti.

     ALMAN TÜRKLERE SAYGI DUYUYORUM

     

    Caldwell, Almanya’daki durumu nasıl değerlendirdiğine yönelik bir soru karşında, “Almanya oldukça özel bir durum. Avrupa’da Müslüman toplumun bu kadar güçlü ve uyumlu olduğu başka bir ülke daha yok. Almanyalı Türkleri çok seviyorum. Bana Çin asıllı ABD’lileri hatırlatıyor. Elbette başarılı olanlar da var, henüz yaşadıkları topluma ayak uydurmayı başaramayanlar da var” cevabını verdi.

    MÜSLÜMANLAR DEĞİŞİKLİKLERE AYAK UYDURMALI

    Analist, Avrupa’daki Müslüman nüfusun artmasının kıta için sorun yaratıp yaratmadığı sorusuna, “Nüfusun artması sorun değil. Asıl sorun, Müslüman göçmenlerin kültürlerini Avrupa’daki yapısal ve kültürel değişikliklere uyduramamalarından kaynaklanıyor” yanıtını verdi.

    Caldwell aynı zamanda, güvensiz, esnek ve özgün olmayan bir kültür, temelli, kendine güvenli ve ortak doktrinlerle güçlenen bir kültürle buluştuğunda, genelde ilk kültürün diğerini kendisine uydurduğuna dikkat çekti.

    İslam’ın kâğıt üzerinde Avrupa’daki en büyük ikinci din olduğunu belirten analist, gerçekte ise kıtada bu dine Hıristiyanlıktan daha fazla saygı duyulduğunu dile getirdi.

    Bütün bunlara ek olarak, Caldwell ABD’nin göçmenleri kendi kültüre entegre etme konusunda daha başarılı olduğunu, bu durumun ise ülkenin sert ekonomisinden kaynaklandığını belirtti ve “ABD’de göçmenler ekonominin bir parçası olmak zorunda, aksi halde ülkelerine geri dönmek zorunda kalırlar” yorumunu yaptı.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı