GeriAvrupa Zoraki evlilikte kriz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Zoraki evlilikte kriz

Zoraki evlilikte kriz

Almanya’da 24 Eylül 2017 tarihinde yapılan genel seçim akşamıydı. Medya mensuplarının çoğu gibi ben de, seçim sonuçlarını Başbakan Angela Merkel’in genel başkanlığını yaptığı Hıristiyan Demokrat Birlik Parti’nin genel merkezi Konrad Adenauer Evi’nde izliyordum.

Zoraki evlilikte krizAma bir gözümüz televizyon ekranlarında canlı yayın yapılan Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) genel merkezi Willy Brandt Evi’ndeydi.
Sandıklar kapandıktan sonra televizyon ekranlarına ilk tahmini sonuçlar yansıdı.
CDU ve kardeş parti Hıristiyan Sosyal Birlik Parti’nin (CSU) oyların yüzde 32’sini alacağından hareket ediliyordu.
CDU ve CSU’luların tam bir hayal kırıklığı yaşadığı yüzlerinden okunuyordu.
Bu 4 yıl öncesine göre yüzde 8’in üzerinde oy kaybıydı.
Wlilly Brandt Evi’ni dolduran SPD’liler ise tam bir hüzün yaşıyorlardı.
Çünkü SPD’nin oy oranı yüzde 20 civarındaydı.
Bu da yüzde 5’ten fazla oy kaybı anlamına geliyordu.

***
Sandıklar açıldıktan birkaç saat sonra resmi olmayan sonuçlar şekillenmeye başladı.
CDU/CSU’nun yüzde 32.5, SPD’nin yüzde 20.5, sağ popülist Almanya İçin Alternatif’in (AfD) yüzde 12.6, Hür Demokrat Parti’nin (FDP) yüzde 10.7, Sol Parti’nin yüzde 9.2 ve Yeşiller’in de yüzde 8.9 oy alacağına kesin gözüyle bakıldığı açıklandı.
Nitekim öyle de oldu.
Kesine yakın sonuçlar şekillenmeye başlar başlamaz, SPD’nin başbakan adayı Martin Schulz, partinin genel merkezi Willy Brandt Evi’nde kürsüye çıktı ve sonuçların kendileri için bir yenilgi olduğunu söyledi.
Aslında bu sadece bir yenilgi değil, tam bir hezimetti.
Çünkü bu, SPD’nin Almanya Federal Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1949 yılından beri aldığı en kötü sonuçtu.
Martin Schulz, “Şu çok açık: Seçmen bize muhalefet görevi verdi” dedi.
“Bizim için büyük koalisyon bugün bitiyor” dedi.
SPD Meclis Grup Başkanı Andrea Nahles de “Merkel’li veya Merkel’siz, CDU/CSU ile yeni bir işbirliği olmayacak” açıklamasında bulundu.
SPD’nin Meclis Grubu eski Başkanı Thomas Oppermann da “SPD’nin yeri muhalefettir” dedi.
Seçimlerden birkaç hafta sonra CDU/CSU, FDP ve Yeşiller arasında Jamaika koalisyonu (siyah, sarı, yeşil koalisyon) görüşmeleri başladı.
SPD’den hep, “Jamaika koalisyonu yatsa bile, biz CDU/CSU ile yeniden büyük koalisyon oluşturmaya yokuz” sesleri duyuldu.
Evet, FDP’nin yan çizmesi üzerine Jamaika koalisyonu suya düştü.

***
Bir dönem SPD Genel Başkanı ve uzun süre Federal Dışişleri Bakanı olarak görev yapan Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier, bunun üzerine devreye girdi.
CDU/CSU’lular ile SPD’lileri Cumhurbaşkanı makamı Bellevue Sarayı’nda bir araya getirdi. Büyük koalisyonun sürdürülmesini önerdi.
Nitekim öyle de oldu.
SPD’liler “Bizim yerimiz muhalefet” sözünü unutup, bu yıl Mart ayında yeniden Angela Merkel başbakanlığında CDU/CSU ile büyük koalisyon hükümetini kurdu.
Bu bir yerde zoraki evlilik idi.
Gönülsüz de olsa “Evet” dediler sosyal demokratlar.
Ama daha birkaç ay içinde görüş ayrılıkları arttı.
SPD’li Federal Maliye Bakanı Olaf Scholz, emekli aylıklarının 2040 yılına kadar son aylardaki kazancın yüzde 48’inin altına düşmemesinin garanti edilmesini gündeme getirdi.
CDU/CSU buna “Hayır” dedi.
Suriye’deki gelişmeler zoraki evliliği daha da zorlaştırdı.
Başbakan Merkel, olası bir müdahale halinde Almanya’nın seyirci kalamayacağını savunurken, SPD “Almanya’nın katılmasına kesinlikle karşıyız” diye tutturdu.
Bu da ortakların arasını daha da açtı.

***
Chemnitz kentinde bir Iraklı ve bir Suriyeli sığınmacının 35 yaşında bir Alman’ı öldürmesi üzerine aşırı sağcıların yabancı görünümlüleri hedef alıp, sürek avına çıktıkları yönündeki haberlerin uydurma olduğunu ileri süren Federal Anayasa Koruma Teşkilatı (BFV) Başkanı Hans-Georg Maassen’in görevden alınıp alınmaması kavgası ortakları birbirine düşürdü.
SPD, “Maassen böyle bir makamı hak etmiyor. Görevden alınmalı” diye bastırıyor.
İşveren konumundaki Federal İçişleri, İmar ve Yurt Bakanı Horst Seehofer, “Ben Maasse’ın arkasındayım. İstifa etmesi ve görevden alınması için bir neden yok” diyor.
Başbakan Angela Merkel ise iki arada bir derede kalmış gibi.
Ne yapacağını şaşırmış durumda.
Maassen’ı görevden alması için Seehofer’e baskı yapsa CSU’yu kaybedecek.
Aksi takdirde SPD’yi.
Evet, zoraki evlilikte ciddi bir kriz yaşanıyor.
Böyle giderse, erken seçim kapıda gibi gözüküyor.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle