GeriAvrupa Üç beş günde ‘Paris’i gezdik’ diyemezsiniz
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Üç beş günde ‘Paris’i gezdik’ diyemezsiniz

Üç beş günde ‘Paris’i gezdik’ diyemezsiniz

Avrupa’nın en çekici ve en popüler şehirlerinin başında gelen Fransa’nın romantik başkentinde o kadar çok zenginlik ve güzellik var ki, geziyi üç beş günle sınırlarsanız ‘şehri gezdik’ diyemezsiniz. Paris’i gezmek için zaman konusunda cömert olmanız gerekir.

AVRUPA’da gezilecek ve görülecek kentlerin başında hiç kuşkusuz ilk sırada Paris yer alır. Tarihi dokusu, müzeleri, kültürel zenginliği, sergi ve sanatsal etkinliklerin çokluğu kenti çekim merkezi yapıyor. Paris, ziyaretçilerini mutlu etmeye ve iyi hissettirmeyi de bilen bir kent. Sadece bunlar değil elbette. Daha fazlası var. Fransa’nın romantik başkentinin gezilecek ve görülecek o kadar çok yeri var ki, ‘üç beş günde ben bu şehri gezer, her yeri görürüm’ diye düşünüyorsanız baştan söyleyeyim bu düşünceden vazgeçin. Kısıtlı zamanınız varsa da önceden iyi bir gezi planı yapın.

Üç beş günde ‘Paris’i gezdik’ diyemezsiniz

OTEL TERCİHİ ÖNEMLİ
İlk iş olarak iyi bir otel seçimi yapmalısınız. Kentin çok iyi bir metro ağı var. 14 hatlı metro sizi her yere götürüyor. Metroların birbiriyle kesişmesi de yolculukta zaman tasarrufu sağlıyor. Bu nedenle metroya yakın bir otelde konaklamak önemli. Avrupa’nın en pahalı otellerinin bulunduğu bir kent olduğu da unutmamalı.
Görülecek yerler arasında ilk akla gelenler: Eyfel Kulesi, Notre Dame Katedrali (Yangın nedeniyle artık sadece dışarıdan görebilirsiniz), Louvre Müzesi, Lüksemburg Bahçesi, Montmarte yani Sanatçılar Tepesi, Beyaz Kilise, le Pere Lachaise Mezarlığı, Disneyland, elbette Şanzelize...

Üç beş günde ‘Paris’i gezdik’ diyemezsiniz

TURİSTLERİN İLGİNÇ GÖRÜNTÜLERİ
Fransızların dünyanın en güzel bulvarı olarak değerlendirdikleri Şanzelize, Paris’in en geniş caddesi. 70 metre genişlikteki caddenin ilk kilometresi düz, son iki kilometresi ise yokuş. Bulvarın yokuş olan bölümlerinde lüks mağazalar, pahalı kafeteryalar, sinema ve tiyatrolar bulunuyor. Caddede ilginç görüntüler de yaşanıyor. Yayalara yeşil ışık yanar yanmaz kendisini caddeye atan turistler, caddenin ortasında bir anda durup cep telefonlarıyla fotoğraf çekmeye başlıyor. Otomobiller hareket ettiği anda da panik halde caddenin öbür tarafına atıveriyorlar kendilerini. Sürücüler belli ki alışık oldukları bu durumu yadırgamıyor ve yolları kapattıkları halde turistlere korna çalıp kentin misafirlerini ürkütmüyor.

Üç beş günde ‘Paris’i gezdik’ diyemezsiniz

350 BİN ESER BİR MÜZEDE
Louvre Müzesi tam bir hazine. 350 bin eseri bünyesinde bulunduruyor. Bunların sadece yüzde 10’u olan 35 bin eser sergilenebiliyor. Müzeye inanılmaz ilgi var. Mona Lisa müzenin en çok merak edilen eseri. Uzun süre kuyrukta kaldıktan sonra Mona Lisa tablosunu görebilme süreniz ise sadece 20 saniye. Evet 20 saniye baktıktan sonra Fransız görevlileri eğer siz gönüllü olarak çıkmıyorsanız sizi kapalı bir bölümde tutulan tablonun önünden iterek uzaklaştırıyor. Müzeye girmek için sabahtan bilet alırsanız kuyrukta çok beklemezsiniz. Onun dışında ziyaret için uzun süre kuyrukta beklemeyi göze almalı. Müzedeki 35 bin eserin tamamını görmek neredeyse imkansız.

Üç beş günde ‘Paris’i gezdik’ diyemezsiniz

AHMET KAYA VE YILMAZ GÜNEY’E ZİYARET
Eyfel Kulesi’ni sadece gündüz gözüyle görmek kimseye yetmez. Gece gözüyle de devasa kuleyi görmeli. Geceleri yapılan ışık şovu kuleye farklı bir kişilik kazandırıyor. Tek sıkıntı kulenin dibindeki seyyar satıcıların yarattığı çevre kirliliği. Kenttin trafiğinden ve turist yoğunluğundan kaynaklanan gürültüye bir de seyyarların müşteri çekmek için çıkardıkları sesler eklenince gerçekten huzursuzluk yaratan bir ortam oluşuyor.

Üç beş günde ‘Paris’i gezdik’ diyemezsiniz

Paris’i Avrupa’daki kentlerden ayıran bir özellik de tarihi mezarlıklara sahip olması. Büyük bir alana yayılan tarihi le Pere Lachaise Mezarlığı bunlardan biri. Son yıllarda kenti ziyaret eden Türklerin de uğrak yeri haline geldi. Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya’nın mezarlarının burada bulunması Türklerin mezarlığa ilgisini artırıyor. İki sanatçı birbirine çok yakın bir mesafede yatıyor. Ziyaretçilerinin sıklığı mezarlarında her daim taze çiçeklerden de anlaşılıyor.

Üç beş günde ‘Paris’i gezdik’ diyemezsiniz

İÇERİSİ HER SAAT DOLU LÜKS MAĞAZALAR
Paris’in her köşesinde müşterileri küçük küçük kafeteryalar bekliyor. Kahve, şarap ve bira kadar çok sayıda pasta çeşitleri de sunuluyor. Masalar ve sandalyeler her oturanın sokağı görebileceği şekilde dizili olması da farklı bir ayrıntı. Avrupa’nın bir çok kentiyle kıyaslandığında fiyatların oldukça pahalı olduğunu da söylemeli. Romantik kent hiç de ucuz değil. Şehrin göbeğinde bulunan devasa Lüksemburg Bahçesine mutlaka uğramak lazım. Şehrin gürültüsünden uzak, rengarenk çiçeklerin bulunduğu kocaman bir alana yaylan bahçe insana ferahlık veriyor. Bahçeye büyük bir sessizlik ve huzur hakim.
Tarihi opera binasının bulunduğu meydana yakın caddelerde çok sayıda lüks mağazalar da yer alıyor. Yan yana dizilen mağazaların içi neredeyse her saat dolu. Bunların büyük bölümünün turist olduğunu söylemek yanlış olmaz. Benim dikkatimi Asyalı turistlerin çokluğu çekti.

Üç beş günde ‘Paris’i gezdik’ diyemezsiniz

Üç beş günde ‘Paris’i gezdik’ diyemezsiniz

Üç beş günde ‘Paris’i gezdik’ diyemezsiniz

Üç beş günde ‘Paris’i gezdik’ diyemezsiniz

Üç beş günde ‘Paris’i gezdik’ diyemezsiniz

Haber Yorumlarını Göster
Haber Yorumlarını Gizle