GeriAvrupa Türk kahvesi içerseniz Müslüman olur ve hiç kurtulamazsınız!
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Türk kahvesi içerseniz Müslüman olur ve hiç kurtulamazsınız!

Türk kahvesi içerseniz Müslüman olur ve hiç kurtulamazsınız!

Dr. Latif Çelik’in, 300 yıllık Almanya geçmişi olan Türk kahvesinin kültürel izlerine yönelik çalışması, kitap olarak yayınlandı. Türk kahvesinin Almanya yansımaları, Würzburg’da ilk defa denenmesi ve sevilmesi, şarap üreticilerinin kıskanması ve Alman toplumundaki yerinin resimli bilgilerle anlatıldığı ‘300, Türk Kahvesinin Üçyüz Yıllık Almanya Yolculuğu’ adlı kitapta, konunun uzmanı saygın bilim insanları tarafından kaleme alınan makaleler de yer alıyor.

HERKES Türk kahvesini sever ancak kahvenin tarihiyle pek ilgilenmez. Üstelik ilginç bir iddia değil mi 300 yılı aşan geçmiş?
Aslında fazlası var ama önemli değil kaç yıl olduğu. Bu topraklara bizim kahvemizin İkinci Viyana Kuşatması’nın akabindeki yenilgiyle geldiği ortada. Dikkat ederseniz, Almanya’nın güneyinde açılan kahvehanelerin hepsi 1683 sonrası. Bu ne demek? Kuşatmanın akabinde gelen Türk esirlerin aynı zamanda kültür taşıyıcıları olduğu ortaya çıkıyor. Yani Türkler Avrupa kültüründe olmayan nesneleri bu topraklara getirmişlerdir.
Savaş yolu ile kültürün gelmesini nasıl bağdaştırıyorsunuz?
3 asır öncesinde ulaşım ve iletişim bu kadar değildi. Ya Osmanlı şehirlerini ziyaret eden seyyahlar yolu ile bazı bilgiler Alman toplumuna ulaştı ya da konsolosluk raporlarıyla genel hava hakkında bilgi edinilirdi. Daha da geriye gidersek, Avrupa toplumunda her şeyi kilise bilir, onlar üzerinden Osmanlı Devleti’nde yaşayanlar kategorize edilirdi.
Savaş meydanlarındaki acı durum sonrası düşman olarak öğrenegeldikleri Türkleri tanıyor Avrupalılar. Çok sayıda esirin Viyana’nın batısına getirilmesi devasa bir kültürel iletişim aracıdır. Bu insanlar dağıtıldıkları diyarların kale, kont ve beylerinde kısa bir zaman sonra saray temizlikçisi, at bakıcısı, bahçıvan veya kahve pişiricisi olarak görev yapmaya başladılar. Adeta bir kültür devrimi oldu. Özellikle müzik, kahve ve sigara Avrupalılara Türkler üzerinden yayıldı. Özellikle Güney Almanya ve Avusturya’nın batısına getirilen esirler kahve kültürünün yayılmasında etkili oldu. Birçok şehirde kahve artık halkın ortasında ve meydanlarda yapılmaya başlandı.

Türk kahvesi içerseniz Müslüman olur ve hiç kurtulamazsınız

‘TÜRKENTRANK OLARAK BİLİNİYORDU’
Kitabınızda değişik bir isim kullanıyorsunuz ama kahve değil?
Doğru, savaşın akabinde Almanlar ilk kahveleri zaten içmediler, çünkü tanımıyorlardı. Türk esirlerin Würzburg’a gelmesiyle ilk kahvenin denenmesi arasında çok uzun bir süre var. Bu dönem zarfında kahve Türk içeceği veya Türk içkisi manasında ‘Türkentrank’ olarak biliniyordu. Yerel halk mesafeli olduğu bir içeceğe böyle bir ad vermiş ve kahve ilk yıllarda Alman literatürüne böyle geçmiştir.
 Kahve tarihinde sizin bilgileriniz daha çok Würzburg ve çevresine odaklanmış durumda?
Würzburg çok ilginç bir bölge. Zaten ismi de Türkçe açılım olarak ‘Baharat Kalesi’ anlamındadır.
Şehirdeki yerel Alman basınında da zaman zaman Türk Kahvesinin geçmişiyle ilgili haberler yer almış.
Kahvenin Alman toplumuna etkileri nasıl olmuş?
Öncelikle şehirdeki Türk kahvesinin tarihine ışık tutmaya çalışırken ilk kahveye verilen tepkiyi fark ettim. Halk kesinlikle karşı, ama merak da etmiyor değil. Kahveyi denemediği halde yıllarca Türklerin esir kampının çevresine gelip seyredenler var. İnsanlar tanışmak, konuşmak veya sormak, hatta daha da ileri giderek belki denemek istiyorlar. “Ama nasıl olacak bu?” sorusu var zihinlerinde.

Türk kahvesi içerseniz Müslüman olur ve hiç kurtulamazsınız

İLK KAHVEYİ KARAKOYUNLU MEHMET SADULLAH PAŞA YAPTI
İlk deneme nasıl oluyor?
Devasa bir tarihi anekdot işte bu. Şehrin siyasi kültürüne Katolik kilisesi hakim. Onların kabul etmediğini toplumun bırakın denemesini, üzerinde değerlendirme yapmasına bile şansı yok. Fakat halkın merakını ve şehirdeki birahane sohbetleri de kilisenin kulağına gitmiyor değil. 17’nci yüzyıl sonlarından bahsediyoruz, belediye idaresi yönetim olarak var ama kiliseyle iç içe. Bir pazar ayini sonrası esir Türklerin lideri konumundaki Karakoyunlu Mehmet Sadullah Paşa’ya Dom Kilisesi önünde ilk kahveyi yapması için izin veriliyor.
Aynı zamanda siyasi ve kültürel bir kabul olmuyor mu bu?
(Gülüyor) O kadar da hızlı bir kabul değil. Kiliseden çıkanlar kahveyi deniyor ama beğenmiyorlar. Çünkü onlar şarap tadında bir içecek bekliyor sanıyorum. Yani biraz üzüm tadına doğru bir içecek. Sanıyorum bizim kahveci de sade kahve yapmış olma ihtimaliyle hiç bozuntuya vermeden yanındaki şuruptan sonraki gelenlere tatlımsı bir kahve ikram edince, kısmen beğeniliyor.
Sonrasındaki gelişmeler de ilginç değerlendirmelere konu oluyor kitabınızda?
Halkın ilgisi, soruları ve artan merakı karşısında şehirde belediye yakınında küçük bir mekan Sadullah Paşa’ya kahve yapması için veriliyor. Tabiki zamanla topluma yayılınca müşterisi ve sevenleri de artıyor kahvenin.

Türk kahvesi içerseniz Müslüman olur ve hiç kurtulamazsınız

PAŞA’NIN YANINDAKİ ALMAN
Almanlardan kahve işletmeciliğine soyunan olmuyor mu?
İlgi var ama kendilerine güveni yok. Bir defa kahve o dönemde Osmanlı Gümrükleri’nin tekelinde. Barış dönemi ise gelebilir ilişkiler gergin ise unutun kahveyi. Zaten acil değil, müşteri sayısı kısıtlı ve Paşa’nın kahvesinde de esirlerin yanında getirdiği kahve kullanılıyor. Az önceki sorunuza cevap olarak devam ediyorum; Paşa’nın yanında çalışan bir Alman genci var. Birkaç ayda işi öğrenir ve belediyeye gelip kahve işletmeciliği yapmak ister. İzin alamaz tabi. Belediye de şaşkın, izin verse ne için verecek. Ancak orta yolu işaret eden baştan savma bir cevap verilir. “Bu iş Türklerin mesleği” diyen bürokrasiye Alman genci, “Ama ben bu işi öğrendim” dese de kimseyi inandıramaz. En sonunda, “Bu Türklerin mesleğidir. Eğer bu işi yapmak istiyorsan Türk şehirlerine giderek bu mesleği öğrenecek ve bir yazılı eğitim belgesiyle geleceksin. O zaman konuşulabilir” denir kendisine.

WÜRZBURGLU HANS 3 YIL SONRA DÖNER
Neden Türk şehirlerine gitmesi isteniyor sizce?
İçeceğin ismi zaten ‘Türkentrank’ diye biliniyor. Kim yapıyor, Türkler. Burada Almanların mesleki eğitime ne kadar önem verdiklerinin önemli bir ipucudur bu. Üç asır önce bir genci bir başka ülkenin bilinmeyen diyarlarına göndermeyi gayet doğal gören bir toplum, kaliteye önem veren bir sistemin üzerinde yükselmeye başlamıştır demektir. Kim bilir, belki de günümüzde kalitenin rumuzu haline gelen ‘Made in Germany’ markasının temelleri o dönemlerde atılmıştır.
Ne yapmış bu delikanlı, gitmiş mi Türk şehirlerine?
En yakın Türk şehri kültürel anlamda zenginliğiyle bilinen Saraybosna’dır. Würzburglu Hans, ‘Başçarşı’da 3 yıl Türk kahvecilerinin yanında çalıştıktan sonra şehrin loncasından aldığı diploması, beline sardığı kuşağı, hediye edilen peşgiri ve çeşme meydanında yapılan dua sonrası toplanan hatırı sayılır bir harçlık ile şehre döner.
İlk kahveyi bugünkü ‘Franziskaner Kilisesi’nin arkasında kalan arsada ‘Kaffe Elhamra’ adı ile açar.
Zengin bir ailesi vardır ve nesiller boyu devam eder. Şehrin sosyetesi Elhamra’da buluşur. 5-6 ayrı yabancı dilde gazete vardır. Demekki kahve hâlâ bir zengin içeceğidir.
Hâlâ aynı adreste mi?
Maalesef, 16 Mart 1943’teki Amerikan bombardımanında bina yerle bir olur. Şehir arşivindeki resimlerin dışında kitabesi bile yerinde yoktur bir devre şahitlik eden bu önemli mekanın.

Türk kahvesi içerseniz Müslüman olur ve hiç kurtulamazsınız

İÇERSENİZ MÜSLÜMAN OLURSUNUZ
Kitaptaki tiyatro bölümünde bir çocuk müziğinden bahsediliyor, Oldukça dikkat çekici ve hâlâ bazı anaokullarında çocuk şarkısı olarak biliniyor?
Kahve hızlı bir tanınma yoluna girince şehrin şarapçılarında bir kıskançlık başladı. Rekabet diyelim buna. Kahve aleyhtarlığı yaparken onun Müslüman ve Türk kökenine de vurgu yapıldı. Mesela o yıllarda yazılan kahve türküsünün sözleri çok dikkat çekici;
Trink nicht so viel Caffee!
Nicht für Kinder ist der Türkentrank,
schwächt die Nerven, macht dich blass und krank.
Sei doch kein Muselmann, der ihn nicht lassen kann!

***

Türkçesi ise şöyle;
Çok kahve içmeyin!
Bu Türk içkisi çocuklar için değildir,
Sinirinizi bozar, soldurur ve hasta eder.
Hatta giderek Müslüman olur ve hiç kurtulamazsınız!
Gerçekten bu bir çocuk şarkısı mı?
Evet, şu an özellikle Güney Almanya’da sıkça karşılaşırız. Bazı kitap okuma akşamlarında sorarım kadın dinleyicilere, “Kahve Şarkısını biliyor musunuz?” diye. Bütün anneler koro halinde söylüyorlar, en güzel söyleyenler de genç Türk anneler.

Türk kahvesi içerseniz Müslüman olur ve hiç kurtulamazsınız

HATIRI 300 YILA ÇIKTI
Türk kahvesinin tarihiyle ilgili Würzburglu Almanlar ne diyor?
Bir toplumda değişik görüş ve bakış açıları olması doğaldır, ama sempati ile karşılayanlar çok tabiki. Sonunda asırlar önce bu şehirden Almanya’ya yayılan, hatta Avrupa’nın değişik bölgelerine giden bir otantik içeceğin merkezi konumunda olmak her şeyden önce bir şehir için önemli bir tanıtım. Ama kalıcı olarak şehrin kültürel kodlarına girmesi 2017 yılı sonunda düzenlediğimiz ‘Festival der Sinne’ adlı ‘Türk-Alman Kahve Festivali’ ile olmuştur. Unterfranken Valiliği, Würzburg Belediyesi, şehrin siyasi partileri ve sivil toplum örgütlerinin çok sayıda Alman dostumuzun da salonlara gelerek iki milletin kültür tarihi konusunda bilgi almak istemeleri, çok güzel bir ortak nokta buluşmasıydı.
Bizim Türklerin Almanya’daki Türk kahvesi geçmişine yaklaşımları nasıldı?
Bir defa bizimkiler kahve hatırının 40 yıldan 300 yıla çekildiğini fark edince bundan mutluluk duydular. Ama burada yakalanan ortak kültürel kodlara en genç insanımızdan Nürnberg Başkonsolosumuza kadar herkesten destek oldu. Ortak bir kültürel miras günümüze bütün güzelliğiyle taşınırken bundan kültürel anlamda olumlu etkilenmemek mümkün değil.

KÜLTÜR TARİHÇİLİĞİ ZOR BİR ALANDIR
Türk ve Alman bilim insanları ile müzik, folklor ve değişik alanlardan insanları da Türk kahvesi etrafında toplayabildiniz?
Başta Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Refik Turan olmak üzere alanında saygın isimler olan Türk ve Alman akademisyenler de Türk kahvesinin kültürel ve tarihsel bağlamda günümüze taşınmasına destek oldu. Adana Olgunlaşma Enstitüsü ile Giessen Türk Müzik ve Kültürünü Yaşatma Derneği’nin gösterileri Türk-Alman basınında günlerce konuşuldu. Kitaptaki ilginç makalelerde kahve üzerinden iki kültürün ortak kodlarını olumlu anlamda etkileyecek makaleler de yer almaktadır.
Bu ilginç çalışma ile nereye varmak istiyorsunuz?
Benim yaptığım kültür tarihçiliği zor bir alandır. Kısıtlı belgelerin üzerinden konulara yorumlar getirmek zorundasınız. Hatta bazen annelerin ninnilerinden ve çocukların şarkılarından bir yerlere odaklanmak için kendinizi zorladığınız olur. Ama kültür tarihçiliği bir arada yaşamanın ortak kodlarına en yakın olan bilim dalıdır. Bunu yapmaya çalışıyorum.
Entegrasyon alanında çalışanlar size yakın olursa işleri daha da kolay olur diye düşünüyoruz?
Aynı görüşteyim, benim yapmak istediğim de etrafında tartışılacak ilginç, otantik, kültürel ve mutlu geleceği işaret eden yeni alanlar açmak. Türk-Alman dostluğu vardır ama sürekli kültür tarihimiz üzerinden desteklenmelidir diye düşünüyorum.
Sizi tebrik ediyorum, Türkleri ve Almanları birlikte gülümsetip aynı göz hizasından bakmaya teşvik eden bir çalışma ortaya koymuşsunuz?
Ben de size teşekkür ediyorum, kitlelere ulaşmak için bize destek oldunuz.

 


Yorumları Göster
Yorumları Gizle