‘İslam, Almanya’ya ait mi, değil mi tartışması anlamsız’

Güncelleme Tarihi:

‘İslam, Almanya’ya ait mi, değil mi tartışması anlamsız’
Oluşturulma Tarihi: Mart 22, 2018 09:29

Almanya İçişleri Bakanı Seehofer’in, “İslam, Almanya’ya ait değil ama burada yaşayan Müslümanlar Almanya’ya ait” sözlerine anayasa hukukçusu Prof. Hans Michael Heinig itiraz etti. Heinig, bu sözlerin hukuksal açıdan hiçbir öneminin olmadığını vurguladı.

Haberin Devamı

İÇİŞLERİ Bakanı Horst Seehofer’in açıklamalarının ardından çıkan tartışma üzerine Hürriyet’e konuşan Prof. Hans Michael Heinig, “Hukuksal açıdan bu cümle bir anlam taşımıyor. Almanya’da bir din devleti yok. 1919 yılından beri Almanya Hıristiyan değil, seküler bir devlet. Devlet işlerinde tek meşru temel, dini kurallar değil, demokratik irade oluşumudur. Herkes için inanç özgürlüğü ve aynı şartları yerine getirmesi durumunda, tüm dini cemaatlerin eşitliği geçerlidir. İslam tüm çeşitliliği ve yönleriyle sadece Müslümanlarla var. Anayasa hukuku açısından insanların dininden soyutlanması anlamsız bir ayrım” dedi.

MESAFELİ BAKIYOR
“İslam, Almanya’ya ait mi değil mi” tartışmasını anlamsız bulduğunu belirten Heinig, açıklamalarını şöyle sürdürdü:
“Hangi İslam Almanya’ya ait ve aidiyet ne anlama geliyor? Biz din kültürü açısından hangi İslam dininin hangi kültürünün şimdiye kadar birlikte yaşama uygun olduğunu tartışabiliriz. Burada Müslümanların büyük çoğunluğu da burka ya da nikap konusuna mesafeli bakıyor. İslam dini kültürü içinde bazı görünümleri benim Müslüman arkadaşlarım da kabul etmiyor. Hangi İslam’ın Almanya’ya ait olduğu sorusu Almanya’da insanları çok daha yakından ilgilendiriyor ve asıl bunu toplumda tartışmak önemli. Ama bunu yaparken Almanya’da Müslümanları Müslüman olmayanlara karşı kullanarak değil.”

Haberin Devamı

TAHAMMÜL EDİLMELİ
Heinig, “İslam’ın bir bölümü Almanya’ya ait, bir bölümü değil diye bir ayrım yapabilir misiniz?” sorusuna şu cevabı verdi:
“Özgür bir toplumda meşru davranışlar da eleştirel değerlendirilebilir. Almanya’da Katolik inancının hangi biçiminin tercih edileceği konusunda farklı görüşler var. Birkaç gün önce ölen Kardinal Lehmann mı, istenilen katolikliği temsil ediyor yoksa Kardinal Meisner mi? Almanya’da bu tür tartışmalara Müslümanlar da tahammül etmeli. Dini kültürler üzerine toplumsal tartışmalara Hıristiyanlar da Müslümanlar da dayanmak zorunda. Ama bu elbette karşılıklı saygı ve adil bir tartışma çerçevesi içinde olmalı. Kadının kapanması yönünde yapılan bir çağrının arkasında kadına nasıl bir bakışın yattığını toplum tartışabilmeli. Ama bir kadın da başı kapalı diye hakarete uğrar ve başörtüsü başından alınmak istenirse, kırmızı çizgi aşılır. Yargı tüm sertliğiyle buna karşı cevap verir. Meşru olana herkes hoşgörü göstermek zorunda. Ama toplumun bir parçası olarak, bazı uygulamalara karşıyım demek de hoşgörüye dahil. Kendisine izin verilen bir hareketin eleştirilemeyeceği bir özgürlük anlayışı özgürlüğün yanlış anlaşılması olur. Toplumda dine eleştirel bakış tartışmaları yapılamaz denilemez.”

Haberin Devamı

KOLAY DAMGALANIYOR
Almanya’da İslam üzerine tartışmaların çok çabuk genelleştirildiğini, İslam’ın çok kolay damgalandığını belirten Heinig, “Almanya’da Alman İmparatorluğu’nun kurulduğu 1871 yıllarında böyle bir kültür savaşı yaşandı. Prusya devleti protestan olarak Katolik kilisesine karşı tavır aldı. Alman tarihine bakacak olursak ve belirli bir ulusal aidiyeti savunmak gerekiyorsa, bu tarihi dersleri de gözönünde bulundurmak lazım. Almanya’da Yahudilere yapılanları ve bütün bunları hatırladığımızda, bugün Müslümanlar üzerine yürütülen tartışmaların bir çoğu utanç verici” dedi.
Göttingen Üniversitesi’nde kamu hukuku, kilise hukuku kürsü sahibi Prof. Hans Michael Heinig, aynı zamanda Protestan Kilisesi Kilise Hukuku Enstitüsü Başkanı.

BAKMADAN GEÇME!