GeriAvrupa Göçmensiz Almanya düşünülemez
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    4
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Göçmensiz Almanya düşünülemez

Göçmensiz Almanya düşünülemez

Almanya’nın tarihine bakıyorum. Merkezi Wiesbaden kentinde bulunan Federal İstatistik Dairesi’nin verilerine göre, 1871 yılında Alman İmparatorluğu’nda 207 bin auslaender (yabancı) yaşıyormuş.Ülkede yaşayan yabancı sayısı 1890 yılında 700 bine yükselmiş.

Göçmensiz Almanya düşünülemezNazilerin lideri Adolf Hitler’in iktidara geldiği 1933 yılında bu rakam 756 binmiş.
İkinci Dünya Savaşı sonrası 1949 yılında kurulan Almanya Federal Cumhuriyeti’nde 1951 yılında 506 bin yabancı yaşıyormuş.
Bu sayı Almanya’ya Türk işgücü göçünün de başladığı 1961’de 682 bine, 1971’de 3 milyon 438 bine, 1980’de 4 milyon 453 bine 1990’da 5 milyon 242 bine 2000 yılında da 7 milyon 600 bine yükselmiş.
Evet, Federal İstatistik Dairesi’nin ülkede yaşayan auslaender ile ilgili verileri bunlar.

***
Hafta başında Federal İstatistik Dairesi, Almanya’daki toplumsal yapı başlığı altında yeni verileri açıkladı.
Bu verilere göre, 2017 yılı sonu itibariyle Almanya’nın nüfusu 81 milyon 700 bin.
Göçmen kökenlilerin (Menschen mit Migrationshintergrund) (Almanya’da doğmayan veya ebeveynlerinden en az birinin doğuştan Alman vatandaşlığı bulunmayanların) nüfusu da 19 milyon 258 bin.
Yani toplam nüfusun yüzde 23.6’sı göçmen kökenli.
Başka bir deyişle; nerdeyse Almanya’da yaşayan her 4 kişiden biri.
Göçmen kökenlilerin yüzde 51’i yani 9 milyon 843 bini Alman vatandaşı.
Bunlardan 4 milyon 608 bini Almanya’da doğmuş.
Yabancı (auslaender) statüsündekilerin sayısı 9 milyon 414 bin.
Bunların da 1 milyon 487 bini Almanya’da doğmuş.
Evet 2005 yılında 14 milyon olan göçmen kökenli sayısı bu yıl 19 milyonu aşmış.

***
Göçmen kökenliler arasında en büyük grubu 2 milyon 800 binle Türkler oluşturuyor.
Türk kökenlilerin de 1 milyon 400 binden fazlası Alman vatandaşı.
Çoğu Almanya’da dünyaya gelmiş.
Türklerin hemen ardından Polonyalılar (2.1 milyon), Ruslar (1.4 milyon), Kazaklar (1.2 milyon) ve Romanyalılar (900 bin) geliyor.
İtalyan, İspanyol, Portekiz, Yunan, Sırp, Hırvat kökenli olmak üzere 160’ın üzerinde ülkeden insan yaşıyor Almanya’da.
Federal İstatistik Dairesi’nin verilerine dikkatlice bakıldığında başka bir tablo çıkıyor ortaya.
Almanya’da bankalar kenti olarak bilinen Frankfurt yakınlarındaki Offenbach kentindeki çocukların yüzde 80’e yakını göçmen kökenli.
Almanya genelinde 5 yaş altı çocuklar arasında göçmen kökenlilerin oranı yüzde 39’u buluyor.
18 yaş atı grubunda da yüzde 36’yı.
Hamburg’da her 3 kişiden biri göçmen kökenli.
6 yaş altındaki Hamburgluların yüzde 45’i, 18 yaş altındakilerin de yüzde 46’sı göçmen kökenli.
Frankfurt’ta ikamet eden her iki kişiden biri göçmen kökenli.
6 yaş altındakilerin yüzde 55’i de öyle.
18 yaş altındakiler arasında ise her 3 kişiden 2’si göçmen kökenli.
Köln, Münih, Stuttgart gibi büyük kentlerde de 6 yaş altındakilerin yarıdan fazlası göçmen kökenli.
Berlin’de de bu oran yüzde 44’ü buluyor.
Bu veriler Almanya’nın geleceğini yerlilerle birlikte göçmen kökenlilerin şekillendireceğini apaçık ortaya koymaktadır.

***
Bu insanlar buralıdır.
Onlara ötekiler gözüyle bakılması; yerlisiyle, göçmen kökenlisiyle bu ülkede yaşayan hiç kimsenin çıkarına olamaz.
İşte bu yüzden son dönemlerde Almanya’da yeniden yeşermeye başlayan ırkçılığa ve aşırı milliyetçiliğe karşı mücadele verilmelidir.
Hem de hep birlikte ve kararlı bir biçimde.
Almanya’da birden fazla kişinin bulunduğu 24 milyon haneden 2 milyon 500 bininde yabancı dil konuşuluyor.
Bunların yüzde 17’sinde Türkçe, yüzde 15’inde Rusça, yüzde 8’inde Polonyaca ve yüzde 8’inde de Arapça konuşuluyor.
Evet veriler ortada.
Bunlar Federal İstatistik Dairesi’nin resmî verileri.
Bu veriler ışığında, Almanya çok kültürlü bir ülkedir.
Bu veriler ışığında, göçmensiz ve göçmen kökensiz bir Almanya düşünülemez.
İşte bu yüzden Almanya’da kimse dili, dini, ırkı, teninin rengi nedeniyle dışlanmamalıdır, ırkçılığa yer olmamalıdır.
Zaten Alman Anayasası’nın 3’üncü maddesinde de “Cinsiyeti, soyu, ırkı, dili, yurdu ve kökeni, inancı, dini veya siyasi görüşleri dolayısıyla hiç kimse mağdur edilemez ve hiç kimseye imtiyaz tanınamaz” denilmektedir.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle