GeriAvrupa Göçenlerin hikayesi: TÜRKLAND
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Göçenlerin hikayesi: TÜRKLAND

 Göçenlerin hikayesi: TÜRKLAND

Kendi hikayesinden yola çıkarak Avrupa’daki yeni nesil Türkleri anlatan Dilşad Budak Sarıoğlu, “Çok farklı yerlere, aynı anda ait olmak tabi ki bir zenginlik. Ancak bunu ‘Avrupalı Türk’ gibi tanımlarla basitleştiriyoruz” dedi.

OYUNCU Dilşad Budak Sarıoğlu’nun otobiyografik eserinden uyarlanan multimedya okuma performansı Türkland, düşündürücü ve mizahi bir üslupla göç, kimlik, Türk-Alman tarihi ve ilişkilerini ele alıyor. Hayatından kesitlerin yer aldığı eserinin öyküsünü anlatan Sarıoğlu, şöyle dedi:

“Hayatımdan seçtiğim hikayeler, benim araştırdığım, gözlemlediğim kadarıyla ve bilimsel araştırmacıların ortaya koyduğu şekilde Türkiye’den Almanya’ya göçenler ve geri dönenlerin yaşam gerçeklerini ortaya koyuyor. ‘İçimi dökeyim’ diye yazdığım bir metin değil. Bizim derdimiz, yaşanmışlıklarımız var. ‘Bunları bir de bizden dinleyin ve anlamaya çalışın. Mağduru oynamayalım, çözümler üretmeye çalışalım, bakış açımızı değiştirelim’ diyorum. Her insan bir yerlere ait olmak ister. Bizim derdimiz biraz daha büyük şekilde iç dünyamıza yansıyor. Çünkü dışarıdan üzerimize yapıştırılan o kadar çeşit tanım var ki. O tanımlar üzerinde kafa yormaktan bir zaman sonra insan, tamamen aidiyet duygusunu kaybediyor. Biz aidiyet hissettiğimiz noktada bile karşı taraf, ‘Dur bu çizgiyi geçme’ diyor. Böylece aidiyet duygusu, hayatımızın ana temalarından birine dönüşüyor.”

Göçenlerin hikayesi: TÜRKLAND
Dilşad Budak Sarıoğlu’na (solda) sahnede Ilgıt Uçum (sağda) eşlik ediyor.

‘TANIMLAR MESELE DEĞİL’
Türk gençleri arasında ‘Avrupalı Türk’, ‘Göçmen kökenli Alman’ gibi tanımlardan rahatsızlık duyan olduğu gibi kabullenenlerin de bulunduğunu belirten Sarıoğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Tanımlar mesele değil. Asıl mesele şu: Bir insan kendisini tanımaya ve kendisiyle yüzleşmeye, kendisini bulmaya başladıktan sonra bu tanımlara ihtiyaç duymamaya başlıyor. Çok farklı yerlere aynı anda ait olmak bir zenginlik. Bunu ‘Avrupalı Türk’ gibi tanımlarla basitleştiriyoruz ve bir kalıba sokmaya çalıştırıyoruz. İnsanız bu kalıplara uymamız mümkün değil, sürekli değişiyoruz, gelişiyoruz. Hayatımızı ve bakış açımızı daraltmamak gerek. Zenginliği dışarıdan tanımlar dayatılmadığı zaman bulabiliyoruz.”

Göçenlerin hikayesi: TÜRKLAND

ARABESKE DÖNÜŞMESİN
Gençlere soruların cevabını kendi içlerinde aramalarını, başkalarının tanımlarını pek önemsememelerini tavsiye eden Sarıoğlu, “Hayalleri üzerine konuşsunlar. Bir uzmana anlatsınlar. Hikayelerini yazmak da bir terapi. Arabesk bir yapıya dönüşmemeli. Mağduriyetten çıkmalılar ve hayatı ve bütün yönleriyle ele almalılar. Acılarla baş etmeliler ve kendilerini ortaya koymalılar. Almanlara, Türkiye’dekilere söylenmek çare değil” dedi.
Budak Sarıoğlu, turnenin ardından Berlin’den İstanbul’a gidecek bir ekiple kimlikleri, kültürlerin karşılaşmasını canlı ortaya koyacakları bir sahne performansı yaratacaklarını söyledi.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle