GeriAvrupa Açık sözlü, aklından geçeni söyleyen dürüst bir politikacı
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Açık sözlü, aklından geçeni söyleyen dürüst bir politikacı

Açık sözlü, aklından geçeni söyleyen dürüst bir politikacı

Almanya’da Hıristiyan Demokrat Birlik Partisi’nin (CDU) 18 yılı aşkın süredir liderliğini yapan Angela Merkel, geldiği gibi gitmesini de bildi.

Açık sözlü, aklından geçeni söyleyen dürüst bir politikacıPARTİSİNİN son dönemlerde yapılan Eyalet Parlamentosu seçimleri ile geçen yılki genel seçimlerde büyük ölçüde oy kaybına uğraması üzerine içten ‘çatlak sesler’ yükselmeye başlayınca, 2005 yılından beri Almanya’nın Başbakanı olarak Avrupa ve dünya politikasına yön veren liderlerin başında gelen Angela Merkel, CDU liderliğini bıraktı.
Ve CDU’nun tepesinde, daha birkaç gün önce 8’inci kez ‘dünyanın en güçlü kadını’ seçilen Merkel dönemi kapandı.
Hamburg’da doğduğu halde, din adamı olan babasının görevi nedeniyle Angela Merkel’in yaşamı bebekliğinden itibaren, sonradan tarihe karışan ve ‘Doğu Almanya’ olarak bilinen Demokratik Almanya Cumhuriyeti’nde (DDR) geçti.
İlk ve orta öğreniminden sonra fizik eğitimi aldı.
Eski Doğu Berlin-Adlershof’taki Bilim Akademisi’nde çalıştı.
Eski Doğu Almanya’da 1989’da gerçekleşen ‘kansız devrim’ sonrası kurulan Demokratik Açılım (DA) hareketinde aktif görev aldı.
Eski Doğu Almanya’da 5 Şubat 1990’da yapılan ilk ve son demokratik ‘Halk Meclisi’ seçimlerini Doğulu CDU’nun da yer aldığı ‘Almanya İçin Birlik’ kazandı.
DA’nın da destek verdiği ‘Almanya İçin Birlik’ lideri Lothar de Maiziere, seçimlerden sonra başbakanlık koltuğuna otururken Angela Merkel Hükümet Sözcü Yardımcısı görevini üstlendi.
O günlerde televizyon ekranlarında izlediğim Angela Merkel, 3 Ekim 1990’da iki Almanya’nın resmen birleşmesinden sonra 2 Aralık 1990’da yapılan genel seçimlerde CDU milletvekili olarak Federal Meclis’e girdi.
Kendisine ‘maedchen’ (kız çocuğu) diyen dönemin Başbakanı ve CDU lideri Helmut Kohl, yeni kabinede Angela Merkel’e Federal Aile ve Gençlik Bakanlığı görevi verdi.
1994 yılında da Federal Çevre Bakanı yaptı.
1998 yılındaki genel seçimleri kaybedince Helmut Kohl, CDU liderliğini bıraktı.
Yerine Wolfgang Schaeuble geçti.
Angela Merkel de CDU Genel Sekreteri oldu.
Parti bağışı skandalına adı karışan Helmut Kohl’ün, “Kendilerine şeref sözü verdim” diyerek bağışta bulunanların isimlerini açıklamamakta direnmesine en sert tepki Merkel’den geldi.
Merkel, Frankfurter Allgemeine Gazetesi’nde (FAZ) yayınlanan yazısında Kohl’e ateş püskürdü.
“Parti yürümesini öğrenmeli, gelecekte de kendisini eski savaşçı olarak niteleyen Helmut Kohl gibiler olmadan da politik rakiplere karşı mücadele etme güvenine sahip olmalı. Reşit olup da evden ayrılanlar gibi parti kendi yolunda yürümeli, kendi ayakları üzerinde durmalı” dedi.
Bazıları Merkel’i bu söylemleri yüzünden ‘ataya ihanet’le suçladı.

Açık sözlü, aklından geçeni söyleyen dürüst bir politikacı


Kohl’den sonra Schaeuble’nin de adı bağış skandalına karışınca Merkel’e liderlik yolu açıldı.
10 Nisan 2000’de yapılan kurultayda Angela Merkel CDU Genel Başkanı seçildi.
Ve tüm ‘erkek rakiplerini’ birer birer devre dışı bırakarak koltuğunu 18 yıl 8 ay korudu.
İşte, “Önce parti, sonra ben” diyen Angela Merkel, cuma günü CDU liderliğini bıraktı.
Yani Merkel’in CDU liderliği dönemi kapandı.
Ama 22 Kasım 2005’te oturduğu başbakanlık koltuğunu bu yasama döneminin sonuna kadar bırakma niyetinde değil.
Tabii parti içinde ve ortaklarla sorun yaşanmazsa.

Açık sözlü, aklından geçeni söyleyen dürüst bir politikacı


Angela Merkel’le CDU genel başkanı seçildikten sonra da, başbakan olduktan sonra da defalarca bir araya gelip ayaküstü sohbetler ve söyleşi yapma olanağı buldum.
Türkiye’ye yaptığı resmi ziyaretlere katıldım.
Özel uçağında Ankara yolunda söyleşi yaptım.
Hürriyet adına katıldığım başbakanlıktaki Uyum Zirvesi’nde o gün “Düpedüz ırkçılık” manşetiyle yayınlanan Hürriyet gazetesini gösterdim.
Tabii Türkçe bilmediği için ne yazıldığını anlamamıştı.
Basın toplantısında bir Alman gazeteci Merkel’e Hürriyet’in manşetini nasıl bulduğunu sormuştu.
“Böyle durumlarda her zaman olduğu gibi ‘basın özgürlüğü vardır’ diyorum. Bu benim yazılan her şeyle hemfikir olduğum anlamına gelmez” yanıtını vermişti.
Evet, yaklaşık 29 yıl önce politikaya atılan Angela Merkel’i açık sözlü, aklından geçeni söyleyen dürüst bir politikacı olarak tanıdım ben.
Türklere ve Türkiye’ye dönük bazı yaklaşımları hoşumuza gitmese de...

Açık sözlü, aklından geçeni söyleyen dürüst bir politikacı

Açık sözlü, aklından geçeni söyleyen dürüst bir politikacı


Yorumları Göster
Yorumları Gizle