GeriAvrupa 40 metrekarelik dükkanla başladı, dünya markalarının arasına girdi
MENÜ
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    1
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

40 metrekarelik dükkanla başladı, dünya markalarının arasına girdi

40 metrekarelik dükkanla başladı, dünya markalarının arasına girdi

Sema Aslanlı, 1960’lı yıllarda Diyarbakır Kız Sanat Okulu’nda öğrendiklerini hayal gücü, göz nuru ve el marifetiyle buluşturdu. Almanya’da en çok tanınan gelinlik markasını yarattı ve 40 yıldır da bu markayı yaşatıyor. ‘Balayı’ gelinliklerinin ünü Almanya’yı aştı. Avrupa’nın diğer ülkeleri ve hatta Katar ile Suudi Arabistan’a kadar da yayıldı.

 DİYARBAKIRLI Sema Aslanlı’nın imzasını taşıyan gelinlikler ve gece elbiseleri, şimdi Almanya’nın başkenti Berlin’de dünyanın en çok tanınan ve en pahalı markalarıyla aynı caddede buluştu. ‘Balayı’ gelinlikleri artık Burberry, Bvlgari, Lacoste, Dolce&Gabbana ve Rolex gibi dünyaca ünlü lüks markaların butiklerinin toplandığı Ku’Damm Caddesinde müşterilere hizmet veriyor.
Annesinin eğitime çok önem verdiğini belirten Sema Aslanlı, ‘Balayı’ markasının doğuş hikâyesini ise şöyle anlatıyor: “Üç kız kardeştik. Annem üçümüzü de okuttu. Ben Diyarbakır Kız Sanat Okulu’nda eğitim aldım. Okulu bitirip evlenince orada öğrendiklerimi kullanamadım. Üç çocuğum oldu. 1980 öncesi yaşanan o siyasi ortamda kent tehlikeli olmuştu. Eşim, çocukların eğitimi için kenti terk etmemiz gerektiğini söyledi. Elimizde avucumuzda ne varsa sattık. Berlin’e geldik. Önce bakırcılık yaptık. Sonra ben mağazalarda abiye ve gelinliğe benzer elbiseler gördüm. Eşime, bakırcılığa son verip gelinlik ve abiye elbiseler dikip satmayı önerdim. Böylece küçük dükkanımızı gelinlik ve abiye elbiselerin satılacağı bir hale dönüştürdük.”

40 metrekarelik dükkanla başladı, dünya markalarının arasına girdi

‘EŞİMLE ÇOK ÇALIŞTIK’
“Önceleri Alman mağazalarında satılan elbiseleri alıp eklemeler ve çıkarmalarla bir de süslemelerle gelinliğe dönüştürdük. Kısa sürede büyük ilgi gördü. Dükkanımız küçüktü, 40 metrekarelik bir yer. Yedi yıl boyunca evde dikip dükkanda sattım. Ben tasarım ve dikimini yapıyordum. Eşim de mali konulara bakıyordu. El ele verdik, çok çalıştık. Yaptığımız gelinlikler önce Türklerin sonra da Almanların çok hoşuna gitti. Beğenerek giydiler. Ben müşterilerin taleplerini de dikkate alıp, onların isteğine göre dikiyordum. Alman mağazalarında ise bu hizmet yoktu. Farkımızı ortaya koyunca müşteri de taktir etti. Derken 900 metrekarelik büyük dükkana taşındık. Ardından Hamburg’da mağaza açtık. Avrupa’nın diğer ülkelerinden ve Arap müşterilerimiz oldu. Şimdi de Ku’Damm’dayız. Ünlü markalar arasında yer almak sevindirici ve aynı zamanda da gurur verici.”

40 metrekarelik dükkanla başladı, dünya markalarının arasına girdi

‘ELİMİ TAM OLARAK ÇEKMEDİM’
“Biri Berlin’de diğeri Hamburg’da iki şubesi bulunan markamız her geçen gün büyüyor. Çocuklarım küçüklüğünden beri mağazanın içindeydi. İğne, iplik ve kumaş balyaları arasında büyüdüler. İşi de çok sevdiler. Ben zamanımın bir bölümünü İstanbul’da bir bölümünü de Berlin’de geçiriyorum. Berlin’e geldiğimde mutlaka atölye ve mağazaya gelir işleri kontrol ederim. Elimi tam olarak çekmedim. Ama çocuklar artık işi devraldı. Almanya’ya gelen Türkiye kökenliler çok marka yarattı. Diyebilirim ki, en eski ve kalıcı olan bizim markamız oldu. Bu da eşimin, çocuklarımın ve benim gururumuz.”

 

Yorumları Göster
Yorumları Gizle