Fransa’da baba-kız savaşı

Güncelleme Tarihi:

Fransa’da baba-kız savaşı
Oluşturulma Tarihi: Ağustos 28, 2015 09:59

Fransa’da aşırı sağ deyince akla Le Front National (FN), yani Ulusal Cephe gelir.FN, Ordre Nouveau (Yeni Düzen) adı altındaki faşist bir örgütün girişimiyle 1972 yılında kuruldu.

Haberin Devamı

Kurucular arasında nazilerin işbirlikçileri, direnişçiler, Cezayir Bağımsızlık Savaşı’na katılanlar ve çeşitli aşırı sağcı örgütlerin temsilcileri vardı.
O zamanlar 44 yaşında olan Jean-Marie Le Pen, Ulusal Cephe’nin ilk genel başkanı seçildi.
Faşizmi savunan aşırı sağcı bir politikacı olan Le Pen, Ulusal Meclis olarak bilinen Fransız Parlamentosu milletvekiliydi.
Hem de 1956 yılından beri.
Ulusal Cephe’nin hedefi 1973 yılındaki genel seçimlerde Ulusal Meclis’e güçlü bir biçimde girmekti.

* * *

“Les Français d’abord” (önce Fransızlar) sloganıyla sokaklara döküldüler.
Yani işe alınmalarda, sosyal yardım ödemelerinde Fransızlara öncelik...
Fransız kimliğinin komünizme karşı korunması, ülkeye göçün sınırlandırılması (özellikle de İslam ülkelerinden göçün), eski sömürgelerden Cezayir’le yapılan sözleşmelerin iptali gibi öncelikli hedefleri de vardı.

Tabii Fransız seçmenler bu popülist politikaya prim vermedi.
FN, toplam oyların yüzde 0.5’ini ancak alabildi.
Ama FN, daha sonraki yıllarda diğer aşırı sağcı grup ve partilerle birleşerek palazlanmaya başladı.
İlk kez 1984 yılındaki Avrupa Parlamentosu seçimlerinde toplam oyların yüzde 11’ini alarak geliyoruz sinyalleri verdi.
Jean-Marie Le Pen, sonuncusu hariç, 1974 yılından bu yana Fransa’daki tüm cumhurbaşkanı seçimlerine aday olarak katıldı.
İlk kez katıldığı 1974 cumhurbaşkanı seçimlerinde yüzde 1’i bile bulamadı.

Ama pes etmedi.
FN’nin adayı Le Pen, 1988 seçimlerinde yüzde 14.4 oranında oy aldı.
Fransa’da “Avrupalı olmayan 3 milyona yakın göçmenin sınır dışı edilmesi” yönündeki tutumu bunda etkin rol oynadı.
Le Pen, oy oranını 1995’teki cumhurbaşkanı seçimlerinde yüzde 15.3’e yükseltti.
Hatta 2002 yılındaki seçimlerde Sosyalistlerin Cumhurbaşkanı adayı Lionel Jospin’i bile geride bırakarak toplam oyların yüzde 16.84’üyle ikinci sırada yer aldı.
Ancak dönemin Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın karşısında ikinci turda tutunamadı.

* * *

2007 yılındaki cumhurbaşkanı seçimi öncesi Euro’yu bırakıp yeniden Frank’a geçme ve Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne (AB) üye olmasını engelleme sloganlarıyla seçim kampanyası sürdürdü.
Ama Nicolas Sarkozy’nin karşısında eriyip gitti.
Jean-Marie Le Pen, sistematik olarak Yahudi düşmanı söylemleriyle de oy avcılığı yaptı.
Nazilerin, Yahudileri ve kendilerinden olmayanları cayır cayıp yaktıkları gaz odalarını “İkinci Dünya Savaşı’nın bir detayı” olarak nitelemesi tepkiyle karşılandı.
1987 yılından beri bu söylemlerini yineleyen Le Pen, defalarca para cezasına çarptırıldı.
Ama bir türlü yola gelmedi.

1984 yılından beri Avrupa Parlamentosu milletvekili olan Jean-Marie Le Pen, 2011 yılında Ulusal Cephe’nin liderliğini avukat olan kızı Marine Le Pen’e devretmek zorunda kaldı.
Mariene Le Pen, göçün sınırlandırılması, iç güvenliğe daha fazla para ayrılması gibi bilinen politikalarının yanı sıra Euro’dan vazgeçilmesi, sınırlarda kontrollerin yeniden başlatılması, idam cezasının yeniden uygulanması, Fransız ürünlerine öncelik sağlanması gibi popülist yaklaşımları ön plana çıkardı.

* * *

“Sağcı da değil, solcu da” sloganıyla köklü partilerin hayal kırıklığına uğrattığı seçmenleri kazanmayı hedefleyen Marine Le Pen, bunun semeresini 2012’deki cumhurbaşkanı ve 2014 yılında yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde gördü.

Ulusal Cephe, cumhurbaşkanı seçimlerinden üçüncü güçlü parti, Avrupa Parlamentosu seçimlerinden ise yüzde 25’le en güçlü parti olarak çıktı.
Ama babasının ırkçı çıkışları Marine Le Pen’i rahatsız etti.
Çünkü o partinin kapılarını hem sağcılara, hem solculara, hem ulusalcılara daha fazla açmak istiyordu.
Bu yüzden baba mı, parti mi? ikilemi arasında kaldı.

Ama tavrını babasına karşı savaş açmaktan yana koydu.

Nitekim tam 39 yıl Ulusal Cephe’nin genel başkanlığını yapan ve 2011 yılından beri de onursal başkan olan 87 yaşındaki Jean-Marie Le Pen, geçen hafta partiden ihraç edildi.
Marine Le Pen’in hedefi 2017 yılında yapılacak cumhurbaşkanı seçimleri.
Tabii Fransa’nın ilk aşırı sağcı cumhurbaşkanı olarak tarihe geçmeyi de umuyor.
Liberte, egalite, fraternite, (özgürlük, eşitlik, kardeşlik) ilkeleri ışığında Fransız Devrimi’ni gerçekleştiren devrimcilerin torunlarının Marine Le Pen’i devletin başına geçirip bu kadar küçülebileceklerini düşünmek bile istemiyorum.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!