Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Avrupa yanlış krizi çözmeye çalışıyor

    Wolfgang Münchau - Financial Times
    23.02.2011 - 16:51 | Son Güncelleme: 23.02.2011 - 09:05

    Krizin sona erdiğini mi düşünüyorsunuz? Avrupalı siyasi liderlerinin bazıları Kıta'da bir yılı aşkın süredir devam eden çalkantıyı, Anglo-Sakson spekülatörlerin yaptığı bir saldırı olarak değerlendirdi. Eğer siz de bu görüşe katılıyorsanız, artık rahatlayabilirsiniz. Çünkü spekülatörler artık aksi yönde hareket ediyor. Piyasalar sakinleşti. Tanım gereği kriz sona erdi.

    Küresel ekonominin nabzı EKONET'te atıyor                                                 

        

    Bu elbette entelektüel açıdan tembel bir bakış açısı. Yaşananları sadece mali krize indirgemek de benzer bir tembellik. Bu sadece Yunanistan'da tek başına bir mali krizdi. Diğer yerlerde değil. Bu nedenle mali rejimlerde değişikliğe gitmek mantıklı bir çözüm yolu değil.   

       

    Kalıcı bir çözüm mekanizmasıyla ilgili yapılan ciddi tartışmaların hepsi daha kesin bir tanımlamayla başlamalı. Ben bu durumu, düşük sermayeli ve ulusal olarak parçalanmış bankacılık sisteminden kaynaklanan borçların, rekabetteki boşluğunda etkisiyle arttığı bir kriz diye tanımlardım. Rekabetin olmaması tek başına kötü diye nitelendirilebilir ancak hem borç hem de rekabet sorununun birlikte var olması ciddi anlamda bir kötü duruma işaret eder.

     

    Eğer benimle aynı fikirdeyseniz, çözmeniz gereken kriz tam da budur. Emeklilik yaşını uyumlu hale getirme ya da işgücünün ülkeler arasında nasıl dolaştığına odaklanmak saçmalıktan başka bir şey değil.Ancak şu anda Brüksel'de tam da bunlar tartışılıyor. Bankacılık sektörünü küçültüp yeniden yapılandırmak için AB çapında geniş bir planı devreye almak, krizi çözmek için gerekli ciddi bakış açısının başlangıcını oluşturacaktır. Bu adımdan sonra ülke borçlarıyla ilgili yeniden yapılandırma neyi gerektiriyorsa yaparsınız. Öyleyse, şu anda içinde bulunduğumuz krizi çözmek yerine neden kriz sonrası politikalar konusunda hayaller kuruyoruz ki?   

          

    STRES TESTLERİ BİLDİĞİNİZ GİBİ   

        

    Krizin çözümü için gerekli iki kritik konu olan bankaların yeniden sermayelendirilmesi ve ülke borçlarının yeniden yapılandırılması konularına baktığımızda ilkinde geri kaldığımızı ve büyük olasılıkla ikincinin sonuçlarını da göz ardı ettiğimizi söyleyebilirim. Avrupa'nın bankacılık sektörünü yeniden yapılandırmanın kaç liraya mal olacağını tahmin etmek zor. Bunun 100 ile 200 milyar euro arasında olacağı yönünde güvenilir bir öngörüyü duydum. Geçen yıl bölgedeki bankalara yapılan stres testlerinden çıkan sonuçlar kamuoyunu yanlış yönlendirdi. Yeni yapılacak stres testlerinin de yine gerçekleri saklayacağına yönelik duyumlar alıyorum.

     

    Peki AB, karşı karşıya olunan risk bu kadar büyükken neden krizi çözmeye bu kadar kayıtsız kalıyor? Bunun iki nedeni olabilir. Birincisi, ulusal düzeydeki düzenleyici kurumlar kendi ülkelerindeki bankaların rekabet gücüne odaklanıyor. Yani, Avrupa Bankacılık İdaresi gibi kurumların yapacağı stres testi değerlendirmelerinin, kendi bankaları için dezavantajlı bir durumu ortaya çıkaracağından korkuyorlar. İkincisi ise bunun yaratacağı yüksek maliyet. Hükümetlerin, bankaları millileştirme ve yeniden yapılandırma sürecinde önemli miktarda kaynak ayırması gerekebilecek.

     

    ASIL ÇÖZÜM MALİYETLİ OLACAK

     

    Dışardan bakanlar, şimdiye kadar Yunanistan'ın kurtarılması için sağlanan kaynak ile Avrupa Finansal İstikrar Fonu'nun (EFSF) oluşturulmasının, vergi ödeyen vatandaşlar üzerinde çok maliyeti olmadığını görerek şaşırıyor. Bu krediler, verilen garantiler ile sağlanıyor. Krizi gerçekten çözmeye başladığımızda, bunun maliyeti gerçekten çok pahalı olacak...

     

    Bununla birlikte Avrupa'nın çevre ülkelerinde rekabetin sağlanması bir yemekte oturulup konuşularak elde edilecek bir şey değil. Bu, ulusal egemenliğin büyük oranda kaybedilmesi ve ulusal toplu pazarlık sistemlerinde derin yarıkların oluşmasına neden olacaktır... Yunanistan dahil hiçbir ülke, halkına yüzyıldan daha uzun bir dönem içinde ortaya çıkan büyük sosyal politika değişikliği için hazırlamış durumda değil.

     

    MERKEL'İN PLANININ KREDİBİLİTESİ YOK

     

    Angela Merkel'in rekabet için kriz sonrasında geçerli olabilecek koordinasyon programının kabul edilse dahi, bu Almanya'nın kendi sosyal ve ekonomik düzenini diğer ülkere de aktarma çabası güttüğü için kredibilite konusunda eksik kalır. Bu hayatımda gördüğüm, Almanların en güçlü tahakküm kurma çabası diyebilirim. Bu, Merkel'in EFSF'nin kredi tavanın artırılması karşılığında istediği bir bedel.

     

    Bunun karşılığında ben Almanya'dan, EFSF'nin kredi tavanının yükseltilmesine izin vermesinden daha fazla şey isterdim. Avrupa Parlamentosu'nun Fransız üyelerinden liberal kanattaki Sylvie Goulard, geçen hafta bu konuya işaret ederek; eğer Merkel rekabetçilik konusunda bastırırsa diğer üyelerin de euro bölgesi tahvillerini konuşma hakkının doğacağını söyledi. Ben de bu görüşe katılıyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse, iş kanununu Berlin'den ve kurunu Frankfurt'tan alan bir İspanya'nın borçlarının yine İspanya'da kalması çok da orantılı bir denklem gibi durmuyor.

     

    Merke'in çözüm mekanizmasının hangi krizi çözeceği konusunda emin değilim. Ama benim son bir yıldır izlediğim kriz devam edecek gibi görünüyor.

     

    * Bu yazı Financial Times'ta, "Europe planning to solve the wrong crisis" başlığıyla yayımlanan makaleden derlenmiştir.

     

     

    EkoNet'i Facebook'ta takip etmek için:                

    http://www.facebook.com/#!/HurriyetEkonet                                                                

                                    

    EkoNet'i Twitter'da takip etmek için:                  

    http://twitter.com/HurriyetEkonet  

     

     

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı