Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Avrupa ve yerli malı haftaları

<B>ÇAĞDIŞI</B> ekonomi anlayışının simgesi haline gelen <B>‘Yerli malı yurdun malı’ </B>sloganı canlanıyor mu yoksa?<br><br>İtalyan Cumhurbaşkanı <B>Carlo Azeglio Ciampi </B>geçen hafta böyle bir çağrı yaptı.

Ekonominin canlanması için halka‘İtalyan malı kullanın’ dedi.

‘İtalyan malı satın aldığımız zaman ulusal sanayimize destek oluyoruz. Bu yıl ihracatımızda kıpırdama oldu ama en büyük sorun içeride. Yatırımlar da tüketim de durakladı’ diyen İtalyan Cumhurbaşkanı Ciampi’nin, bir çoğumuza  nostaljik çağrışımlar yapan yaklaşımını daha iyi anlamak için açıklamanın tam metnine baktım.

‘İşletmeler ve aileler gelecek konusundaki belirsizlikler nedeniyle kendilerini yatırım yapmaktan ve tüketimden alıkoydular. İşletmelere ve ailelere yatırım yapmaları, sonra da dönüp üretilenleri satın almaları için güven ortamı sağlamalı, İtalyan malı satın aldığımızda bizim işletmelerimizin faaliyetine destek verdiğimiz bilincini insanlara fark ettirmeliyiz’ demiş İtalyan Cumhurbaşkanı.

***  

AVRUPA’da yabancı düşmanlığının güçlenmesine yol açan ekonomik durgunluğa karşı liberalleşme hedefini koyan Lizbon Strateji Belgesi’nin, Komisyon Başkanı Barroso’nun bütün gayretine rağmen kenara itilmesi Avrupa’da ekonomik krize ulusal çözüm arayışlarını daha da arttırdı. 

Bu, sermayenin küresel arayışlardan vazgeçtiği anlamına gelmiyor. Küreselleşme karşıtları hemen kaşlarını kaldırıp biz demedik mi suratlarını takınmasınlar. 

Ama küreselleşmeye karşı ulusal sermayeyi koruyacak ve güçlendirecek çözüm arayışlarının arttığı da bir gerçek.

Size tarımdan bir örnek. Avrupa fonlarında eskisi kadar para kalmadığı için, tarım sektörünün desteklenmesi üye ülkelere bırakıldı. Tarımda sübvansiyonlara geri dönüş başladı.

***

AVRUPA, küresel rekabete dayanmak için tozlu sübvansiyon dosyalarını yeniden aralarken, Komisyon’un genişlemeden sorumlu komiseri Olli Rehn’in, önceki gün Kayseri’de Türk ekonomisinin dinamizmini korumasını kast ederek ‘Kayseri kriterlerinden söz etmesi’ni boş geçmeyin.

Avrupa kriterleri ile Kayseri kriterlerinin uyum sağlaması Avrupa’nın yeni dengelerinin gereği.  

Kim ne derse desin, Türkiye artık Avrupa’nın geleceğinin aktörlerinden biri.

Bu geleceğin inşasında Fransızlar, Belçikalılar, Almanlar kadar bizim de imzamız olacak.

Hrant değil, bu zihniyet tehlikeli

YURTTAŞLIK kavramını, hakim görüşe yüzde yüz itaat olarak algılayan anlayış şimdi de meslektaşımız Hrant Dink’i hapis cezasına mahkum ediyor. İnsan kendi kendine hakaret eder mi? Türklüğe hakaret kavramı, Hrant’ı ve bu ülkenin Sünni Müslüman Türk olmayan tüm vatandaşlarını dışlayan, kabul edilemez bir kavram. Türk vatandaşı olarak beni de rencide eden bu kararın, Avrupa devreye girmeden düzeltileceğini umuyorum. Fikirleri mahkum ederek tartışılmasını engelleyen bu hava her şeyden daha tehlikeli.

X