Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Avrupa sürecini artık botoks da kurtarmıyor

İSVEÇ’ten, THY’nin beş saatlik rötarı yüzünden sinirim burnumda dönüyorum.

Giderken önüme konan kirli çatal rahatsızlığını çoktan unutmuşum. Zaten hostesler hemen zabıt tutup bu durumla ilgilenileceği güvencesini vermişlerdi.

Ama bu kez bırakın zabıt tutmayı, bir özür dileyen bile olmadı.

Arkadaşlarla birlikte havaalanı aburcuburlarında aradığımız teselli, akşama doğru çikolatalara teslim olan ruhlardaki pişmanlık duygusuyla yorgunluğumuzu iyice gerginliğe dönüştürdü.

Beklenen ve Cidde’den hacı taşıdığı için geciktiği söylenen uçağın alana inmesi bir sevinç kıvılcımı ateşlese de, uçağa girmeden hemen önce ve sonrası yaşanan karmaşa yüzünden kısa zamanda söndü.

İsveçli personelin, o bendini aşma moduna girmiş yolcuyu, oturdukları koltuk numaralarına göre“A” ve “B” diye gruplara ayırarak içeri almak konusundaki cansiperane çabaları durumu karmaşıklaştırdı.

Bu disiplin ısrarına karşı girişilen sinir savaşından sonra yolcu uçağa çağladı ve yastıkları kucakladı. Yastıkların önceki sefere ait olduklarını anladığında vakit çok geçti. 

Yastıklar kullanılmış, personel çok yorgun, uçak kötü kokuyordu.

Ah Kevin, tam “I feel like a star” yani!

Böyle durumlarda, sakinleşmek için yöntemlerimden biri de gittiğim toplantının muhasebesini yapmak.  

YİNE ÖYLE YAPTIM

EVET yine öyle yaptım, Türkiye-AB İstişare Komitesi’nin, önümüzdeki hafta yapılacak Avrupa Zirvesi öncesindeki son toplantısının sonuçlarını tarttım.

Toplantı, Hem Türkiye hem de Avrupa tarafının verdiği mesajlar açısından ilginçti.

Bu komite, üç ayaktan oluşuyor. İşveren-işçi ve çeşitli sivil toplum örgütleri.

Sürecin başından bu yana tam 26 toplantı yapılmış, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonraki genişleme dalgalarındaki en yüksek toplantı sayısı. Türkiye’nin Avrupa üyeliği sürecinin nasıl uzayıp gittiğinin somut örneği.

Avrupalı sivil toplum temsilcileri, hepsi iyi niyetle dopdolu, imtiyazlı ortaklık gibi yan yollara karşılar, tam üyelikten yana insanlar.

Ama esas olan siyasi irade. Toplantının sonunda yayınlanan ortak bildiri, müzakerelerin önünü tıkayan Kıbrıs konusuna çözüm çağrısı ile başlıyor. Avrupa’nın, KKTC’nin ekonomik izolasyonuna son verme vaatlerini yerine getirmesi, Türkiye’nin de ek protokolü uygulaması isteniyor.

Vize konusu da ciddi bir talep. Türkiye cumhuriyeti vatandaşlarının anlaşmalardan doğan dolaşım hakkının tanınması şart.

Tabii ki müzakerelerin devamı için yeni fasıllar açılması çağrısı da var.

Çağrı var da dinleyen olacak mı şu ana kadar meçhul.

SİNİR SİNİRİ SÖKER

Karma İstişare Komitesi, yani her iki tarafın sivil toplumu yeni fasılların açılmasını ve müzakere sürecinin hızlanmasını da istiyor. Çevre, sosyal güvenlik ve istihdam fasıllarının açılması öneriliyor. İkincisi Türkiye’de sendikal sorunların rayına girmesine yardımcı olacak.

Ama, Brüksel’den gelen haberlere göre çevre faslının açılması bile tehlikeye girmiş durumda. Müzakerelerin açıldığı günden itibaren süreç rahvan gidiyor. Her dönem bir fasıl açmaya ilerleme denemez. Ama herkesin işine geliyor bu ağırdan alma durumu. Zirvelerden on gün önce Brüksel’e siyasetçiler, bakanlar akın ediyor, süreç botokslanıyor. Söylemedi demeyin, artık botoks da yetmeyecek, bu süreci kaldırmak için lifting bile az gelecek.

İşte Avrupa’ya bir gidiş-geliş macerası daha böyle geçti. Bakın demedim mi, sinirler tepeye çıkınca kafayı başka şeylere takmakta yarar var. Sinir siniri söker.

 

X