Avrupa ruhu çöküyor mu

Hürriyet Haber
31.07.2015 - 10:17 | Son Güncelleme:

AVRUPA Birliği (AB), bir medeniyetler projesidir...Avrupa Birliği, bir demokrasi projesidir...Avrupa Birliği, bir barış projesidir...Avrupa Birliği, bir dayanışma projesidir...

AB üyesi ülke politikacıları yıllardır hep bunların altını çizerler.
AB üyesi ülke halkları da.
Haklı olarak bununla övünürler de.

Ancak son dönemlerdeki gelişmelere bakıldığında, insanın aklına ister istemez, “AB ruhu çöküyor mu?” sorusu geliyor.
Örneğin, AB’nin en güçlü ülkelerinden İngiltere, ülkenin AB’yi terk edip etmemesine halkın karar vermesi için en geç 2017 yılında referanduma gidileceğini aylar önce ilan etti.
Hatta İngiltere Başbakanı David Cameron, referandum tarihinin öne çekilebileceğini bile çok açık bir biçimde telaffuz etti.
İngiltere’de halk “AB’ye hayır” dese bile, şüphesiz AB çökmeyecektir.
Ama Avrupa ruhu büyük bir yara alacaktır.

* * *

Avrupa karşıtı partilerin dışındaki tüm demokratik partiler ve bu partilerde politika yapan politikacılar ile halklar, “AB bir dayanışma projesidir” dedikleri halde, son dönemlerde bu ilkeden de yavaş yavaş uzaklaşılmaya başlandığı çok açık bir biçimde gözükmektedir.
Her ne kadar Yunanistan’ın Euro Bölgesini terk etmesi, yapılması kararlaştırılan yeni Yardım Paketi ile şimdilik engellense de, hem politikacılar hem de Avrupa halkları “Yeter artık” demeye başlamışlardır.

Daha birkaç ay öncesine kadar Almanların yüzde 76’ya yakını “Yunanistan’a yardım devam etmeli” derken, bu oran son haftalarda yüzdAvrupa ruhu çöküyor mue 30’lara düşmüştür.
Yani bir yerde dayanışma ruhu yavaş yavaş değil, hızlı hızlı kaybolmaya başlamıştır.
Toplam nüfusları 510 milyonu bulan AB ülkeleri, İtalya ve Yunanistan’a deniz yoluyla ölümü bile göze alarak güç bela kendilerini atan 60 bine yakın sığınmacıyı bölüşüp, kapılarını ve gönüllerini o zavallı insanlara açmaktan bile aciz bir durumdadır.

Hemen hemen bütün üye ülkeler, “Sığınmacılar bize gelmesinler de nereye giderlerse gitsinler” der gibi bir tutum izlemeyi tercih etmekteler.
Almanya’nın çeşitli kesimlerinde aşırı sağcılar öncülüğünde düzenlenen protesto gösterilerinde çok açık bir biçimde sığınmacı düşmanlığı yapılmakta.
Hatta sığınmacılara saldırılmakta, kaldıkları binaların camları kırılmakta, yanıcı maddeler atılıp kundaklanmakta.

* * *

Aynı durum bazı başka AB ülkelerinde de yaşanmaktadır.
AB ülkesi Macaristan, AB’ye aday ülke Sırbistan üzerinden kaçak sığınmacı girmesini engellemek için duvarlar örmeye başladı bile.
Almanya’da Başbakan Angela Merkel’in genel başkanlığını yaptığı Hıristiyan Demokrat Birlik Parti’nin (CDU) kardeş parti gözüyle baktığı Hıristiyan Sosyal Birlik Parti (CSU); Kosova, Arnavutluk, Sırbistan, Makedonya, Bosna-Hersek gibi Balkan ülkelerinden geleceklerden vize talep edilmesini bile gündeme getirdi.
Yani yeni vize duvarı örülmesini.

* * *

Televizyon ekranlarına bakıyorum.
Fransa-Almanya sınırında çiftçiler adeta trafik polisi gibi.
Hatta gümrük polisi gibi..
Fransa’ya girmek isteyen kamyonları durdurup yükleri kontrol ediyorlar.
Gerekçeleri de “Almanya ve başka bazı AB ülkelerinde tarım alanında maliyet daha düşük olduğu için Fransız çiftçilerin onlarla rekabet etmeleri mümkün değil. İç piyasadaki tarım ürünleri fiyatlarında düşüşün engellenmesi yoluyla çiftçilerin zarar etmelerinin önlenmesi için yurtdışından başta et ve süt ürünleri olmak üzere tarım ürünleri getirilmesin.”
Aynı durum Fransa-İspanya sınırında da yaşanıyor.

Fransız çiftçiler traktörlerle otoyolları bloke edip, Portekiz ve İspanya’dan gelen kamyonlara geçit vermiyor.
Evet, kontrol çiftçilerin elinde.
Fransız polisi gelişmeleri uzaktan seyrediyor...
Müdahale etmiyor...
AB’nin yasal düzenlemelerine göre üye ülke insanları serbest dolaşım hakkına sahiptir.
Üye ülke insanları iş buldukları başka bir üye ülkede çalışma hakkına sahiptir.
AB ülkelerinde malların da serbest dolaşım hakkı vardır.
Ama otoyolları kapatan Fransız çiftçiler, ürünlerin serbest dolaşımına karşı çıkmaktadır.
İşte bu gelişmeler de insanın aklına ister istemez “Avrupa ruhu çöküyor mu?” sorusunu getirmektedir.

Etiketler: Ahmet Külahçı


EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı