"Ayçe Dikmen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayçe Dikmen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayçe Dikmen

Avrupa’nın en heyecan verici oteli Alaçatı’da

ALAÇATI’daki La Capria Suite Otel’i, İngiltere’nin en önemli gazetelerinden Sunday Times, ‘Avrupa’nın En Heyecan Verici Oteli’ seçti. Çok farklı tarzları barındıran harikulade otelin yanı sıra sahibi Alessandra La Capria da farklı kişiliğiyle ilgi çekiyor. Mimar Mete Nisari’yle evlendikten sonra Alaçatı’ya gelip oteli dizayn eden Alessandra, son derece aristokrak bir aileden. Floransalı aktris annesi ve İtalya’nın en ünlü yazarlarından Napoliten babası ile İtalya’nın olabilecek en güzel kombinasyonu. Alessandra ile Türk-İtalyan kültürünün yanısıra dünyanın farklı yörelerinden esintiler taşıyan La Capria Suite’de sohbet ettik.

Avrupa’nın en heyecan verici oteli Alaçatı’da
 
ÇOCUKLUĞUM RENKLİ AMA YALNIZ GEÇTİ EVİMİZE FELLİNİ GELİRDİ

- İtalya’da mı büyüdünüz?
- Londra’da doğdum, İtalya’da yetiştim. Babam yazar Raffaele La Capria, annem ise aktrist Ilaria Occhini.
- Çok renkli bir çocukluğunuz olmalı...
- Aslında çok da güzel çocukluk diyemem. Annemle de, babamla da çok iyi ilişkim vardı. Annem tiyatro sanatçısı olduğundan sürekli dışarıdaydı. Bazen 6 ay olmazdı. Babam da o dönem İtalyan RAI Televizyonu’nun başındaydı. O nedenle çocukluğum hayatımın en yalnız dönemiydi.
- Kardeşleriniz yok muydu?
- Hayır. Ama o dönem İtalya’da ‘Dolce Vita’ denilen dönemdi. Aynı şey sanat için de geçerliydi. Bizim evimize de Fellini, Fliano gibi en önemli sanatçılar gelirdi. Evimizde müthiş bir kültür ve entelektüel vardı. Bu sayede hayata karşı hayal gücüm ve vizyonum çok gelişti.

ANNEM FERZAN ÖZPETEK’İN FİLMİNDEKİ AKTRİS
- Ünlü bir çocuk olmak nasıl bir şeydi?
- Ünlü olmaktan hep kaçtım. Çünkü sadece ailem nedeniyle ünlü olmak değildi amacım. Ben kendi karakterim ve yeteneklerimle tanınmak istiyordum. Altın bir çerçevenin içerisindeki güzel bir resimden daha fazlası olduğumu ispatlamak istiyordum ve yaptıklarımla bunu elde ettim.
- Anneniz Ilaria Occhini ünlü bir aktris. Ferzan Özpetek’in Mine Vaganti (Serseri Mayınlar) filminde oynaması nasıl gerçekleşti?
- Annem çok önemli ödüller almıştı ve İtalya’da herkes onu konuşuyordu. Ferzan da çok önemli bir yönetmen ve annemin kokusunu almış, filmde ona rol teklif etmiş. Bu filmle de en iyi oyuncu ödülü kazandı.

Avrupa’nın en heyecan verici oteli Alaçatı’da

YAZDIĞIM SENARYO İTALYA’DA EN İYİ SENARYO ÖDÜLÜ KAZANDI
- Sizin sanat hayatınız nasıl başladı?
- 17 yaşımda okulu bitirince çok önemli bir tiyatro okulunun sınavlarına girip kazandım. Burada eğitim görürken önemli bir yönetmen bana rol teklif etti ve aktris olarak çalıştım. Sonrasında ben de tiyatro eseri yazmaya başladım.
- Nasıl yani?
- Aslında kendi hayatımı, ailemi, başıma gelenleri diyaloglar şeklinde yazmaya başladım. Tam bir tiyatro oyunu oldu ve bundan sonra kendi tiyatro topluluğumu kurdum. Hatta bir ara önemli yönetmen Lina Wertmüller ile çalıştım. O benim yazma tekniğimi çok beğendiğinden sinema için senaryo yazmamı önerdi. Büyük yönetmenler için bir çok senaryo yazdım. Hatta Sky Of Stone isimli senaryomla ‘En İyi Senaryo Ödülü’nü kazandım.

ENERJİMİ TOSCANA’DAKİ OTELE VERİNCE İTALYAN EŞİMLE AYRILDIK
- Peki otel işine başlamanız nasıl oldu?
- Toscana’da bir mülkümüz vardı. Annem ona yardım etmemi ve orada şarap üretmemizi istedi. Ben de burada bir otel dizayn etmeyi düşündüm ve oteli açtım.
- Çeşme’ye gelmenize neden olan Mete Nisari ile nasıl tanıştınız?
- Toscana’daki otelimize müşteri olarak geldi. Benim yaptığım tasarımları, tarzımı çok beğendiğini ve aynısından yapmak isteyebileceğini söyledi. Öylelikle önce iş ilişkimiz başladı.
- Aşk ne zaman geldi?
- Aslında birkaç yıl sonra ikimiz de boşandığımızda. Çünkü ikimiz de tanıştığımızda evliydik. Ama benim evliliğimde o dönem çok büyük sorunlar vardı. Eşim ünlü ve popüler İtalyan aktör Franceso Venditti’ydi. Fakat ben Toscana’daki otelle ilgilenip tüm enerjimi oraya vermeye başlayınca o bir seçim yapmamı, yoksa gideceğini söyledi ve gitti.

ŞİMDİ AŞKTAN DAHA ÜSTÜN BİRŞEY YAŞIYORUM
- Mete ile tekrar görüşmeniz nasıl oldu?
- Ara sıra iş için görüşüyorduk. Benim ayrıldığım dönemden 15 gün sonra konuştuğumuzda moralinin bozuk olduğunu ve eşinden ayrıldığını söyledi. Aynı sıkıntılar içinde olmamız bizi daha da yakınlaştırdı ve birlikte Paris’e, Hindistan’a gittik. O zaman ilişkimiz başladı. Ben Mete’de aşktan daha büyük bir şey buldum. O benim gerçekten diğer yarım…
- Peki şimdi nerede yaşıyorsunuz?
- Yarı yarıya diyebiliriz. Her ikimizin de çocukları var. Yazları genellikle Alaçatı’da geçiriyoruz.

OYUNCULUĞU ÖZLEMİYORUM ÇÜNKÜ İLK KEZ KENDİ HAYATIMI YAŞIYORUM
- Gelecekle ilgili planlarınız?
- Bu şekilde her iki ülkede yaşamayı seviyorum. Çünkü Türkiye’nin hareketliliği ve dinamizminden sonra İtalya’nın yumuşaklığı ve sakinliği hoşuma gidiyor.
- Oyunculuğu özlemiyor musunuz?
- Hayır çünkü eşim Mete bana kendi hayatımı yaşamam için o kadar büyük bir vizyon verdi ki, artık rol yapmaya gerek görmüyorum. Aktörler hayatı gözler ve oynar, ama bazıları kendi hayatlarını yaşamaz. Oysa ben artık kendi hayatımı yaşayacak dönemimdeyim ve çok mutluyum.
- Bundan sonra yazmayı düşünmüyor musunuz?
- Belki Mete ile hikayemi yazarım. Çünkü bence en güzel aşk hikayelerinden biri.
- Türkiye ile İtalya size çok farklı geliyor mu?
- Türkiye’de daha erkek egemen bir sistem var. İtalya’da ise böyle değil. Kadınlar daha güçlü. İtalyan erkekleri çok hoş ve baştan çıkarıcıdır ama kadınları sizin erkekleriniz kadar sahiplenmezler.

TOSKANA TABLO GİBİ DURAĞAN ALAÇATI İSE MÜTHİŞ BİR EVRİMDE…
- Alaçatı’da otel fikri nasıl ortaya çıktı?
- Aslında Mete burayı farklı bir amaçla yapmış. Ama sonra beraber vizyonumuzu ve enerjimizi birleştirerek bizi yansıtan bir yer yapmaya karar verdik. Böylelikle Alaçatı La Capria Suite Otel’i yaptık.
- Toscana’daki otelinize benziyor mu?
- Evet. Konsept olarak çok benziyor. Toskana sanki bir tablo gibidir. Herşey durağandır ve hatırınızda kalan görüntüyü her yıl görürsünüz. Ama Çeşme ve Alaçatı ise müthiş bir evrim içerisinde. Herşey her yıl yüksek bir enerjiyle değişiyor. Burada değişimin ve yaratıcılığın dinamizmini hissediyorsunuz, oysa Toskana tamamen sakindir.

ALAÇATI’NIN KÜLTÜRÜNÜ FAZLA POMPALARSANIZ YAPMACIK OLUR
- Alaçatı’yı bir yabancı gözüyle nasıl görüyorsun?
- Alaçatı’nın mükemmel bir kültürü var. Harika restoranlar, oteller var ama açıkçası giderek St. Tropez’ye benzemesinden korkuyorum.
- Yani?
- Yani güzel fakat tarihi ve kültürel değeri olmayan bir eğlence merkezi. Bana Alaçatı’nın kültürel özellikleri fazla zorlamayla insanların gözüne sokulmaya çalışılıyor gibi geliyor. Oysa buna gerek yok. Alaçatı zaten kendini anlatıyor, zorlama olursa bu yapmacıklık yaratıyor. Dışarıdan gelen çoğu insan gerçek kültüre dokunmak istiyor. Fazla pompalama olursa gerçekliğini yitirecek ve çabuk tüketilecek diye korkuyorum.

DÜNYANIN HER YERİNDEN MÜŞTERİMİZ VAR
- Otel hakkında biraz bilgi verebilir misiniz?
- 20 odamız var. Her oda farklı dekore edildi. Son derece eklektik bir tasarım yaptık. Farklı medeniyetlerden izler görebilirsiniz. Türkiye’nin ve dünyanın farklı yerlerinden birçok müşterimiz var. Singapur, Avustralya, İngiltere gibi birçok ülkeden gelenleri ağırlıyoruz.
- Kışın da açık mısınız?
- Otelimiz kışın da açık. Şömine karşısında fondü keyfi ve popcorn ile film keyfi sunuyoruz. Bir de bir teknemiz var. Yelkenli ve son derece farklı bir tasarımla inşa edildi. Müşterilerimizi teknemizde de ağırlıyoruz.

BİRÇOK KİŞİ ‘AŞK OTELİ’ DİYOR
- Oteliniz yurtdışından ödüller kazanmış...
- Evet. Otelimiz Sunday Times tarafından ‘Avrupa’nın En Heyecan Verici Oteli’ seçildi. Milano Armani Oteli bile geçmişiz. Bu bizim için büyük başarı. Çünkü biz oteli yaparken Mete ile kendi kültürlerimizi yansıtmaya çalıştık. Yani aslında ilişkimizin bir yansıması oldu. Zaten otelimize birçok kişi ‘Aşk Oteli’ diyor.
- Tasarımınız o kadar göz alıcı ki insan kendini Çeşme’de değil de dünyanın bambaşka bir yöresinde hissediyor...
- Biz Mete ile oryantalizme çok inanıyoruz. Şimdi bunu çağdaşlıkla bütünleştirmeye çalışıyoruz. Zaten otelimizde de bunun izleri var. Fas var, Nepal var, Afrika var. Şimdi ‘Contemporiyantalizm’ yani ‘Çağdaş Oryantal’ felsefesini tasarımlarımıza taşımaya çalışıyoruz.

X