Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Avrupa İslam Şurası'ndan hoşgörü mesajı

    Hürriyet Haber
    09 Eylül 2005 - 13:57Son Güncelleme : 09 Eylül 2005 - 13:57

    Diyanet İşleri Başkanlığı'nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen “VI. Avrasya İslam Şurası”, sonuç bildirgesinin açıklanmasıyla sona erdi.

    Şuranın gerçekleştirildiği Grand Cevahir Otel'de düzenlenen basın toplantısında konuşan Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Mehmet Görmez, yapılan seçimler sonucunda VI. Avrasya İslam Şurası Başkanı, Başkan Yardımcıları ve İcra Kurulu üyelerinin belirlendiğini söyledi.

    Doç. Dr. Görmez, buna göre Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu'nun başkanlığa, Kosova İslam Birliği Başkanı Naim Ternava ile Tataristan Özerk Cumhuriyeti Dini İdaresi Başkanı Osman İshakov'un başkan yardımcılıklarına, KKTC Din Dairesi Başkanı Ahmet Yönlüer, Batı Trakya Gümülcine Müftüsü İbrahim Şerif, Kırım Müslümanları Müftüsü Emirali Ablayev ve Kırgızistan Din Komisyonu Başkanı Latipcan Sagınbaev'in de icra kurulu üyeliklerine getirildiğini bildirdi.

    Doç. Dr. Mehmet Görmez, daha sonra 2 bölümden oluşan “Şura Sonuç Bildirgesi”ni okudu.

    BİLDİRGE

    Bildirgenin ilk bölümünde, şurada dinin kimlik ve kültürle kopmaz bir bağının bulunduğu kaydedildi.

    Dinin, insana hayatın nihai amacını, hayata ve varlığa bütünlüklü bir değerler sistemi içinde bakabilmeyi öğrettiği anlatılan bildirgede, Avrasya coğrafyasında yaşayan Müslüman toplulukların Müslüman dünyada önemli bir kesimi oluşturduğu hatırlatıldı.

    "HOŞGÖRÜ EGEMEN OLMALI"

    Bildirgede, Müslüman toplulukların, İslam inanç, ibadet ve ahlak ilkeleri ile İslam kültür ve medeniyetinin tarihsel birikiminden beslendiği ifade edilerek, şunlar kaydedildi: “Geçtiğimiz yüzyılın sonlarında patlak veren çatışmalar, Balkanlar ve Sovyetler Birliği topraklarında yaşanan yapısal dönüşümler, bölge coğrafyasına hem yeni sorunlar getirmiş, hem de yeni umutlara kapı aralamıştır. Aynı zaman aralığında İslam dünyasının hak etmediği halde bir şiddet alanı olarak öne çıkarılması ve dünyanın sürüklendiği kaotik ortamlar da, sorunları içinden çıkılmaz hale getirmiştir.

    Uluslararası toplumun sağduyu ve işbirliği arayışları, Müslüman dünyanın özeleştirisi ve dayanışma girişimleri, sorunların aşılması yolundaki ümitleri diri tutmaktadır.

    Balkanlar'dan Kafkasya ve Orta Asya'ya kadar Avrasya Müslüman topluluklarının dini liderleri, dini kimlik, kültür ve değerlerin yaşatılması, toplumlar arası ilişkilerde adalet, barış, işbirliği, karşılıklı saygı, anlayış ve hoşgörünün egemen olması için üzerlerine düşeni yapma azmi ve kararlılığına sahiptirler. Hiç kuşkusuz, bunun için öncelikle yapılması gereken, her düzeyde geniş açılımlı müzakere süreçlerini başlatmak ve kararlılıkla devam ettirmektir.”

    "ÇARPIKLIK MÜSLÜMANLARI DEĞİL, İNSANLIĞI TEHDİT EDİYOR"

    Şura sonuç bildirgesinde, İslam dininin hem bölgede, hem de dünyada kalıcı barış imkanlarının artırılması yolunda tarihsel ve potansiyel bir konuma sahip olduğu vurgulandı.

    Bildirgede, şöyle denildi: “Şura üyeleri günümüzde dünyada giderek egemen olan ve özellikle Müslüman dünyanın insani, dini, kültürel ve tarihsel mirasının tahribine ve yok edilmesine zemin hazırlayan meşum durumu kabul edilemez bulmaktadır. Güç düzeni ile ahlak düzeni arasındaki çarpıklık sadece Müslümanları değil, bütün insanlığı tehdit etmektedir. Bu çarpıklığın sebep olduğu güç gösterisi, şiddet ve terör, herkesi yuvasından eden bir krize dönüşmüş, bütün insanlığa ağır maliyetler çıkarmaya başlamış ve küresel bir kabus haline gelmiştir. Her yönüyle barış dini olan İslam'ın, farklı kaynaklardan beslenen şiddet ve yıkımın meşrulaştırıcı bir gücü olarak ilan edilmeye çalışılması, sadece İslam'a haksızlık değil, bütün dinlere, insanoğluna umut ve huzur veren bütün maneviyat değerlerine kaşı yapılmış bir haksızlıktır.

    Avrasya İslam Şurası, başta Irak ve Filistin olmak üzere yerküredeki bütün çatışmaların bir an önce sona ermesi, akan kanın durması ve gözyaşlarının dinmesi temennisini yinelemekte, bu çatışmalar bahane edilerek masum insanlara yönelik her türlü terör ve şiddeti kınamaktadır.”

    TERÖR VE İSLAM

    Bildirgenin ikinci bölümünde ise Avrasya İslam Şurası üyelerinin mutabık olduğu 23 maddeden oluşan konular, özetle şöyle sıralandı:

    “Kimlik, herhangi bir insan topluluğunun kendini tanımlama ve temsil etme yolu ve aracıdır. Müslüman kimliği ise İslam'ın getirdiklerine inanan ve kendilerini İslam'a olan mensubiyetleriyle tanımlayan insanları ifade eder. Bu kimlik, coğrafi, etnik veya ulusal kimlikleri dışlamayan, cinsiyet ayrımını reddeden, birleştirici ve kuşatıcı bir üst kimliktir.

    Dünyada ve bölgemizde Müslümanlar'ın yaşadıkları sorunlar çeşitlilik arz etmektedir. Ancak ortak sorun, kimliğin çözülmesine, aşındırılmasına ve hatta giderek kaybedilmesine ilişkin sorunlardır. Kimliğin içinde yeşerdiği kültürel muhit hızla değişmekte, Müslümanlar'ın gelecek tasavvuru her geçen gün zaafa uğramaktadır.

    Özellikle Batılı medyada olay ve kişileri değil, İslam'ı ve Müslüman kimliğini doğrudan hedef alan ithamlar, terör ve şiddetle İslam'ı eşleştirme gayretleri, giderek bütün Müslümanları şiddetle yüklü kimlik algısının hedefi haline getirmektedir. Günümüz dünyasında medeniyetler çatışmasını körükleyen olaylar, Müslüman dünya üzerindeki müdahaleler ve uygulamalar, kimlik algısını şiddet potansiyelinin bir sunumuna dönüştürmektedir. Böylece İslam karşıtı bir kimlik tasarımı, çoğu kez Müslüman kitlelere karşı dışlama ve aşağılama stratejileriyle küresel şiddeti körüklemekte, sonuçta bütün bunlar İslam'ın asli yüzünün ve mesajının ortaya çıkmasını, öğrenilmesini, içselleştirilmesini ve aktarılmasını engellemektedir.

    Masum insanlara yönelik şiddet ve terör eylemleri için hiçbir mazeret ileri sürülemez ve kabul edilemez. Öte yandan toplumsal şiddet hareketleriyle herhangi bir din arasında kurulmaya çalışılan bağın her zaman çarpıtıcı ve yanıltıcı olduğu açıkça görülmüştür. Hiç kuşkusuz bu kabil bir ilişki, ne İslam, ne de diğer dinler için asla kabul edilemez. İnsanları şiddete iten temel sorunlar farklı öğelerden beslenebilir. Şiddetin asıl kaynağını, herhangi bir dinde aramak yerine, şiddetin coğrafyasında var olan yoksulluk ve yoksunluk durumlarının derinlikli bir tahlilini yapmak gerekir. Herhangi bir din ile terör arasında öze dayalı bir ilişki kurulamaz. İslam da özü itibariyle yaşatmayı ve barış içerisinde yaşamayı önceleyen bir dindir.”

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı