Spor Haberleri

« Hürriyet.com.tr
MENÜ

Avrupa için Türkiye'ye borçluyuz

Hürriyet Haber
SON GÜNCELLEME
Fenerbahçe nereye gidiyor? Beşiktaş mağlubiyeti, hedefleri degiştirecek mi? Denizli'ye göre hedef değişmedi: Sadece iç başarı artık beni de Fener'i de tatmin etmez. Bu hedef mutlaka yakalanacak.Avrupa'da alınan sonuçlar Fenerbahçe camiasında büyük hayal kırıklığı yarattı. Ama camia Avrupa fiyaskosunu çabuk unuttu ya da takımın moralini olumsuz etkilememek için zor da olsa büyük bir dayanışma örneği göstererek sustu ve başarısızlığı sineye çekti. Fenerbahçe'de şimdi yürekler üçüncü yıldız için çarpıyor. Hedef yine şampiyonluk ve Şampiyonlar Ligi şampiyonu olarak Avrupa’ya Türk damgasını vurmak. Başkan Aziz Yıldırım'dan, yönetim kurul üyelerine, Denizli'den futbolculara herkes şu sözü veriyor: ‘‘Avrupa için Türkiye'ye borcumuz var. Bunu ödeyeceğiz.’’ Geçen yılın ekim ortaları... Şampiyonluk için yanıp tutuşan Fenerbahçe'de kimse mutlu değil. Nedeni şu: Takım Şükrü Saracoğlu Stadı'ndaki maçları ancak ite kaka kazanıyor. Deplasmanlardan ise bir türlü puan çıkaramıyor. Seyirci de, yönetim de takımın oynadığı futbolu beğenmiyor. Her maçta tribünleri tıklım tıklım dolduran seyircinin yüreği ağzına geliyor. Hakemin bitiş düdüğünden sonra yöneticiler de seyirciler gibi asık suratla stadı terk ediyorlar. Oysa seyircinin gönlünde şampiyon olmanın çok ötesinde bir özlem daha yatıyor. Başarıya susamış olan taraftar takımlarının dünya markası olmasını istiyor. Basına gelince, o da zehir zemberek... Hemen bütün kalemler oynanan futbolu yerden yere vuruyor, teknik direktör Mustafa Denizli'nin kellesini istiyor. Ancak başta Başkan Aziz Yıldırım, tüm yönetim kurulu ısrarla Mustafa Denizli'nin arkasında duruyor, teknik direktörün değiştirilmesinin söz konusu olmadığını söylüyor. DENİZLİ'NİN SÖZÜBu sıkıntılı günlerde Mustafa Denizli ise gayet sakin görünüyor. Kendinden ve takımından emin. Başkan'a ve yönetim kurulu üyelerine endişe etmemelerini söylüyor ve şu sözü veriyor:‘‘Bu yıl kesinlikle şampiyonluğu alacağız. Hiç endişeye kapılmayın. Size garanti veriyorum mart ayında en yakın rakibimizin 7 puan önünde olacağız.’’O gün kimse sesini çıkarmıyor ama herkes bu sözleri kuşkuyla karşılıyor. Ama mart ayına gelindiğinde herkes görüyor ki Fenerbahçe yarışı Galatasaray'ın 5 puan önünde götürüyor. Tabii bunda Galatasaray'ın iki cephede birden savaşmasının rolü büyük. Avrupa maçları Sarı-Kırmızılı takımı çok yoruyor, ayrıca içerdeki konsantrasyonu olumsuz etkiliyor. DÖNÜM NOKTASIKurt hoca Mustafa Denizli'nin ekim ayındaki tahmini Galatasaray'ın gücünün ikiye bölüneceği hesabına dayanıyor. Yanılmıyor, tahmini tutuyor. Ama Mart'tan sonra hesaplarda bazı aksamalar olmaya başlıyor.Fenerbahçe camiası Nisan ayına şampiyonluk türküleri söyleyerek giriyor. Ancak birden beklenmedik bir tutukluk çöküyor takımın üzerine. Önce Denizli sonra da Ankaragücü yenilgileri geliyor ve iki haftada 6 puan birden yitiriliyor. Bu maçların moral bozukluğu altında Şükrü Saracoğlu Stadı'nda Gaziantep maçına çıkılıyor. İşte bu maçta kelimenin tam anlamıyla şampiyonluk gidip geliyor. Bu maç ikinci yarıda gerçekleşen bir mucize ile 4-3 kazanılıyor. Gerçi bir hafta sonra Trabzon maçı 1-0 kaybediliyor ama bu tam bir şanssızlık oluyor. 4 top direkten dönüyor. O nedenle bir moral bozukluğu yaratmıyor. Takım iyi oynuyor. Sonraki maçlar için kimse karamsar değil. Gerçekten de sonraki Galatasaray, Erzurum, Bursa ve Samsun maçları kazanılarak şampiyonluk ipi göğüsleniyor. AVRUPA'DA HÜSRANSonra da bütün Türkiye'de kıyamet kopuyor. Milyonlarca insan sokaklara dökülerek günlerce Fenerbahçe'nin şampiyonluğunu kutluyor: ‘‘Efsane geri döndü...’’Herkes delicesine mutlu. Yaz ayları Fenerbahçeliler için şampiyonluğun sarhoşluğu içinde geçiyor. Sonra ayaklar suya ermeye başlıyor. Şampiyonluk güzel ama artık geride kalıyor. Şimdi taraftar Fenerbahçe'nin tıpkı Galatasaray gibi Avrupa'yı sarsmasını, Fenerbahçe'nin de Avrupa'ya damgasını vurmasını istiyor.Taraftar yönetimden ve Mustafa Denizli'den bunu başarmasını bekliyor. Yönetim de taraftarın gönlünde yatan bu özlemi biliyor ve bunun için de her şeyi yapmaya hazır. Mustafa Denizli'ye ne istediği soruluyor. Hoca, yeni yabancı futbolcu istemiyor ‘‘Bir iki takviye yeter, fazla transfere gerek yok’’ diyor.Yönetim teknik direktörün isteklerinin tümünü yerine getiriyor ve Ceyhun, Hakan, Ümit, Oktay, Ali Akdeniz transfer ediliyor. Çok sayıda Fenerbahçeli bu transferleri yetersiz buluyor. Bazı spor yazarları ise Fenerbahçe'nin bu kadro ile Avrupa'da başarılı olamayacağını ileri sürüyor. Ama Mustafa Denizli bu eleştirileri önemsemiyor. Sezon açılıyor. Taraftarın gözü ligden önce Şampiyonlar Ligi'nde. Milyonlarca taraftar başarının orada da sürdürülmesini bekliyor. Çünkü bütün Fenerbahçeliler, Galatasaray'ın başarıları altında ezilmişler. Bu kompleksi üzerlerinden atmak istiyorlar. Ama maçlar oynandıkça Fenerbahçe'nin bu takımla Avrupa'da başarılı olamayacağını söyleyenler haklı çıkıyor. ŞANSSIZLIK DA VARŞampiyonlar Ligi, Fenerbahçe açısından büyük bir hüsranla noktalanıyor. Takım grup maçlarını sıfır puanla kapatarak sonuncu oluyor ve Avrupa'ya veda ediyor. Yönetim ve yönetime yakın olanlar hatta Mustafa Denizli bu başarısızlığı kabul etmekle birlikte büyük bir şanssızlık da yaşandığının gözardı edilmemesini savunuyorlar, ‘‘Top bizi sevmedi. Kazanacağımız maçları verdik’’ diyorlar.Taraftarlar tıpkı geçen sezon başarısız olunduğu anlardaki gibi yapıyor ve hem yönetime, hem teknik direktöre toz kondurmuyorlar. Fenerbahçe camiası Avrupa fiyaskosunu çabuk unutuyor ya da takımın moralini olumsuz etkilememek için büyük bir dayanışma örneği göstererek sineye çekiyor. Fenerbahçe'de şimdi yürekler üçüncü yıldız için çarpıyor. Hedef kuşkusuz yine şampiyonluk... Ve gelecek yıl Avrupa'ya çok daha güçlü bir Fenerbahçe ile çıkmak, Şampiyonlar Ligi'ne Türk damgasını vurmak...Yönetim söz veriyor: ‘‘Avrupa için Türkiye'ye borcumuz var. Bunu ödeyeceğiz.’’Kıyat: O son gün çok zorduFENERBAHÇE Asbaşkanı ve basın sözcüsü Atilla Kıyat'ın, şampiyonluk maçının oynandığı son günü anlatırken yüklendiği sorumluluğun ağır izleri yüzünde yeniden beliriveriyor. Samsun'da otelde buluyorlar onu. Karşıdaki ses büyük bir telaş ve tedirginlik içinde şunları söylüyor:‘‘Bağdat Caddesi şimdiden doldu. Binlerce insan ellerinde bayraklarla maçı beklemeye başladı. Kalabalık hızla artıyor. Sanırım maç saatinde yüzbinleri bulacak. Tanrı yardımcınız olsun. Maç kaybedilirse burada neler olacağını düşünmek bile istemiyorum.’’Bu telefon Atilla Kıyat'ı huzursuz ediyor. Ya maç yitirilirse ne olacak? O kalabalığı kim tutacak? Kıyat o zor günü şöyle anlatıyor: ‘‘Yüklendiğimiz sorumluluğun büyüklüğünü düşünebiliyor musunuz? Saat başı İstanbul'u arayıp sordum kalabalığı. Maç maçlarken 400 bin insan Bağdat Caddesi'ni doldurmuştu. Korkunç bir şey... Takım sahaya çıktığında tir tir titriyordum.’’İşin daha korkuncu ilk golü Samsun atmıştı. Galatasaray ise İstanbul'da galipti. Hem de averaj için gerekli olan 4 golü de atmıştı Trabzon'a... O dakikalarda Atilla Kıyat ve yöneticiler soğuk terler döküyordu: ‘‘Ama inanıyordum maçı alacağımıza. Çocuklar da durumu biliyorlardı. Maçı kazanmak için çırpınıyorlardı. Sonunda da 3 gol atıp şampiyonluğu kazandılar. Ama öldük öldük dirildik o gün.’’- İstanbul'a geldiğinizde neler oldu?- Anlatılacak gibi değil. Atatürk Havalimanından Samandıra'ya tam 4.5 saatte gidebildik. Yüzbinlerce insan sokaklara dökülmüştü. Her kesimden insan vardı. Başörtülü kadınlar kucaklarında çocuklarıyla karşılamaya gelmişlerdi. Genç, ihtiyar, orta yaşlı, kadın, erkek... Zengini yoksulu herkes ama herkes otobüsü okşuyordu.
Bunları da Beğenebilirsiniz
İlişkili Haberler