Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Avrupa için akılcı çağrı

Ferai TINÇ

Hakim rüzgarlara karşı çıkarak, pek rağbet görmeyeceğini bilseniz de bazı gerçekleri söylemek zordur ama önemlidir.

İşte İktisadi Kalkınma Vakfı, önceki gün böyle bir şey yaptı.

Avrupa Birliği'nin Kıbrıs konusundaki hatalı tavrı ve Türkiye'yi tam üyeliğe aday ülkelerin dışında tutan kararının yarattığı olumsuz havaya rağmen İKV Başkanı Meral Gezgin Eriş önceki gün örgütü adına hükümete, ‘‘Gün, Avrupa Birliği ile diyalog kurma günüdür’’ çağrısı yaptı.

İKV'nin yayınladığı bildiride Türkiye'nin Avrupa ile ilişkilerinin sadece diplomatik temaslar bütünü olarak değerlendirilemeyeceği üzerinde duruldu ve iç siyasi sorunların ufkumuzu tamamen kapladığı bugünlerde yavaş yavaş unutmakta olduğumuz bir gerçek hatırlatıldı.

‘‘Avrupa Birliği standartları, Türkiye'nin toplumuyla, devletiyle, demokratik yapısıyla, yaşam biçimiyle, umutlarıyla hedeflediği, varmak istediği standartlardır.’’

***

TÜRKİYE'nin Avrupa Birliği ile entegrasyon için verdiği mücadeleyi desteklerken, hepimiz, bu sürecin kolay olmayacağının bilincindeydik.

Ama önemli olan, Türkiye'nin istikametini çizmesi ve halkının ulaşmasını istediği standartlar konusunda karar vermesiydi.

Avrupa hedefi, Türkiye'ye sorunlarını aşmada yardımcı olacaktı.

Lüksemburg darbesinden sonra, çağdaş insan haklarına, demokrasi standartlarına ve ekonomik gelişmeye Avrupa hedefi olmadan da ulaşılabileceği görüşleri çıktı ortaya.

Hatta, Avrupa kıstaslarına kendi çabasıyla ulaştığında Türkiye'nin AB üyeliğine gerek bile kalmayabileceğini tartıştık.

Oysa ‘‘istikamet bulanıklığı’’ içinde bunun mümkün olmayacağını çok kısa zamanda gördük.

Avrupa Birliği ile ilişkilerimizi askıya aldıktan sonra ne oldu?

Kendi başımıza kalınca ekonomik sorunlarımızı daha mı iyi çözmeye başladık, insan hakları ve demokrasi standartlarımızı mı geliştirebildik?

Tam tersi, altı ay öncesine göre Türkiye sorunlarının içine daha çok gömüldü. Sorunlar daha başa çıkılmaz hale geldi.

Enflasyonumuz üç haneli sınıra dayandı, demokrasimizin encamı ise ortada.

Rekabet hırsı kalmayınca, değişim hevesi de zayıfladı.

İKV açıklamasında, ‘‘Gümrük Birliği'nin tamamlanmasıyla Türkiye'nin elde etmiş olduğu ayrıcalıklı konum, AB ile ilişkiler en düşük düzeyde kaldığı sürece yıpranmaya, gerilemeye mahkumdur’’ hatırlatması yapılıyor.

Bu uyarıyı ekonomiden gelen tehlike sinyalleri olarak algılamak gerekiyor.

***

ŞİMDİ neredeyiz?

Şimdi Türkiye ile Avrupa ilişkileri Kıbrıs'a endekslenmiş görünüyor.

Oysa, bu iki mücadeleyi ayırma başarısını gösterecek kıvrak bir politika gerekiyor.

Çünkü bu arada Türkiye'ye yeni pazarlık imkanları ve fırsatları yaratacak olan bir gelişme var.

Lüksemburg'dan sonra Türkiye'nin haklı tepkisini göz önüne alan Avrupa Birliği Komisyonu ‘‘Türkiye için hazırlık stratejisi’’ adı altında bir öneri paketi hazırladı. Türkiye ile ilişkilerin yeniden düzenlenmesini ve derinleştirilmesini amaçlayan bu öneri paketi önümüzdeki ay Avrupa Konseyi'nde kabul edilir ve önerinin öngördüğü gibi finansal işbirliği üzerindeki Yunan vetosu kaldırılabilirse Türkiye için tam üyeliğe giden yolun kapısı açılacak.

Türkiye'nin bu öneri paketiyle ilgili tavrı nedir? Henüz bilmiyorum. Konsey kabul ederse Avrupa ile ilişkiler nasıl devam edecek? Yunan engeline takılırsa ne olacak?

Bu konularda henüz bir hazırlık görünmüyor.

Hükümetin, Avrupa politikası belirsiz.

Oysa şunu hatırlatmakta yarar var. Türk halkının tavrı çok net. Türk halkı, Avrupa standartlarına ulaşmak istiyor. Sorunlarını aşmak için yapacağı fedakarlığın hedefini, istikametini görmek istiyor.













X