"Sedat Ergin" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Sedat Ergin" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Sedat Ergin

Avrupa’dan basın özgürlüğü için ağır eleştiri

AVRUPA Konseyi’nin İsveçli İnsan Hakları Komiseri Thomas Hammarberg’in geçen nisan ayında basın özgürlüğünün durumunu incelemek amacıyla Türkiye’ye yaptığı ziyaret sırasındaki tespitlerini konu alan raporu, bu alanda son derece kaygı verici bir tablonun varlığına dikkat çekiyor.

Raporun önemi, Türkiye’de basın özgürlüğünün durumu konusunda uzun bir zamandır Batı dünyasında seslendirilen yaygın eleştirilerin bu kez kurumsal bir yapıdan, Avrupa’nın insan hakları alanındaki en üst düzeydeki sorumlusundan geliyor olmasıdır.
Konu insan hakları olduğunda Hammarberg’in uluslararası alanda muazzam bir saygınlığa sahip olması, örneğin genel sekreterliğini yaptığı Uluslararası Af Örgütü adına 1977 yılında Nobel Barış Ödülü’nü alması gibi, rapora da kuşkusuz büyük bir ağırlık katıyor.
TABULAR ARTIK TARTIŞILIYOR, ANCAK...
Hammarberg, raporuna oldukça kuvvetli bir övgüyle giriş yapıyor ve “son yıllarda insan haklarıyla ilgili çok çeşitli konularda Türkiye’nin özgür ve açık bir tartışma ortamı yaratmak açısından kaydettiği ilerlemeyi memnuniyetle karşıladığını” vurguluyor. Raporun bir başka bölümünde de “geçmişte tabu olarak görülen ya da hassasiyetle karşılanan konuların artık özgürce tartışılmasının” da yine olumlu bir gelişme olduğunu vurguluyor.
Gelgelelim yaklaşık 20 sayfalık raporda Türkiye ile ilgili olumlu diyebileceğimiz bölümler neredeyse bu iki cümleden ibaret. Diğer bölümler daha çok eleştiri...
Rapor, basın özgürlüğü alanındaki sorunları üç bölümde irdeliyor. Birinci bölümde, Anayasa, TCK ve Terörle Mücadele Kanunu gibi mevzuattan kaynaklanan sorunlar sıralanıyor. İkinci bölümde “yargı sisteminde ifade özgürlüğünü etkileyen ciddi işlevsel bozukluklar” konu ediliyor. Üçüncü bölümde ise “Türkiye’de ifade özgürlüğünü ve medya özgürlüğünü etkileyen devlet dışındaki aktörlerin eylemleri” değerlendiriliyor.
BASIN ÜZERİNDE ‘CAYDIRICI ETKİ’ VAR
Raporun kanımızca en ilginç noktalarından biri, üçüncü bölümde “Türkiye’deki medya ortamıyla ilgili kaygılar” diye bir alt bölüm açılarak, “editoryal bağımsızlık” ilkesiyle ilgili sorunların bulunduğunun kuvvetli bir vurguyla yer almış olmasıdır. Bu konu, yanlış hatırlamıyorsak, Batılı bir uluslararası örgüt tarafından bu düzeyde ilk kez dile getiriliyor.
Bu bölümde “basına hâkim olan büyük medya gruplarının bir bölümünün başka ticari sektörlerde de (endüstri, finans, telekomünikasyon, turizm gibi) çok büyük çıkarları bulunduğuna” dikkat çekiliyor.
Bunun ardından “Gazetelerin ve görsel medyanın editoryal bağımsızlığı, bağlı bulundukları medya gruplarının işleri bağlamında Türk medyasında sıkça sorgulanmaktadır” ifadesine yer veriliyor, bu alanda “kuşkular” bulunduğu aktarılıyor.
Tam burada raporun en can alıcı saptamalarından biri geliyor. Komiser, Batı’da basın üzerindeki resmi baskıların yol açtığı ürkekliği, çekingenliği anlatmak için çok sık başvurulan “chilling effect” kavramına atıf yapıyor. Hammarberg’ün resmi sitesinde yer alan raporun Türkçe çevirisinde bu kavram “caydırıcı-korkutucu etki” olarak çevrilmiş. (http://www.coe.int/t/commissioner/default_EN.asp )
Hammarberg, “medyadaki bu yapının siyasilerin ve idarenin bazı eylemlerinin (basın üzerinde) yarattığı caydırıcı etkiyi (chilling effect) şiddetlendirebileceğini” vurguluyor.
HÜKÜMET DAHA KONTROLLÜ DAVRANMALI
İlginç olan bir başka nokta, Hammarberg’ün bu durumun “siyasiler ve idare”nin “belli bir özen ve dikkatle davranmasını gerektirdiğini” vurgulamasıdır. Bir başka anlatımla, “caydırıcı etki”nin ortadan kalkması konusunda hükümete sorumluluk yükleniyor.
Avrupa Konseyi temsilcisinin bu saptamayı yaptıktan hemen sonraki paragrafta “Doğan Grubu’na kesilen vergi cezasının bu gruptan hükümete yönelen eleştirilere karşı bir misilleme olduğu yolundaki görüşlere” de yer vermiş olması dikkat çekicidir.
Bu arada “yazılı basının yorum ağırlıklı olması” da Hammarberg’ün eleştirdiği noktalar arasında yer alıyor. Temsilci, köşe yazarlarına araştırmacı gazeteciler ve muhabirlere kıyasla daha çok yer ayrıldığı yolundaki eleştirileri aktarırken, ücretler alanındaki “dengesizliğe” de dikkat çekiyor.
Avrupa’nın İnsan Hakları Komiseri’nin eleştirilerinde en geniş yeri ise yargı işgal ediyor. Onu da yarın inceleyelim.

X