"Emre Kızılkaya" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Emre Kızılkaya" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Emre Kızılkaya

Avrupa’da eksen muamması

Türkiye seçimlere gidiyor, ama iktidar partisinin Avrupa'nın geleceği konusunda ne düşündüğü, ne vaadettiği tam bir muamma...

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Avrupa siyaset arenasında tercihini değiştirip, 2005’ten beri gözlemci olduğu Avrupa Halk Partisi (EPP) grubundan 8 Kasım’da ayrılarak Avrupa Muhafazakârlar ve Reformcular İttifakı’na (AECR) tam üye olması tartışma yaratmıştı.

Taraflar, kafa karışıklığını hâlâ giderebilmiş değil. Daha kötüsü, Ankara şu anda ne şeffaf, ne de ne yaptığını bilen bir görüntü veriyor...

AKP'nin "transfer" kararı konusunda Avrupa’da başlayan kavganın ardındanİsveçli ve Türk yetkililer karşı karşıya gelmişti. Sonra AECR, AKP’yi savundu ve EPP’yi ağır bir dille suçladı.

AB kurumlarıyla ilgili bilgi sahibi olmayanların bu tartışmayı kavraması çok kolay değil.

Nitekim, AECR’a üyelik müzakerelerini AKP adına bir süre yürüten ve şimdi AECR’ın başkan yardımcılığına getirilen AKP Genel Başkanı Yardımcısı Mevlüt Çavuşoğlu gibi işin merkezindeki bir uzman bile, 1 Aralık’ta Anadolu Ajansı’nda yayınlanan açıklamasında soru işaretlerini gidermekten çok, daha da kafa karıştırabilecek şu açıklamayı yaptı:

Avrupa’da eksen muamması

“Partiye (Avrupa Parlamentosu’nda ECR grubu adıyla temsil edilen AECR) üye olmanın en büyük avantajı, EPP gibi ve bazı partiler gibi Avrupa Birliği üyesi ya da değil gibi bir ayrım yapmıyor, Avrupa kıtasından tüm siyasi partileri, aynı değerleri paylaşan siyasi partileri tam üye olarak kabul ediyor olmasıdır. O yüzden AK Parti buraya tam üye olmuştur, yani yönetimindedir. Bu partinin sadece sayı bakımından büyümesi değil, etkinliğinin büyümesine, etkinliğinin artmasına katkı sağlayacaktır, aldığı kararlarda etkili olacaktır, yönetiminde yer alacaktır, oy verebilecektir.”

Bu açıklamanın kafa karıştırmasının temel nedeni şu:

Avrupa’da bir parti, siyasi grubunu seçerken, salt karar alma mekanizmalarındaki ağırlığına bakmaz. Kaldı ki, AKP’nin tercihi olan AECR, EPP’ye kıyasla çok daha küçük, etkisiz, neredeyse “marjinal” denilebilecek bir grup...

Üstelik ikisi de merkez sağda yer alan EPP ve AECR, ideolojik açıdan neredeyse birbiriyle aynı.

Tek ciddi fark –ki AECR’ın kurulma sebebi bu- iki partinin AB’nin geleceğiyle ilgili farklı vizyonlarından kaynaklanıyor.

EPP’de, tüm kurumlarıyla merkezileşmiş, federal bir AB görüşü ağır basıyor. AECR ise ulus-devletlerin egemenliklerini Brüksel’e devretmesine şiddetle karşı...

Bu noktada, Çavuşoğlu şöyle devam ediyor:

"Neticede bununla ilgili çok değişik yorumlar yapılıyor. Bana göre, bilgi eksikliğinden yanlış yerlerden kaynaklanıyor. Bunlardan bir tanesi, 'yok efendim bu parti Avrupa Birliği'ne karşıymış', öyle değil. Bu partinin içindeki İngilizler, her siyasi parti, her ülkeden gelen siyasi partinin bu ortak değerlerin dışında bazı konularda farklı tutumları olabilir. Onu da kendi halkının isteğine göre ya da arzusuna göre ya da kendi halkının onayı doğrultusunda bunları uygular ya da uygulayamaz. (…) Avrupa Birliği tam bir siyasi, tek bir federal devlet gibi, Amerika gibi olsun, tek para politikası olsun, tek vize politikası olsun gibi, yani siyasi bir birlik, tam bir devlet gibi hareket etmesi konusunda bizim de değişik görüşlerimiz olabilir, EPP içinde de, Sosyalist Enternasyonel de de, liberallerde de, bu parti içinde de farklı görüşler olabilir."

Bu sözleri şahsen pek anlayamadım...

Yani AKP bu transferle, AB’nin geleceği konusunda AECR ile aynı çizgide (federalizm karşıtı) bir görüşe mi geçiş yaptı?

Yoksa Çavuşoğlu “değişik görüşlerimiz” derken, bu konuda AECR ile farklı düşündüklerini (EPP’nin federalist çizgisinde olduklarını) mı söylüyor?

Brüksel kulislerini dinlediğimizde, biraz EPP’deki Türkiye karşıtlarından duyulan bıkkınlığın, biraz da AECR ile ağır ağır gelişen kişisel temasların AKP'nin bu kararında etkili olduğunu duyuyoruz.

Fakat kararın temel nedeni konusunda Ankara’dan gelen açıklamalar hâlâ tatmin edici olmaktan uzak...

Sonuçta Türkiye’de seçmen, iktidar partisinin AB politikasını bilmeden, anlayamadan oy verecek gibi görünüyor...

Çünkü gazeteciler mesela Brüksel’de tek bir e-posta veya telefonla istediği AP milletvekiline ulaşırken, AKP'de kapı duvar...

* * *

EPP-AECR dışında yer alıp AKP’nin son kararıyla ilgili bilgi sahibi olan diğer isimler ne diyor, son olarak ona da bakalım...

Avrupa Parlamentosu milletvekili Andrew Duff’a bunları sordum. Kendisi, AECR’ın birçok üyesi gibi bir İngiliz, fakat onlar gibi muhafazakar değil, tam aksine federalizmi savunan bir liberal...

Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu’nun üyesi olarak bu hafta Ankara’yı ziyaret etmekte olan Duff şu yanıtı yolladı:

Avrupa’da eksen muamması

“AECR’ın Türk dostluğu, Türkiye’yi Avrupa entegrasyonuna karşı bir müstakbel bir engel olarak gördükleri ölçüdedir. ECR daha zayıf bir AB istiyor. AKP ise ECR’a katılarak Türkiye’nin AB üyeliği ihtimalini azalttı. Avrupa Parlamentosu’ndaki ana akım federalist gruplardan hiçbiri (EPP, S&D, ALDE ve Yeşiller), ECR ile veya diğer milliyetçi gruplarla işbirliğine sıcak bakmıyor. AKP’nin aldığı bu kararın, devam eden bütünleşme ‘sürecinin’ tam bir sahtekarlık olduğuna dair bir başka gösterge olduğundan eminim. Bu konuyu Ankara’da gündeme getireceğim.”

AKP yetkilileri bu konudaki soru işaretlerini giderecek bir açıklama yaparlarsa, onu da buradan aktarırım.

- Hürriyet Gazetesi Dış Haberler Şefi Emre KIZILKAYA’nın iletişim bilgileri ve bloguna www.emrekizilkaya.com adresinden ulaşılabilir. Ayrıca: http://www.twitter.com/ekizilkaya

X