"Erdal Sağlam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdal Sağlam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdal Sağlam

Avrupa’da bahar havası bir hafta sürdü

Avrupa’da bahar havası bir hafta sürdüPİYASALARDA geçen haftaya damgasını vuran gelişme, Avrupa ülkelerinin rahatlıkla borçlanıp, faizlerin düşmesi idi.

Bu nedenle Euro-dolar paritesi güçlenip TL değer kazanınca, her şeyin düzeldiğini, faiz ve enflasyonun artık düşeceğini söyleyenler bile oldu. Hatta Başbakan Erdoğan’ın “faiz lobisine önlem” sözüyle her şeyin düzelmeye başladığını bile söylediler.
Başbakan’ın sözleri aslında korkutucu idi. Her şeyden önce bir siyasi otoritenin piyasa mekanizmalarını yok sayan açıklaması, göz korkutması olarak algılandı. Korkutucu olan bir yanı da bankaları faiz lobisi olarak gösterip, sanki bankalar faizleri tek başına artırıyormuş havası veren sözleriydi. Merkez Bankası’nın kendisi tek bir gösterge faiz olmadığını söylüyor ama Başbakan Merkez’in 5.75’lik oranını hâlâ tek faiz kabul edip, Merkez bu orandan fonlarken bankaların faizleri yüzde 11’in üzerine çıkardığını düşünüyor. Buradan yola çıkarak Başbakanın ekonomi yöneticileri tarafından hiç bilgilendirilmediği sonucu ortaya çıkabilir.
Aslında bir Merkez Bankası Başkanı “TL doları yener” diyebildiğine göre, belki Başbakan’ın ne tür bilgilendirildiğini de sorgulamamak gerekiyor, ama...
Avrupa’dan gelen olumlu haberlerle, daha doğrusu olumlu yanı satın alınan haberlerle, TL değer kazanmaya başladı, Merkez Bankası piyasaya verdiği paranın büyük bölümünü 5.75’den verdi ve içerideki faizler de doğal olarak düşmeye başladı.
Ancak geçtiğimiz cuma günü Standart and Poor’s içlerinde Fransa ve Avusturya’nın da bulunduğu 9 ülkenin notunu düşürdü. Doğal olarak bu haber üzerine piyasalar karıştı, Euro yeniden değer kaybetmeye başladı, bu hareketler aynen içeriye de yansıdı.
Bu büyük gelişmenin tam sonucunu cuma günü yaşamadık. O nedenle bu hafta piyasaların bu haberin etkisiyle açılması kaçınılmaz. Hafta sonu Avrupalı liderlerin bu konu üzerinde söylediklerine bakacak olursak, hareketin büyük olacağını da rahatlıkla söyleyebiliriz.
Avrupa’da normalizasyonun başladığına ilişkin sinyaller alındığı konuşulmaya başlamışken yaşanan bu gelişme, daha alınacak epey yol olduğunu, hem piyasayı ikna açısından hem kurumsal açıdan Avrupa’nın çok daha ciddi kararlar alması gerektiğini ortaya koydu.
Ancak bir hafta süren Avrupa’daki bahar havasının gösterdiği başka bir gerçek de, bu yıl belki gelecek yılın da, kolay kolay iyi bir yıl olamayacağı, normalizasyonun zor olduğu, bu nedenle herkesin temkinli olmaya devam etmesi gerektiği idi. Buna Türkiye de dahil...
3. KÖPRÜ BÜTÇEDEN YAPILIRSA
Bugün Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2011 yılı bütçe performansını açıklayacak. Çıkacak iyi rakamların ekonominin tek dayanağı olduğunu, ancak bunun korunması gerektiğini, hep söylüyoruz. Sadece bütçe değil toplam kamu dengesi yani mali disiplin üzerinde duruyoruz.
Dün Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın 3. Köprü ile ilgili yaptığı açıklama, bu konudaki uyarılarımızın haklı olduğunu gösterdi. Bakan yıldırım, geçenlerde ihaleye çıkıldığı halde uluslar arası finansman sıkıntısı nedeniyle talep gelmeyen İstanbul’a 3. Köprü ve bağlı yolların yapımının, bütçe finansmanıyla sağlanacağını, yakında bununla ilgili ihaleye çıkılacağını açıklamış.
Temkinli olmak gerektiği konusunda uyarırken, amacımız bu tür kararlar idi. Bilindiği gibi bütçe değil ama KİT dengesini yani toplam kamu dengesini bozabilecek en önemli unsurlardan biri elektrik ve doğalgaz fiyatları. Rusya’dan indirim alındığı söylenerek, mevcut zararın bir kısmının karşılandığı belirtiliyor ama hala elektrik ve gaz fiyatları sübvanse ediliyor. Önümüzdeki dönem bu sübvansiyon daha da artacak ve KİT dengesi ciddi açık verebilir. Bu açığın yine borçlanma ile karşılanacağı unutulmasın...
Enflasyon yüksek çıktı diye gerekli zamların yapılamayacağından korkuyorduk, oldu.
Şimdi de bütçeye yeni yüklü harcama kalemleri gelmeye başlıyor. Bu işin bütçeden yapılması, bütçe dengesi ve mali disiplin üzerinde tehdit oluşmaya başladığının göstergesidir.
Bu tür kararlar devam ederse, “faiz artışı”, uğraşacağımız küçük sorunlardan biri haline geliverir. O zaman, bağımlı da olsa, Merkez Bankası”nın yapacağı bir şey de kalmaz...
X