Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Avrupa bugün ne diyecek?

Ferai TINÇ

Avrupa ile ilişkilerimizin gündemimizde giderek soluklaştığı bir dönemden geçmemize rağmen bugün Lüksemburg'da Türkiye'yi yakından ilgilendiren bir toplantı olduğunu hatırlamakta yarar var.

Bugünkü toplantının önemi, Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesini öngören ‘‘Türkiye'yi Avrupa Birliği'ne Hazırlama Stratejisi’’nin gündeme geliyor olması.

Avrupa Komisyonu'nun Gümrük Birliği ve Ankara Anlaşması'nın derinleştirilmesi için hazırladığı öneriler bugün Konsey'in onayına sunulacak.

Konsey eğer kesin ifadelerle önerileri onaylarsa, o zaman belki bir kıpırdanma olabilir. 25 Mayıs'ta Brüksel'de yapılması planlanan Ortaklık Konseyi gerçekleşebilir.

Yok, Lüksemburg Zirvesi'ndeki muğlak tutumu devam ederse, bu toplantının Türkiye için hiç bir kıymeti harbiyesi olmaz. Ortaklık Konseyi de bir başka bahara ertelenebilir.

Ankara'dan aldığım izlenimler bu yönde.

***

Hazırlık Stratejisi'nin hayata geçmesinin önündeki en büyük engel Yunanistan'ın mali işbirliği yardımı üzerindeki vetosu.

Gümrük Birliği Anlaşması'na göre AB, Türkiye'ye 1996'da 33, 97'de 72, 98'de de 120 milyon ecu karşılığı 250 milyon dolarlık mali yardım yükümlülüğünü Yunan vetosu yüzünden yerine getiremiyor.

Yunanistan'ın, Kıbrıs pazarlığının böylesine alevlendiği bir dönemde bu kozdan vaz geçmesini beklemek saflık olur.

Avrupa, her ne kadar ‘‘Eğer Atina vetosunu kaldırmazsa onu izole ederiz’’ diyorsa da bunları inandırıcı bulmak zor. Çünkü biz bu söylemi üç yıldır dinliyoruz, bu Atina'ya tehditten çok bize yönelik bir iyi niyet gösterisini aşmıyor.

Lüksemburg Zirvesi'nden sonra, ilk kez geçtiğimiz hafta Türkiye'ye gelen AB Karma Parlameno Komisyonu üyeleriyle yaptığım görüşmelerde de bu izlenimi edindim. Yunan vetosunun devam edeceğini, ancak Türkiye'nin MEDA fonlarından daha fazla yararlandırılması için çaba harcayacaklarını söylemekle yetiniyorlardı. Bugüne kadar Türkiye'de sadece sivil toplum örgütlerine açtıkları fonların (o da öylesine kısıtlıydı ki) bundan sonra hükümetin kullanımına açılabileceği noktasından öteye gitmiyorlardı.

Ama bu konuda, tekliflerinin Türkiye'nin beklentileri karşısında ne kadar mütevazi kaldığı yolunda onlarla sıkı bir pazarlık yapıldığını da duymadım.

***

Avrupa Birliği Komisyonu, ilişkilerin Gümrük Birliği artı çerçevesi içinde derinleştirilmesini öngören AB'ye Hazırlık Stratejisi'ni yayınladıktan sonra Türkiye, ‘‘Bugüne kadar Türkiye ile ilgili birçok kağıt yayınlandı. Bu da onlardan biri. Bizim için önemli olan sonuç. Bekleyelim görelim’’ mülahazasıyla tepki vermedi.

Avrupa'ya karşı bu sessizlik politikası Avrupa'nın Türkiye ile pazarlık yapmasını engelliyor ama tersi de Türkiye için geçerli.

Bu tavır, Türkiye'yi kendi koşullarını, isteklerini ortaya koymaktan ve bunların hayata geçmesi için pazarlık yapmaktan alakoyuyor.

Oysa, şu sıralar Yunanistan'ın vetosunun kaldırılması noktasında ağır bir baskı uygulanabilirdi.

Ama artık dinamik bir pazarlık süreci yerine, durgun bir bekleme dönemindeyiz.

Bakalım bugünkü toplantının sonucu, ilişkilere yeni bir ivme mi verecek yoksa, uzun durağanlıkların doğal sonucu olan uzaklaşma sürecinin kapısını mı aralayacak?













X