Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Avrupa Birliği konusunda hayaller ve gerçekler

BİR yazar, iş peşinde sağa-sola koştururken bir boş zaman aralığında ‘İyi Haberden Rahatsız Olanlar’ başlıklı bir yazı yazıyor:

[‘Bazılarımız birkaç gündür çok rahatsız. Zira Avrupa’dan, ekonomiden iyi haberler geliyor. Kötü haber azaldı. Ne yapacağız şimdi? Gazetelere bakıyorum, televizyonları izliyorum ve bazılarımızın haline çok üzülüyorum. Suratlarından düşen bin parça. Sanki gemileri batmış ve bir türlü kendilerine gelememiş gibi bir halleri var.’]

TERÖR İLE TEMEL HAKLARI KARIŞTIRDI

Kıbrıs konusunda sanki Yunan ve Rum tarafının avukatlığını yapıyordu; Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye karşı açtığı yerel ve uluslararası kamuoyu oluşturma davasında savcılık yapıyordu. Ama baktığı fallar, attığı remiller, hepsi boş çıktı: Kıbrıs birleşmedi, Rumlar Türkleri istemedi; Avrupa Birliği KKTC’ye uyguladığı insafsız ambargoyu kaldırmadı.

Kürt Fesadı’nda hakemlik ve hakimlik yapmaya kalkıştı. Terör ile özgürlükleri, terör ile insanların temel haklarını birbirine karıştırdı. PKK terörü ile devletin kendini koruma refleksini eşit tuttu. Barış sözcüğünü yanlış bağlamda, yanlış amaçta kullandı. Anadili öğrenmek özgürlüğünü, anadilde öğretim biçiminde sundu ve insanların mutsuzluğuna neden oldu.

MEMLEKET SANKİ TAPULU MÜLKÜ

Avrupa Birliği konusunda söylediklerinin, yazdıklarının hepsi yanlış ve boş çıktı. Sonunda ‘Bu Avrupa Birliği de çok oluyor’ demeye başladı ama ertesi gün yukarıdaki satırları yazdı.

Düşünceyi İfade Özgürlüğü’nden, demokratikleşmeden söz ediyor ama kendisi gibi görmeyenleri, kendisi gibi düşünmeyenleri küçümsüyor ve suçluyor.

Sanki eleştirilen hükümetin başbakanı kendisi. Yapılan eleştirilerin kendisine yapıldığını sanıyor. Çünkü memleket onun tapulu mülkü!

Avrupa’dan iyi haberler gelmiyor. Ekonomiden gelen haberler iyi mi kötü mü, geçici mi kalıcı mı belli değil. Ekonomi dünyası ve ekonomistler bin parça!..

Aslında bir tek kişi değil! Bir türden, bir familyadan söz etmek gerek!

AB’NİN KUŞKUSUNU MÜZAKEREDE GÖRÜRÜZ

Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Türkiye’nin AB’ye üyelik şartlarını yerine getirebilmesi için büyük bir ‘kültür devrimi’ne ihtiyaç duyacağını öne sürüyor. ‘Eğer biraz hafif mizahi hareketle, bulaşıcı bir tepkiyle, ‘Siz Avrupalı değilsiniz, gidin!’ denirse, kim bize bu topluluğun kökten dinciliğe kaymayacağını söyleyebilir?’ diye soruyor.

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı, Jacques Chirac’ın ne demek istediğini düşüneceğine, uygar İslamdan, İslam uygarlığından söz ediyor, ‘Herkesin uygarlığı, kültürü kendine!’ demek istiyor. ‘Türkiye, gerekli olduğuna karar verirse kültür devrimlerini kendi iradesiyle yapar (...) Bay Chirac’ın kaygılanmasını gerektirecek herhangi bir şey yok!’ diyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın Cumhuriyet Devrimleri’nden habersiz olduğunu ileri sürmek mümkün değil. Ama, belki de, ‘AKP iktidarı Cumhuriyet devrimlerini benimseyip sahiplenecek bir kültür devrimi yaşamak, geçirmek zorundadır!’ demek istemektedir. Avrupa Birliği’nin, kendi devletinin kuruluş felsefesiyle, cumhuriyetinin ilkeleriyle kavgalı AKP hükümetine nasıl kuşkuyla baktığını müzakereler başlayınca daha iyi göreceğiz.
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI