Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Avrupa Birliği gücü değil uzlaşmayı seçti

    Sevin TURAN
    24.11.2009 - 00:59 | Son Güncelleme: 24.11.2009 - 17:09

    Dün akşam saatlerinde Avrupa Birliği’nin tepesindeki koltuklarda oturacak isimler belli oldu. Belçika Başbakanı Herman van Rompuy ve İngiliz İşçi Partili politikacı Catherine Ashton’ın isimleri dünya kamuoyunda ‘Avrupa Birliği (AB) hedef küçülttü, uzlaşmayı seçti’ yorumlarına sebep oldu.

         

     

    Van Rompuy ve Ashton seçilmesi karmaşık tepkilere yol açtı. Avrupalı liderler ve ABD Başkanı Barack Obama sonucu destekler açıklamalar yapsa da Brüksel’de tercihlerin doğruluğuyla ilgili bir hayal kırıklığı yaşandığı ifade ediliyor.                               

                                                                                                      

    Obama, Van Rompuy ve Ashton’ın bu görevlere getirilmesinin AB’nin gücünü artıracağını ve ABD’nin güçlü bir ortağı haline getireceğini söyledi.                                  

                                              

    Obama “ABD’nin dünyada güvenlik ve refahın sağlanması için Avrupa’dan daha güçlü bir ortağı yok” açıklamasını yaparken Dışişleri Bakanı Hillary Clinton da seçim sonuçlarının Avrupa’nın dünyadaki rolü adına için bir dönüm noktası olduğunu, Van Rompuy ve Ashton’la İran’ın nükleer programı ya da Ortadoğu barışı için çalışmaya sabırsızlandığını söyledi. Ancak, Financial Times’da Washington’daki ilk tepkinin şok ve hayal kırıklığı olduğu ifade ediliyor.                                             

     

    İngiliz basınının geri kalanında da bu isimlerin AB’nin elde etmeyi amaçladığı küresel etkinin sağlanmasında yetersiz olacağı fikri hakim. Özellikle, Ashton’ın çok tanınmayan, sessiz ve nispeten tecrübesiz bir siyasetçi olmasının ABD, Rusya ve Çin gibi dünya devleriyle olan görüşmelerde bir dezavantaj olacağı belirtiliyor.

     

    TAVİZ VE UZLAŞMA                    

    Diğer yandan, İngilizlerin Blair’in adaylığını desteklemesinin altında yatan en önemli sebep de dünya arenasında Avrupa’nın dev bir isim tarafından temsil edilmesi gerektiğine yönelik güçlü inançtı. Ancak bugün özellikle Almanya ve Fransa gibi Avrupalı devlerin güçlü temsilden çok taviz ve uzlaşmacı bir siyaset anlayışına önem verdikleri söyleniyor.

     

    The Guardian’ın görüşlerine yer verdiği siyasi analistler Brüksel’deki en mutlu kişinin “Avrupa Birliği’nin liderliği için daha iyi iki isim bulunamazdı” diyen Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso olduğunu belirtiyor.

     

    Çünkü ne Başkan Van Rompuy ne de aynı zamanda komisyon başkan yardımcılığı görevini de sürdürecek olan Dışişleri Bakanı Ashton, Barroso’nun otoritesi için tehdit oluşturuyor.

     

    Günler öncesinden Van Rompuy üzerine anlaştıklarını duyuran Almanya ve Fransa da sonuçlardan memnun çünkü bu durumda Fransa Barroso’nun kurduğu komisyonda ekonomi portföyünü elde ederken, Almanya da çok istediği Avrupa Merkez Bankası Başkanlığı koltuğuna 2011’de oturabilecek.

     

    Diğer yandan komisyonda her ülkeden sadece bir temsilci olabileceği için İngiltere bu portföyler için şansını kaybetmiş görünüyor.

     

    BROWN MEMNUN

    Yine de Başbakan Gordon Brown sonuçların ülkesi için çok sevindirici olduğunu söyledi. Gerçekten de Tony Blair’in başkanlık yarışında kendisine verilen desteği kaybetmesi, David Miliband’in de aday olmayacağını açıklaması İngiltere’yi bir anda bu yeni sistemin dışında kalma tehlikesiyle karşı karşıya bırakmıştı.

     

    Dolayısıyla Ashton’ın dışişleri bakanlığı İngiltere için sevindirici bir sonuç oldu. Barroso’nun “İngiltere’nin bu sistemin kalbinde kalması gerektiğine inanıyoruz” açıklaması da buna işaret ediyor.

     

    AB’nin yeni fakat büyük üyelerinden Polonya’nın başbakanı Donald Tusk “yeni liderlere çok fazla güç vermeyeceğimizde anlaştık” açıklamasında bulunmuş ve karardan memnuniyetini belirtmişti. Ancak ülkenin gazetelerindeki yorumlar bunun tam tersine işaret ediyor.

     

    POLONYA KAMUOYUNDAN ELEŞTİRİ

    Polonya’nın en çok satan federalist gazetelerinden Gazeta Wyborcza’da, özellikle Ashton’ın renksiz ve tanınmamış bir siyasetçi olması eleştirilirken muhafazakar Rzeczpospolita gazetesi de, bunun Fransa ve Almanya’nın zaferi, ancak Avrupa’nın kaybı olduğunu belirtmiş.

     

    Gazetede “Avrupa’nın başkanı uluslararası arenada söyleyecek hiçbir şeyi olmayan bir adam, dışişleri bakanı da diplomaside hiçbir deneyimi olmayan bir kadın” yorumu yapılıyor.

     

    Durumdan memnun olmayan bir diğer ülkenin de İsveç olduğu söyleniyor. Her ne kadar Başbakan Fredrik Reinfeldt karardan memnun olduklarını açıklasa da Dışişleri Bakanı Carl Bildt zirveden hemen önce yazdığı bir yazıda “eğer Avrupa başkanlık için minimalist bir yaklaşım peşinde koşarsa tarihi bir fırsatın kaçırılacağını” savundu.

     

    Karara bir tepki de Türkiye’den geldi. BBC World Today yayınında konuşan Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili Onur Öymen, Van Rompuy’un birkaç yıl önce dini ve kültürel sebeplerden ötürü Türkiye’nin üyeliğine karşı olduğunu söylediğini hatırlatarak, “Van Rompuy’un başkanlığı sırasında ilişkilerimizin geleceğinden çok umutlu değiliz” dedi.

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı