Gündem Haberleri

    Avrupa Birliği düşüncesi Türk korkusundan doğmuştu

    Murat BARDAKÇI
    13.10.2005 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Bugün üyesi olmaya çalıştığımız Avrupa Birliği’nin temelini Türk korkusu oluşturmuş ve Türkler’i Avrupa’dan atmak için birlik fikri, asırlar önce ortaya atılmıştı. Bugünkü birliğin ilk fikir babası, Bohemya Kralı George Podiebrad idi ve Podiebrad, 1462’de Avrupa’da hem iç barışı sağlamak, hem de Türkler’i kovmak hayaliyle bir ‘Avrupa Birliği’ kurulmasını teklif etmişti. Günümüzde várolan Avrupa Birliği, temelini Kral Podiebrad’ın işte bu düşüncesinden alıyor.

    BUGÜN üyesi olmaya çalıştığımız Avrupa Birliği’nin temelini Türk korkusu oluşturmuş ve Türkler’i Avrupa’dan atmak için birlik fikri, asırlar önce ortaya atılmıştı.

    Avrupalılar’ı Türk ‘tehdidi’ ile tanıştıran kişi, Batı Hunları’nın beşinci yüzyılda yaşayan lideri Attila idi. Attila, Avrupa’yı hallaç pamuğu gibi atıp Roma kapılarına kadar dayandı, ancak 453 yılında ölmesinden sonra Türk tehlikesi birkaç asır için sona erdi.

    Hristiyanlar için ikinci Türk tehlikesi, 11. yüzyılda Selçuklular’ın Anadolu’ya akınlarıyla başladı. Türkiye Selçukluları’nın kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman Şah, 11. yüzyılın ikinci yarısında Anadolu’yu İznik’e kadar fethedip İstanbul’u da tehdit edince, Haçlı Seferleri başladı. Bizans bu seferler sayesinde bir müddet daha devam etti ama Türk tehlikesi bitmemişti.

    Moğollar’ın önünden kaçan yüzbinlerce Türkmen, Ege bölgesini fethederek burada çeşitli beylikler kurdular. Türkmen beyliklerinden olan Osmanlılar, Marmara bölgesini kısa sürede almalarından sonra, Rumeli’ye geçtiler. Avrupalı Hristiyanlar, Türkler’in Bizans’ı sıkıştırıp Balkanlar’ı da fethetmeleri üzerine yeniden Haçlı seferleri düzenlediler, ancak Osmanlılar’ı hiçbir güç durduramadı.

    Osmanlılar, 1402 ile 1413 yılları arasındaki Fetret devrinde taht kavgalarıyla uğraştıktan sonra, kendilerini toparlayarak yeniden Balkanlar’da fütuhata başladılar. Fatih’in babası olan İkinci Murad, Haçlılar’ı 1444’te Varna’da, 1448’de de İkinci Kosova Meydan Muharebesi’nde mağlup etti. Bütün bunların akabinde Fatih Sultan Mehmed’in 1453’te İstanbul’u fethi ise Avrupa’da büyük bir şok yarattı.

    İstanbul’un fethinden sonra Avrupa için ‘Türk tehlikesi’ daha da büyüdü. Fatih Sultan Mehmed fetihlerine devam ederken, İtalya’dan Sırbistan’a kadar uzanan Avrupa ülkeleri sıranın kendilerine geldiğine inanıyor ve korkuyorlardı. Kilise váizleri şehir şehir dolaşarak Doğu Roma’nın başkentinin insanların günahları yüzünden Türkler’in eline geçtiği, eğer sapkınlıklar bırakılıp dine dönülmezse, Fatih’in Roma’ya kadar geleceğini anlatıyorlardı.

    Fatih, İstanbul’dan sonra ilerlemeye devam ederek Ege adalarını, Sırbistan’ı, Hırvatistan’ı, Bosna’yı, Yunanistan’ı, Arnavutluk’u, Karadağ’ı, ve Romanya’nın bir bölümünü de fethetti.

    Osmanlı ilerleyişi ve karşısında bir şey yapılamayışı, Avrupalılar üzerinde öyle bir yılgınlık yarattı ki, bu dünyanın Türkler’in, ahiretin ise Hristiyanlar’ın olduğuna inanmaya başladılar. Türk korkusu, zamanla tam bir kábusa dönüştü. Osmanlılar’ın ilerlemesi, Avrupalılar’a göre yaklaşan kıyametin habercisiydi ve bu ortamda, ortaya yepyeni fikirler atıldı. Planlardan biri Bohemya Kralı George Podiebrad’a aitti ve Podiebrad, 1462’de Avrupa’da hem iç barışı sağlamak, hem de Türkler’i kovmak hayaliyle bir ‘Avrupa Birliği’ kurulmasını teklif etti. Bu düşünce, aslında daha önceleri de ortaya atılmıştı. ‘İláhi Komedya’nın yazarı olan İtalyan şair Dante, 14. yüzyılın başlarında tek bir Avrupa fikrini ileri sürmüş, hukukçu Pierre DuBois da 15. asırda bu fikri biraz daha ileri götürerek, ‘Türkler’e karşı rahatça savaşabilecek Avrupa’ düşüncesini savunmuştu. George Podiebrad ise, Türkler’in ilerlemesini engellemek için Avrupa Birliği’nin oluşturulmasını öngören büyük bir planla ortaya çıkan ilk kraldı.

    Kral Podiebrad’ın planı, sürekli bir genel meclisi, bütün üyelerden alınan vergilerle desteklenen milletlerüstü bir askeri gücü, müşterek bir para birimi ve milletlerarası bir mahkemesi olan sürekli bir Hristiyan prensler birliği idi. Podiebrad hem Roma’daki Papa’ya, hem de Osmanlı Sultanı’na karşıydı.

    Birçok krallıkla prenslikten meydana gelen ve tarih boyunca birbirleriyle savaşan Avrupalılar arasında ‘Avrupalı olma’ fikrinin doğup yayılmasında Osmanlılar’ın durdurulmaz ilerleyişi karşısında Hristiyanlar’ın bu çaresizliği vardı. Bohemya Kralı, fikrini gerçekleştiremeden 22 Mart 1471’de öldü. Ancak Podiebrad’ın düşünceleri Avrupalı aydınlar tarafından daha sonra sürekli şekilde geliştirildi ve ‘Avrupa Birliği’ olarak ortaya çıktı.

    Sorular ve cevaplar (Mehmet Nuri YILMAZ)

    Ezanın başka dillerde okunması mümkün müdür?

    Ali SEZER/AFYONKARAHİSAR

    - Ezan, İslam’ın değişmez bir simgesidir. Dünyanın neresinde olursa olsun, Müslüman varlığının ve kimliğinin bir göstergesidir. Bu şekliyle özgün dilinde okunması konusunda 15 asırlık    bir gelenek ve ittifak söz konusudur. Ezanın asıl amacı, vaktin girdiğini bildirip namaza davet olduğundan değişik dilleri konuşan Müslümanların hepsine bu davetin ulaştırılması ancak yine hepsinin ortak bilincine hitap etmekle olur ki, bunun yolu da ezanı bilinen asli lafızlarıyla okumaktan geçer.

    Yolculukta kılınmayan namazlar nasıl kaza edilir?

    Sırrı GÜLTEKİN/ KAHRAMANMARAŞ

    - Namaz, kişinin zimmetine nasıl ve ne şekilde geçerse onu o şekliyle eda veya kaza edecektir. Yolculukta iken namazı kazaya kalan kişi, evine döndükten sonra da olsa 4 rekátlı olan farzları 2 rekát olarak kaza eder. Mukim iken namazı kazaya kalan kişi de yolculukta bu namazı tam olarak kaza eder.

    Sağlığında zina, içki, kumar vb. günahları işlemiş birisinin cenaze namazı  kılınır mı?

    Sadakat İNCE/ALMANYA

    - Müslüman olarak ölen kişi, dünyanın en kötü insanı da olsa kalbinde iman taşıdığından cenaze namazı kılınır. Çünkü böylelerinin daha çok duaya ihtiyacı vardır.

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı