Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Avro İhtilali

Hadi ULUENGİN

Yarın 1 Mayıs Emek Bayramı ya, korkunun ecele faydası yok artık modern zamanlardan post - modern zamanlara geçiyoruz, Avrupa'nın gündemini ne görkemli işçi yürüyüşleri, ne de sloganlaşmış sendika talepleri belirleyecek.

Aksine, Yaşlı Kıta sermayenin niteliksel dönüşümünü taçlandıracak.

Çünkü, olağanüstü bir zirve için Brüksel'de toplanacak olan AB liderleri hem 1 Ocak 1999'dan itibaren tek para birimi ‘‘avro’’yu uygulayacak ülkeleri resmen açıklayacaklar, hem mevcut dövizlerin yeni paritesini saptayacaklar, hem de bundan böyle aynı ‘‘avro’’ya ilişkin mali siyasetleri yönlendirecek Avrupa Merkez Bankası'nın guvernör ve üyelerini tayin edecekler.

Dolayısıyla, iki bin gazetecinin yığılacağı ve televizyonların naklen yayın yapacağı Belçika başkenti 1958 Roma Antlaşması'ndan bu yana Topluluk'un en hayati olayına mekan oluşturacak. Dünyanın kalbi burada atacak.

Açıkçası, Batı proleter geleneği uyarınca yarın kent sokaklarında 1 Mayıs'ın sembolü inciçiçeği satılacak olsa bile, bu yılki Emek Bayramı aslında eski sanayi toplumunun değil yeni bilgi toplumunun bayramı olarak tarihe geçecek.

* * *

Kuşku yok, sermaye dolaşımını ve kıtasal globalleşmeyi hedefleyen ‘‘avro’’ girişimi esas olarak bir ‘‘finans kapital operasyonu’’na tekabül ediyor.

Ancak söz konusu boyut onun tarihi önemini azaltmıyor. Gözden düşürmüyor.

Britanya, İsveç, Danimarka ve Yunanistan hariç on bir AB ülkesi önümüzdeki yıl başından itibaren legal bazda tek para birimi uygulamasına geçtiği an 290 milyon insan da tek tür referansa sahip olacak. Portekiz'in en güneyinden Finlandiya'nın en kuzeyine kadar hep aynı banknot ve değerler temel alınacak.

Mali politikanın Avrupa Merkez Bankası'na teslim edileceği ve dolayısıyla iktisadi ve sosyal politikalardaki milli kararların da cidden tırpanlanacağı düşünülürse, Avrupa, geleceğin post - modern zamanları belirleyen ve ‘‘süpra - nasyonal’’ denilen ‘‘ulus ötesi devlet’’ sürecinde muazzam bir adım atacak.

Üstelik, iç bünyedeki yeni genişleme ve Mağrip'den Maşrek'e uzanan ‘‘avro periferisi’’ sayesinde Yaşlı Kıta kendine gençlik iksiri şırıngalayacak.

AB ticari hacim itibariyle dünyanın en büyük gücünü, kişi başına GSMG itibariyle de ABD'den sonra dünyanın en zengin ikinci bloğunu temsil edecek.

Yarınki 1 Mayıs hem ‘‘Avrupa ütopyası’’ açısından tarihi bir gün olarak takvime yazılacak, hem de bu tarih ulus - devleti yaratarak modern zamanlara öncülük etmiş olan Avrupa'nın şimdi de ‘‘ulus ötesi devlet’’le post - modern zamanlara öncülük ettiği ikinci bir dönüm noktası olarak yine takvime geçecek.

* * *

Halk, ülke ve devlet olarak yukarıdaki gelişmelere yabancı kalamayız.

Bir, iktisadi ve mali açıdan kalamayız.

Ticaretimizin ezici bölümünü AB'yle gerçekleştirirken, coğrafyada Yaşlı Kıta'yı tamamlarken ve haklı olarak Avrupa aidiyetimizi sahiplenirken, dolarla düşünerek ve ABD'yle nikah tazeleyerek Topluluk'u ve ‘‘avro’’yu ıskalayamayız.

İki, siyasi açıdan da yabancı kalamayız.

Ulus - devlet aşınırken ve ‘‘ulus ötesi devlet’’ yanıbaşımızda fiilen hayata geçerken geç milliyetçiliğimizin travmatik kaygılarıyla yaşayamayız.

Ve nihayet üç, felsefi açıdan da yabancı kalamayız.

1 Mayıs 1998 Emek Bayramı'nda Avrupa Birliği sermaye dolaşımında ve kıta globalleşmesinde müthiş viraj alırken, ‘‘1 Mayıs, 1 Mayıs, işçinin emekçinin bayramı - Devrimin şanlı yolunda ilerleyen halkın bayramı’’ türünden antika ideolojiler ve onların biraz daha yerli varyantlarıyla zaman yitiremeyiz.

Kimliğini talep ettiğimiz bir Kıta'dan kendimizi bu kadar soyutlayamayız.

‘‘Avro’’ gerçeğindeki müthiş ihtilalci boyutu görmedikçe yeni hayatın müthiş ihtilalci çetrefilliğini de yakalayamayız.













X