Spor Atletlerimiz rekorumu kırarsa mutlu olurum
Paylaş
  • Yazdır
  • A
    Yazı Tipi
  • Yorumlar
    0
    • Yazdır
    • A
      Yazı Tipi

Atletlerimiz rekorumu kırarsa mutlu olurum

Londra Olimpiyatları’nda Türkiye’nin yüzünü güldüren, umut veren dal atletizmdi. Bu başarının ardındaki isim de Türkiye Atletizm Federasyonu Başkanı Mehmet Terzi. O da eski bir atlet. Maratonda hâlâ kırılamayan Türkiye rekorunun sahibi

Bilecik Kurtköy doğumluyum ama Eskişehir’de okudum. Lise ikinci sınıftayken bir arkadaşımız Ankara’daki Atatürk yarışına katılmıştı. “Ben de iyi koşarım” dedim, “Çoluk çocukla mı uğraşacağız” diye kabul etmediler. Sıra arkadaşım Vasfi zorla yazdırdı. Okulun etrafında üç tur koştuk seçmelerde. Ben üçüncü geldim. Yıl 1970’ti, öyle başladım spora. Sonra eski milli atletlerden ?ükrü Saban’la çalıştım. Bir gün, “Ya bu işi
yap ya defol git” diye sert çıktı
bana. Ertesi hafta bölgelerarası yarış vardı, 3 bin metrede ikinci oldum. 1500’de de Eskişehirli atletlerin hepsini geçmiştim. O zamandan itibaren atletizm benim hayatım oldu.

MARATON KOŞTUM

1973’te Mersin’e transfer oldum. Kulübüm, Mersin Atletizm Yhtisas çok iyiydi, Galatasaray ile çekişiyordu. O takıma girmek milli takıma girmek gibiydi, Türkiye’nin en iyileri oradaydı. Sonra Spor Akademisi’ni kazandım, okulu da ihmal etmedim. 1978’de ilk maratonumu koştum, Paris’te ikinci oldum. Ama en iyi yıllarım 1983-1987 arası. 1987’de Londra’da 2 saat 10 dakika 25 saniyeyle dünya klasman altıncısı oldum. Türkiye rekorunu kırdım, o rekor halen geçerli. Atletlerimiz o rekoru benim dönemimde kırarlarsa mutlu olacağım.

SÜREYYA AYHAN
Yücel Kop bu hale getirdi

Süreyya Ayhan, bizi suçluyor. Ben başkan seçilmeden önce Edirne’de doping numunesi alımıyla ilgili bir sorun yaşamışlardı. Yücel Kop tutuyor, WADA yetkililerini yumrukluyor. Odaya sokuyor, kilitliyor. Anti doping yönetmeliği, “Numune vermekten kaçan, imza atıp tekrar numune vermekte zorluk çıkaran sporcu dopingli sayılır” diyor. Süreyya Ayhan, iki yıl ceza aldıktan sonra onu 2006 Avrupa ?ampiyonası’nda yarıştırmak için uğraştım, koşmadı. Ertesi yıl altı aylığına ABD’ye gönderdik. Orada yine doping meselesi çıktı. Sonra kendi hatalarını başkalarının üzerine atmaya çalıştılar. Türk atletizminin idol sporcusuydu. Kurumları saymayacak, devamlı kindar davranışlarda bulunacaksınız, sporun verdiği erdemlilik içinde davranmayacaksınız; bakanlık, genel müdürlükle ilgili ağzınıza geleni söyleyeceksiniz, sonra? Bizim sporcularımız bunu mu örnek alacak?  Edirne’deki ilk numune olayında bize görüşümüzü sordular. “Süreyya Ayhan’ın suçu yoktur. Suç antrenörünündür” diye yazdık. Süreyya’yı korudum.  Hakikaten de doğruydu. Yücel Kop, Süreyya’yı bu duruma getirdi.

AİLE
Eve bir geldim, çocuk sesi

Bugünkü çocukların çektiklerini ben bilirim. Spor, bütün hayatını kaplar. Bizim de öyleydi. Eşimin de büyük fedakârlıkları vardır. Bir gün eve geldim, çocuk sesi var. Meğer bir hafta önce kızım doğmuş! Romanya’da yarışlardaydım. 1993’te sporu bıraktım. Bir süre Eskişehir Atletizm Spor Kulübü’nün başkanlığını, antrenörlüğünü yaptım. Ticaretle de uğraştım. Spor mağazaları açtım. İki yıl önce bıraktım. Kızım orduya girdi, yüzbaşı oldu. Oğlum da atletizm antrenörü. Fizik öğretmeni eşim de emekli.

FEDERASYON
Dünyadaki yenilikleri uyguluyoruz


Dünyanın en iyi atletleri nerede çalışıyorsa biz de oraya gönderiyoruz atletlerimizi. Mesela Aslı Çakır Alptekin iki buçuk ay Kenya’da kaldı; Nevin Yanıt’ın performans değerlendirmesini Belçika’da yaptık. 48 sporcuyu Londra Olimpiyatları’na hazırladık; 33’ü gidebildi. Şimdi 154 sporcumuzu 2016 Rio’ya hazırlıyoruz. Oraya 60-70 sporcuyla gitmek istiyoruz. Dünyada ne varsa o artık Türkiye’de var. Yeni antrenman yöntemleri çıkıyor, onları uyguluyoruz.

DOPİNG
Korkudan Aspirin içemezdim

Bizim zamanımızda da doping kontrolü yapılıyordu tabii. Korkumuzdan asprin bile içmiyorduk. Uluslararası Olimpiyat Komitesi, dopinge sıfır tolerans ilkesini benimsedi. Bütün sporcularımız kontrol altında. 15 günde üç defa numune aldıkları sporcularımız var. Mesela Elvan’a geldiler. Zaten kızımız 40 kilo, hep kan veriyor. ?imdi biyolojik pasaport da çıktı.

ANTRENMAN
İbadet gibi yapardık


Bizim sporculuk dönemimizde böyle paralar kazanılmıyordu. Bizde kamplar bile yoktu. Ben hem spor yaptım ve okudum, hem de memurluk yaptım. Spor şube müdürüydüm Eskişehir’de. Mesai bitince 17.30’dan sonra ışıkların altında antrenman yapıyordum. Sabah da 06.00’da kalkıyordum antreman için. Eşimin öğretmen arkadaşları, “Saate bakmıyoruz. Mehmet geçince saati öğreniyoruz” diyormuş. Öyle ibadet gibi de antrenman yapardık. Günde 35 kilometre koşuyorduk.

DEVŞİRMELER
Ödüle geliyorlar

Devşirme lafına sıcak bakmıyorum. Biz federasyon olarak kimseyi Türk vatandaşı yapmıyoruz. Kulüpler getiriyor, aralarında da başarılı olup da Türkiye adına yarışmak isteyenler çıkıyor. Bazı ülkelerde olimpiyat şampiyonlarına bu kadar ödül yok. Ödül çekici hale geliyor. 2000 yılında 11 kişiydi Türk vatandaşlığına geçen. Bu yıl beş yeni vatandaşla gittik olimpiyatlara. Daha önce gelen sporcuların bazıları Türkiye rekorlarını kırıp gittiler. Ama Elvan ve Alemitu, Türkiye’de yaşıyor.


Yorumları Göster
Yorumları Gizle