"Ayçe Dikmen" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayçe Dikmen" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayçe Dikmen

Atlantik’i tek başına geçen ilk Türk olacak

Yasemin Akyıl, 14 yaşında kendi deyimiyle, İzmir İmbatı’nda başladığı yelken sporunu kısa sürede geliştirerek yüzlerce kez milli ve Türkiye şampiyonu olmuş.

Solo yelkenciliğe başladıktan sonra ‘Mini Transat’ yarışına katılarak, Atlantik’i yalnız geçen ilk Türk yelkencisi olmayı hedefleyen Yasemin, bunun için sponsor arıyorş. Henüz olumlu sonuç alamayan bu cesur İzmirli kıza www.yasemini.com adresinden ulaşabilir, maddi ya da manevi destek verebilirsiniz.

»Yelkene nasıl başladın?
»14 yaşıma kadar yüzmeyle ilgileniyordum, o yaz babam yelkeni denememi söyledi. Babam denizi çok sever, hafta sonları Sığacık, Urla’da tekne bakmaya giderdik. Ama hiç yelkenli teknemiz olmadı.
»14 yaş yelken sporuna başlamak için geç değil mi?
»Diğer sporlar için olabilir ama yelken, denizden korkmayan herkesin kolaylıkla öğrenebileceği bir spor. Benim şansım yüzmeyle küçük yaşlardan gelen sportif geçmişimdi. Ailelere, iyice yüzme öğrendikten sonra suyu seven her çocuğun denemesini öneriyoruz. Kulüpler genelde 7 yaşta kursa başlıyor.
»Bugüne kadar hangi yarışlara katıldın? Derecelerin neler?
»Yelkene başlamam laser teknesiyle oldu. Daha sonra tek kişilik, sonra diğer sınıflarla 470 ve 2005’ten beri de yat sınıflarında yarışıyorum. Şimdiye kadar Türkiye’yi laser, europe ve 470 sınıflarında Balkan, Avrupa ve dünya şampiyonalarında temsil ettim. 100’den fazla milli oldum, Türkiye şampiyonluğum var.

Projenin başarısı sponsor bulmama bağlı

»Mini Transat’a kadar programın neler?
»İlk yarışım 13 Haziran’da Mini Fastnet, Fransa’dan İrlanda’nın güneyindeki Fastnet kayalıklarını dönüp tekrar Fransa’da biten 600 deniz mili. Temmuz’da Morocco Cup, Fransa’dan Fas’a 1400 deniz mili ve sonra İspanya’da 2 yarış daha var.
»Nasıl bir sponsorluk desteğine ihtiyacın var?
»23 Nisan’da kendi imkanlarımla Fransa’da bir antrenmana katıldım. 13 Haziran’da Mini Fastnet yarışına kendi imkanlarımla katılıyorum. Bundan sonra ihtiyacım diğer yarışları ve 2011’de Mini Transat’ı gerçekleştirmeme destek olacak sponsor ve sponsorluklar. Sponsorluk içinde tekne kirası en büyük yeri kaplıyor. Onun dışında bütçemde yarışlar, kamplar, konaklama ve yemek giderleri var. Fakat birisi, ‘Ben senin sadece uçak biletine sponsor olacağım’ ya da ‘Konaklamanı karşılayacağım’ derse bunlar da kabulümdür.
»Fransız antrenörün ile nasıl tanıştın?
»Mini Transat hakkında araştırma yaparken antrenörüm Nicolas’nın projesi ilgimi çekti. Annesi de dahil ailesinden 3 kişiyi kanserden kaybetmiş birisi ve projesinde Kanser Birliği’ne yardım toplamak amacıyla sponsor desteğiyle 2 kere Atlantik’i tek başına geçti. Ben de bundan etkilenerek kendisiyle iletişime geçtim daha sonra antrenmanlara katıldım.

IRC 1’de iki yıldır dümencilik yapıyorum

IRC 1’de tek kadın dümenciymişsin. Bu ne anlama geliyor?
»IRC birbirinden farklı boy ve ekipmana sahip yelkenli teknelerin yarışabilmeleri için oluşturulmuş bir kural sistemi. Yarışçı tekneden, gezi amaçlı tekneye kadar ‘IRC 1, 2, 3, 4, 5’ diye sıralanıyor. Ben 2 yıldır İstanbul’da IMX 40 tipi teknenin dümenciliğini yapıyorum. IRC 1’de kadın yarışçı bile bulmak çok zor. Çünkü çok rekabet olduğu için erkekler kadınların yapabileceklerini pek düşünmüyor sanırım. Pahalı ve hata kabul etmediklerinden, bu teknelerde yarışmak için fırsat bulmak kolay değil.
»Solo yelkenciliğe (tek başına) nasıl karar verdin?
»Yelkenle ilgili dergiler ve kitaplardan bu yarışları takip ediyordum. Hatta Sadun Boro’nun dünya turu kitabını ezberlemiştim. Fakat bana uzak bir hayal gibi geliyordu, daha çok yarışçılık yönüne odaklıydım. 2006’da Figora teknelerinin Fransa’dan Türkiye’ye geldiği “Cap İstanbul” yarışını izledikten sonra solo yelkenciliği düşünmeye başladım. Daha sonra birçok okyanus yarışçısının başlangıç noktası olan mini 6,50 sınıfında yarışmayı kendime hedef koydum.

Fransa’dan başlayıp Brezilya’da sona eriyor

»Hangi denizlerde yelken yaptın?
»Türkiye’de İskenderun’a kadar birçok yerde yelken yaptım. Hatta Adıyaman’da baraj gölünde yelken yapma şansım oldu. Avrupa’da ise Kuzey Denizi, Atlantik Okyanusu ve Akdeniz’de yelken yaptım.
»Atlantik’i geçmeye ne zaman karar verdin?
»Yaklaşık 2 senedir bu tekneler hakkında araştırma yapıyorum, kesin kararımı ise 2009 Mini Transat startını Fransa’da izledikten sonra verdim. - Mini transat yarışı ne demek?
»1977’den beri mini 6,50 sınıfı tekneler ile tek başına Atlantik Okyanusu’nun geçildiği Fransa’da La Rochelle’den başlayıp Brezilya’da Salvador de Bahia’da sona eren 4200 deniz millik bir yarış. Adı mini tekneleriyle Atlantik’in geçildiği anlamına gelen ‘Mini Transat.’ Yarış iki senede bir yapılıyor. Hedefim 2011’dekine katılmak ve başarıyla tamamlamak.
»Bu yarışa kimler katılıyor? Şimdiye kadar Türkiye’den katılan oldu mu?
»Katılımcılar Fransız ağırlıklı. Ama Yeni Zelanda’dan Brezilya’ya kadar dünyanın dört bir yanından bir çok yaş grubundan katılım var. 2009 versiyonunda 85 tekne vardı, 6’sı kadındı. Türkiye’den katılan yok.

Okyanus
teknelerinin çamaşır makinesi ile geçeceğim
»Atlantiği geçmek kaç gün sürüyor? Nasıl bir tekneyle geçeceksin?
»Yarış iki etaptan oluşuyor. İlk etapta Portekiz’in Madeira Adası’na rüzgarın durumuna göre 7-10 günde ulaşıyorsunuz. Eksikleri tamamlayıp 20 gün sürecek ikinci ve büyük etap başlayacak. Mini 6,50 sınıfı bir tekne kullanacağım. Boyu 6,50, eni 3 metre. Okyanus yarışlarının en küçük teknesi. Kısaca ‘çamaşır makinesi’ deniliyor.
»Ne gibi tehlikeler olabilir?
»Kendine göre riskli yanları olmasına karşın güvenlik en büyük öncelik. Denizde canlı kalmadan ilk yardımakadar bir çok eğitimden geçiyorsunuz. Ayrıca teknenin içinde bulundurulması gereken bir çok güvenlik ekipmanı var. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim köpek balıkları sizi yemek için beklemiyor.
»Nasıl hazırlanıyorsun?
»Şu ana kadar denizde canlı kalma eğitimlerimi tamamladım. Yarışın kilit noktalarından biri uyku. 20 dakikalık parçalar halinde uyuyarak özellikle geceleri etrafı kolaçan etmek gerekiyor. Buna kendimi alıştırmaya çalışıyorum. Yelken ve yarışçılık bilgim yeterli seviyede. Fakat denizciliğimi daha da geliştirmem gerekiyor. Buna ipleri örmekten yelken tamir etmeye kadar birçok ayrıntı var. Ayrıca Fransızca ağırlıklı olduğu için 6 aydır Fransızca kursuna gidiyorum.

72 engelli çocuğa eğitim verdik

»Engelli değil yelkenli projesi nasıl başladı? Senin projedeki rolün nedir?
»2009’da yelkenci bir arkadaşımın başlattığı bir projeydi. 7 aylık bir dönemde 60 işitme, 12 görme engelli çocuğa 140 saat yelken eğitimi verdik. Projede gönüllü eğitmen olarak görev yaptım. Şimdi toplumdaki dezavantajlı bireylere yönelik bir yelken kulübü kurmayı ve ücretsiz eğitim vermeyi amaçlıyoruz. Tek istediğimiz teknelerimizi koyabileceğimiz ve kulübümüzü kurabileceğimiz bir yer.
»İlerdeki hedeflerin neler?
»‘Engelli Değil Yelkenli’ projesinde olduğu gibi topluma bir katkı sağlamak ve bilgi birikimimi paylaşmak benim için çok önemli. İleride hem projemi anlatmak ve çocuklara yelken sporunu sevdirmek, hem de çevre bilinci kazandırmak amacıyla okullarda eğitim vermeyi çok istiyorum.

 

 

X