Gündem Haberleri

    Atina’da Apo darbesinin perde arkası

    Hürriyet Haber
    18.03.1999 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Yunanistan‘ın Apo‘yu Nairobi‘ye kaçırıp gizlemesiyle sürüklendiği fiyasko, gerçekten 29 Ocak Cuma gecesi 21.15‘de özel bir jetin Atina havaalanına inişiyle mi başladı? Kuşkusuz hayır. O gece sadece yıllardır PKK‘yla el altından ya da açıkça ilişki içinde olan Yunanistan‘ın, Öcalan tarafından rehin alınışını gözler önüne seren traji-komik olayların başlangıcıydı.

    Yunanistan‘ın Öcalan olayına boğazına kadar batmasına yol açan politikaların ilk tohumları aslında, Papandreu döneminde atıldı. Başka bir deyişle Simitis, Yunanistan‘ın yıllardır izlediği politikanın istese de istemese de esiri haline geldi.

    Simitis‘in Yunanistan‘da Başbakanlık koltuğuna oturan iki ya da üç rasyonel politikacıdan biri olduğu kanımı hala koruyorum. Çünkü ortalığa dökülüp saçılan bütün karanlık ilişkiler, Simitis‘in sonuna kadar olaya bulaşmamak için direndiğini gösteriyor.

    Ama sonunda bulaştı, çünkü bir Başbakan olarak ne devlet içindeki karanlık güçleri, yani Yunan istihbarat teşkilatıyla ordu istihbaratının faaliyetlerini, ne de Pasok içindeki Türkiye düşmanlarını kontrol edemediği ortaya çıktı.

    Öcalan Simitis‘e baskıya 19 Ekim akşamı başladı. Şam‘dan çıkmak zorunda kaldığı zaman ilk sığınabileceği yerin Atina olduğunu düşündü, çünkü yıllardır Yunanlılar'la çok yakın ilişki içindeydi. Suriye Havayolları uçağıyla akşam saatlerinde Atina‘ya gelen Öcalan'ı polis derhal tanıdı. Transit salonda bir odaya alındı ve o günlerde Kamu Düzeni Bakanı olan Yorgos Romeos'a haber verildi. Öcalan, havaalanında üç saat kaldı ve Romeos sonunda onu Rusya‘ya gitmeye ikna etti. Yunan istihbarat teşkilatının kiraladığı uçakla sessiz sedasız Rusya‘ya uçtu. Hükümet o günlerde,

    Öcalan‘ın Atina‘ya geldiği söylentilerini şiddetle yalanladı ve olay kapanmış göründü.

    Zaten Öcalan o sırada, Atina‘da kalmak için çok ısrarlı değildi. Çünkü Yunanistan‘ı henüz sığınacağı son yer olarak görmüyordu.

    Önünde Rusya ve İtalya başta olmak üzere yıllardır el altından kendisini destekleyen birçok ülke vardı. Bu nedenle ilk aşamada Simitis hükümeti‘ni köşeye sıkıştırmadı.

    Roma‘dayken Öcalan‘ın iki önemli Yunanlı konuğu oldu. İlki kendisini yıllar önce Bekaa vadisinde ziyaret edip kolkola resim çektiren Parlamento Başkan Yardımcısı Panayotis Zuhuridis‘ti. Zuhuridis‘in yanında ise sonradan ismini çok duyacağımız, Öcalan‘ı Nairobi‘de koruyan Yunanlı ajan Savas Kalenderidis vardı. Yıllar önce İzmir Başkonsolosluğunda görev yapan Kalenderidis‘le Öcalan çok önceden tanışıyordu. Hatta Kalenderidis çok iyi Türkçe biliyor, Kürtçe de anlıyordu ve Öcalan ona çok güveniyordu.

    Kalenderidis, İçişleri Bakanı Alekos Papadopulos‘tan Öcalan‘a ‘‘Sakın Atina‘ya gelme aksi takdirde tutuklamak zorunda kalabiliriz’’ mesajını götürdü. Öcalan, bunu duyunca bir an irkildi: ‘‘Alekos bunu bana nasıl yapar!’’

    Öcalan‘ın Kalenderidis‘le samimiyeti ve Yunan İçişleri Bakanı‘ndan ‘‘Alekos’’ diye söz etmesi Öcalan fiyaskosunu birkaç kişinin sırtına yüklenemeyecek kadar girift ilişkilerin olduğunu göstermiyor mu?

    GÜHAH KEÇİSİ NAKSAKİS

    Aradan zaman geçip bütün Avrupa'nın kapıları yüzüne yapanınca Öcalan yine Yunanistan‘ın kapısını çaldı, Andonis Naksakis‘le temasa geçti. Simitis hükümetinin Öcalan‘ı gizlice Atina‘ya getirmekle suçlayıp günah keçisi ilan ettiği emekli Amiral Naksakis‘i Atina‘da tanımayan yoktur. Naksakis, tescilli bir Türk düşmanı ve PKK savunucusudur. PKK‘lıların Atina‘da düzenlediği bütün basın toplantılarında başköşede oturur. Türk Büyükelçiliğinin Hilton‘da verdiği 29 Ekim Kokteyli sırasında kapıda PKK bayrağı açmaya çalışan da Naksakis‘ti, Abdi İpekçi Barış Ödülü koordinatörü Andreas Politakis‘e saldırıp yumruklayan da...

    Amiral‘in Yunan istihbarat teşkilatıyla olan bağlantıları da ilginçtir. To Vima gazetesi, Naksakis‘in teşkilata haftada iki gün rapor verdiğini yazdı. Kimse çıkıp yalanlamadı Aksine, Öcalan fiyaskosundan sonra koltuğunu kaybeden Pangalos, 18 Şubat akşamı Mega televizyonunun sunucusu Nikos Hacınokolau‘ya bakın Naksakis için ne dedi: ‘‘Naksakis‘i çok iyi tanıyorum. Kendisi çok cesur ve namuslu bir kişidir. Hayatını Kürtlere atfetti. Ama Öcalan‘ı gizlice Yunanistan‘a sokmakla vatana çok büyük bir kötülük etmiş oldu.’’

    Ya Hükümetin Adalet Bakanı nasıl görüyor Naksakis‘i? Adalet Bakanı Yannopulos, 23 Şubat akşamı mega televizyonunda ‘‘Öcalan‘ı Türklere biz mi teslim ettik’’ diye soran Hacınikolau‘ya çok sinirlendi ve bağırmaya başladı: ‘‘Naksakis gibi aptallar Yunanistan‘ı maceraya sürüklediler. Hükümetin böyle hareket ettiğini kesinlikle kabul etmiyorum. Naksakis gibi serseriler bizim uluslararası alanda rezil olmamıza neden oldular.’’

    Naksakis, Pangalos‘un dediği gibi ‘‘cesur ve namuslu’’ bir subay mı, yoksa Yannopulos‘un dediği gibi ‘‘aptal bir serseri mi?’’ Yoksa, To Vima‘nın yazdığı gibi, Öcalan ve PKK'yla Yunan istihbarat teşkilatı arasındaki gizli teması sürdüren, haftada iki gün rapor veren kişi mi?

    Naksakis, Öcalan‘ı Yunanistan‘a getirmek için Giritli işadamı Athens Aviation Service‘nin sahibi Evangelos Steryopulos‘u aradı. O da Öcalan‘a yardım etmek istiyordu. 100 milyon drahmi ödeyip Lear jet uçağını kiraladı. Naksakis, Öcalan‘ın Sevgilisi Rozalin lazer‘le birlikte Atina‘dan Leningrad‘da uçtu. 29 Ocak günü, İçişleri Bakanı Alekos Papadopulos Fas‘taydı. Yunan istihbarat teşkilatı Başkanı Haralambos Stravrakakis ise Bükreş‘te. Başbakan Simitis Viyana‘daydı.

    Sadece Kamu Düzeni Bakanı Filipos Peçalnikos‘la Dışişleri Bakanı Teodoros Pangalos Atina‘daydı. Bu tablo, hükümetin herşeye rağmen gafil avlandığı tezini güçlendiriyor.

    EMRİVAKİ YAPAN KİM?

    Peki hükümete emrivaki yapan kimdi?

    Naksakis mi, yoksa Yunan istihbarat teşkilatı içinde PKK‘yla yakın ilişki içinde olan aşırı milliyetçi bir grup mu perde arkasında rol oynadı? Yani devlet içinde devlet mi harekete geçmişti? Bu soruya yanıt aramak için 29 Ocak günü öğleden sonra saat 15.00‘e dönelim...

    Kamu Düzeni Bakanı Peçalnikos‘un telefonu çaldı. İstihbarat‘tan bir yetkili, Öcalan‘ın Yunanistan‘a girmiş olmasından kaygı duyduğunu bildirdi. Peçalnikos derhal telefona sarıldı ve Pangalos‘u aradı. Saatler süratle geçiyordu.

    Saat 21.15‘de Lear jet Atina havaalanına indi. Uçak inmeden pilot, kuleye Rus Müsteşarın uçağının iniş izni istediğini bildirdi. Uçaktan Naksakis‘le birlikte Öcalan, sevgilisi Rozalin Lazer ve bir KGB ajanı çıktı. Havaalanı VIP salonu sorumlusu Stefanos Evangelatos uçaktan Naksakis‘ın çıktığını gördü. Pangalos‘un dostu olan Naksakis Rus Savunma Bakanlığı Müsteşarıyla birlikte geldiğini söylüyordu. Üstelik Ulaştırma eski Bakanı, Pasok Milletvekili Baduvas da Rus Müsteşarı karşılamak için gelmişti.

    Evagelatos, bir an tereddüt etti, çünkü henüz Savunma Bakanlığı'ndan yazılı talimat almamıştı ama arkadan geleceğini düşündü.

    Uçaktan inen diğer üç kişi de salona geldiler. Pasaport işlemlerini Naksakis yaptırdı. Ve Öcalan elini kolunu sallaya sallaya şeref salonundan geçip Atina‘ya girdi. Şeref salonu defterine Rus Müsteşarın geldiği kaydı düşüldü. Öcalan ve diğerleri VIP salonunun kapısında bekleyen siyah bir araca binip sahil Semti Nea Makri‘deki yaşlı edebiyatçı Voula Diamanako‘nun evine gittiler. Operasyonun ilk aşaması tamamlanmıştı.

    Peki bu operasyonu Naksakis yalnız mı planladı? Atina‘daki genel kanı, Yunan istihbarat teşkilatı içindeki aşırı milliyetçi bir grubun Öcalan‘ın Yunanistan‘a getirdiği noktasında toplanıyor. Nitekim, Öcalan fiyaskosunu soruşturan üç savcı da raporlarına, Naksakis'in Öcalan‘ı Rusya‘dan getirmeden önce istihbarat teşkilatına haber verdiğini yazdılar.

    Yani, hükümet günah keçisi ilan etse de ortaya çıkan tablo, Naksakis'in EYP‘le yakın ilişki içinde olduğunu gözler önüne serdi. Kısacası, Simitis sonuna kadar direndiği halde Yunan gizli servisi sonunda hükümetin kucağına ‘‘Öcalan bombası’’nı koydu. Oyunun üçüncü sahnesi için perde iniyordu.



    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı