Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Atina araya girmeseydi

Enis BERBEROĞLU

Eğer Apo sadece Misak-ı Milli hudutlarında eşkıyalık yapıp yalnızca Türk ve Kürt bebekleri katletseydi... Yerel terörle yetinip Ortadoğu'nun hassas dengelerine bulaşmamayı becerseydi, ABD'nin ayağına dolaşmasaydı...

Bugün hali farklı olurdu.

Madem ki Apo yolunu Ortadoğu labirentinde kaybetti... Apo'dan sonra Ortadoğu'da neler olabilir, bir bakalım mı?

* * *

ABD'nin İran ve Irak'a karşı yürüttüğü politika İngilizce'de ‘‘double containtment’’ olarak anılır. Türkçesi çifte kıskaç politikası...

Bu politikanın ana hedefi hem İran'ın, hem de Irak'ın kafasının eşanlı olarak ezilmesidir. Bu iki ülkeden birisinin zayıflamasından diğerinin çıkar sağlamaması esastır... ABD'nin İran ve Irak'ı nişangáhına oturtma telaşının iki temel neden vardır:

1) Petrol yataklarının üstünde yaşayan Arap ve Kürt kabilelerinin İran'ın etkisinde kalarak köktendinci rejimlere yönelmesi ihtimali başta ABD olmak üzere tüm Batı kamuoyunun korkulu rüyasıdır.

Hatta Paris Kürt Enstitüsü Başkanı Kendal Nezan'a göre İran'ın devrim ihracına karşı Batı'nın son kalesi sanıldığı gibi Türkiye değil, İran ve Irak sınırlarında yaşayan Kürtlerdir: ‘‘Eğer Batılılar Türkiye'ye desteğe devam ederlerse bölgedeki 30 milyon Kürt'ün aşırı kamplarda yer alması beklenmelidir.’’ (Körfez Savaşı ve PKK-Hüseyin Buzoğlu/Strateji Yayınları)

2) Irak'ın Körfez'deki ABD müttefiki ülkelerin başına bela kesilmesi tehlikesi henüz atlatılmadı. Washington Saddam'ı devirmek, Irak'ın eski silah gücüne ulaşmasını önlemek amacıyla savaşı bile göze aldı.

Yaygın kanaatin aksine Kuzey Irak'taki Kürt varlığı, hayallerdeki Kürdistan'ın provası değildir. Sadece dilim dilim yenilen salam misali, Saddam'ın egemenlik sahasının daratılmasıdır. ABD'nin hayati önceliği Bağdat'ta ‘‘dost ve müttefik bir yönetim’’ yaratmaktır.

* * *

Şimdi gelin Apo'yu bu fotoğrafa yerleştirin bakalım...

1) İran-Suriye ittifakı:

1990 Körfez Krizi öncesinde PKK Irak'a karşı kurulan İran-Suriye ekseninin piyonuydu. 1980'lerin başında İran'dan aradığını bulamayarak Hafız Esad'a yaklaşan Mesut Barzani PKK'nın Kuzey Irak'a yerleşmesine yardım etti. Şam yönetimi KDP ile PKK'yı müttefik kılarak Irak'a ve ülkesindeki rejim muhalifi Müslüman Kardeşler'e karşı kullandı.

2) Saddam Hüseyin'in müttefiği:

1991 Körfez Savaşı'ndan sonra patlak veren Kürt ayaklanması Saddam tarafından kanlı biçimde bastırıldı. Kuzeye, Türkiye sınırına doğru kaçan Kürtlerin geride bıraktıkları ağır silahlar Saddam ve PKK arasında paylaşıldı. Saddam, PKK'yı Kuzey Iraklı Kürtlere ve Türkiye'ye karşı en sağlam müttefik olarak seçti.

* * *

Apo'nun yakalanıp etkisiz hale getirilmesi ABD'nin ayağına batan dikeni temizledi. Artık Washington vesayetindeki Kürt liderler daha rahat, Saddam'ın bir dostu eksildi.

Ama unutmayın ki ABD'nin çifte kıskaç politikası hálá yürürlükte...

Saddam'ı kendisi halletmeye çalışıyor...

Galiba İran da Türkiye'nin payına düşüyor.

Beceriksiz Atina teröre yardım ve yataklıkta suçüstü yakalanmasaydı, bugün ulusal öfkenin hedefi neresi olurdu dersiniz?



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI