Kitap Sanat Haberleri

KİTAP SANAT

    Atillâ Dorsay’la acı geçit töreninde...

    SELİM İLERİ
    07.12.2017 - 11:54 | Son Güncelleme:

    Sinemacılar, şairler, yazarlar... Yitirdiğimiz kültür insanları Atillâ Dorsay’ın yeni kitabı ‘O Güzel Atlara Binip Gidenler’de bir araya gelmiş. Kitapta en çok şaşırdığım ise dostum Fikret Hakan’ın benim için yazdığı, ilk kez okuduğum bir şiir oldu...

    Atillâ Dorsay yeni kitabı ‘O Güzel Atlara Binip Gidenler’de (Remzi Kitabevi) adından da anlaşılabileceği gibi bizi geçit törenine çağırıyor; acı bir tören, hep yitirdiğimiz kişiler. Başta sinemacılar, sonra şairler, yazarlar, kültür insanları. Hem de değişik kesimlerden, farklı dünya görüşlerinden kişilerle.
    Sözgelimi Akad’ın yanında Yücel Çakmaklı, Attilâ İlhan’la birlikte Leylâ Umar... Tümü Dorsay’ın dostları olmuş; Atillâ Dorsay’ı tanıyanlar onun dostlarına vefasını bilirler. Bu kez burada yitirilmiş dostlara veda ediliyor.
    Yanlış anlaşılmasın: Birer ağıt yazısı değil hiçbiri. Acı tatlı anılarla geçmiş bugüne bağlanıyor. Örnek vermek gerekirse, Çolpan İlhan için yazılanlar: Dorsay hayranı olduğu Çolpan İlhan’ı bir yandan da yaşadığı ufak tefek kırgınlıklar ortasında dile getirmiş; büyük bir içtenlikle o kırgınlıkları örtbas etmemiş. Sonuçta yine çok sevilmiş bir Çolpan İlhan!

    Atillâ Dorsay’la acı geçit töreninde...

    Kitaptaki kişilerin çoğunu ben de yakından tanıdım. Çoğuna saygım, sevgim, hayranlığım sonsuzdu. Onları tek tek yitirdikçe dünyamın daraldığını ben de hissettim. Akad’ı, daha geçen akşam, televizyonda yine seyrettiğim ‘Vesikalı Yârim’ dolayısıyla sevgili Türkân Şoray’la andık. Atillâ’nın dile getirdiği kişiler toplumumuzda derin iz bıraktılar...
    En çok şaşırdığım, dostum Fikret Hakan’ın benim için yazdığı şiir oldu: “En güçlü insan/Köşebaşını döndüğü zaman/Tek başına/Gecenin caddesini kucaklayan.” Fikret’in bu şiirini keşke daha önce okusaydım ve arkadaşıma teşekkür edebilseydim. Sessizce kalakaldım.
    ‘O Güzel Atlara Binip Gidenler’ mutlaka okunması gereken bir kitap. Hem belleği kışkırtıyor, hem geçip gitmiş zamanda yolculuğa çıkarıyor hem de ince bir hüzünle donatıyor. Atillâ Dorsay “Kayıplarımız dağ gibi olmuş” diyor; ne yazık ki öyle!

    Don Kişot’u okudunuz mu?!

    “Mançalı Yaratıcı Don Kişot bir başyapıt olarak benimsenir. Nedir bir başyapıt? Herkesin bildiği, sözünü ettiği ve pek azının gerçekten okuduğu bir kitap...”
    Durakaldım; Don Kişot’u okumaz olur muyum! Yine de tuhaf tuhaf kuşkular... Önce çocuk kitabı olarak okumuştum, kim bilir kaç yıl önce, Doğan Kardeş Yayınları. Sonra, gençliğimde, Bertan Onaran’ın çevirisinden, Bilgi Yayınevi; bu çeviriyi Bilge Karasu’nun özgün dilinden denetlediği söylenirdi...
    Roman sanatına yepyeni ufuklar açmış bir yapıt, kara alayı hüzünle birleştiriyor, Cervantes modern romanın babası, hayallerin gerçeklikle yüz yüze gelişi, vs-vs. Bunlar kalmış aklımda, bunlar benimle bugüne gelmiş. Ama hepsi o kadar.
    Yukarıdaki alıntı ‘Gerçekleşmeyen Gerçeklik’ (Everest Yayınları) kitabından. Michel Onfray yazmış, Aytekin Karaçoban yalın bir söyleyişle dilimize kazandırmış. Bu eseri geçen hafta büyülenerek okudum. Gerçi asap bozucu bir yanı var: ‘Don Kişot’u okuduğumdan enikonu kuşkulandım; yani okumadığımı ya da okuduklarımdan hiçbir şey anlamadığımı ileri sürebilirim!
    Michel Onfray ‘Gerçekleşmeyen Gerçeklik’te Cervantes’in romanını her anlamda didik didik ediyor. Büyüleyici bir çözümleme, tekrar edeyim. Romanın yapısı, kişileri, serüvenin akışı, çağıyla hatta sonraki çağlarla hesaplaşması, okurdaki yansıması sonsuz ayrıntı perspektifiyle irdeleniyor. Sonuçta yepyeni bir ‘Don Kişot’ çıkıyor karşınıza.
    Sanat yapıtlarının böylesine açımlanması bende hep kıskançlık yaratmıştır. Keşke bizim edebiyatımızdaki, sanatımızdaki verimlere de aynı dikkatle ve yaratıcılıkla yaklaşabilsek diye düşünmüşümdür. Onfray bir ‘değirmen’ motifinden yola çıkarak nerelere uzanmamış ki! Değirmen de kırık dökük şövalye de Sanço Panza da belleğimde artık bambaşka... Bu soy kitapların itici bir gücü de söz konusu: Yeniden ‘Don Kişot’u okumak istiyorsunuz, istemek de değil, handiyse zorunluluk!

    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı