Atay: Ekonomi tarihinin en kötü dönemini yaşıyor

Hürriyet Haber
13.07.2001 - 00:00 | Son Güncelleme:

Koç Holding CEO'su Temel Atay, iki krizin neticesinde Türkiye'nin, tarihinin ekonomik açıdan en kötü dönemlerinden birini yaşadığını söyledi. Atay, "Karşı karşıya olduğumuz problem bir güven problemidir. Ülkeye ve ekonomi yönetimine olan güvenin hızla yeniden tesis edilmesi zorunludur" dedi. Temel Atay, Koç Holding'in Nakkaştepe'deki merkezinde düzenlediği basın ve kamuoyunu bilgilendirme toplantısında yaptığı konuşmada, bir önceki basın toplantılarında, 2001 yılına ilişkin öngörüleri ve hedeflerini anlattıklarını, ancak o günden bugüne kadan Türkiye'nin çok ciddi bir krizin içine sürüklendiğini, şartların son derece olumsuz hale geldiğini ve iş aleminin bu durumdan önemli ölçüde etkilendiğini anlattı. IMF ile yapılan anlaşma gereğince uygulanmakta olan ekonomik programla 2000 yılında birçok başarılı sonuç alınmasına rağmen, siyasi kararlılığın azalması ve yapısal reformlardaki gecikmelerin, bir güven bunalımının doğmasına ve ciddi bir krize girilmesine neden olduğuna işaret eden Atay, ekonominin can damarı olan bankacılık sektöründeki kronik yapısal problemlerin de burada etkili olduğunu ve krizin daha da derinleşmesine yol açtığını vurguladı. Atay, şöyle devam etti: "İki krizin neticesinde Türkiye, tarihinin ekonomik açıdan en kötü dönemlerinden birini yaşamaktadır. Ülke fakirleşmiş, bütün kurumlar zayıflamış, halkın satın alma gücü önemli derecede azalmış, işsizlik ciddi boyutlara ulaşmış ve ilk defa olmak üzere kalifiye ve iyi eğitimli iş gücü de bu krizden nasibini almıştır. Dolayısıyla ülkenin sadece ekonomik anlamda değil, sosyal anlamda da büyük sıkıntılara sürüklenme ihtimali doğmuştur." "PROGRAMA DESTEĞİMİZİ SÜRDÜRMEKTEYİZ" Temel Atay konuşmasında, kendilerine göre krize neden olan kronik problemleri de, "üretmeden tüketme alışkanlığı, yıllardan beri sürdürülen popülist politikalar, kamu kaynaklarının siyasi amaçlar için kullanılması, kamu sektöründeki verimsizlik ve savurganlık, yolsuzluk, usulsüzlük ve kayıtdışı ekonomi ile yeterince mücadele edilmemesi ve bütün bunların sonucu olarak devletin iç ve dış borç darboğazına sürüklenmesi" olarak sıraladı. Gelinen noktada, yeni bir ekonomik programla karşı karşıya bulunulduğuna işaret eden Atay, bütün zorluklarına ve her kesimden fedakarlık gerektirmesine rağmen, programın kamuyonunun desteğini aldığını anımsattı. Temel Atay, "Biz de özel sektörün önde gelen temsilcilerinden biri olarak, daha önceki programda olduğu gibi, bu programada da desteğimizi sürdürmekteyiz" dedi. "ARTIK DENİZ BİTMİŞTİR" "Ancak görülmektedir ki, kamuyonunun iyi niyetine ve desteğine rağmen, alınacak tedbirlerde hala siyasi çıkarlar ön planda tutulmaktadır. Artık deniz bitmiştir" diyen Atay, bu programın Türkiye'nin gelişmiş ülkeler seviyesine ulaşması için önündeki son şans olduğunu, aksi takdirde ülkemizin uzun süre sıradan bir üçüncü dünya ülkesi olmaya aday olduğunu söyledi. Krizden hızlı çıkışın reel ekonominin bir an evvel canlandırılmasıyla sağlanabileceğini vurgulayan Atay, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu canlanma, durma noktasına gelen talebin yeniden harekete geçirilmesine bağlıdır. Örneğin, otomotiv, beyaz eşya, inşaat gibi bazı lokomotif sektörlerde canlanmayı sağlayabilmek için vergi oranları düşürülse dahi, artan talepten dolayı devletin vergi geliri artırılabilir. Ayrıca, üreten kesimin üzerindeki ağır vergi yükünün bir kısmı mutlaka kayıtdışı ekonominin üzerine kaydırılmalıdır. Bu suretle üreten, devlete vergi ödeyen, istihdam sağlayan, ihracat yapan kesimin cezalandırılmasına son verilmelidir." Krizden ağır darbe alan finans sektörünün yeniden yapılandırılması, reel ekonominin canlandırılmasını sağlayacak bir diğer önemli faktör olduğunu belirten Atay, şunları söyledi: "Temennimiz, bir an evvel işin ciddiyetinin kavranması, siyasi çekişmelerin bir kenara bırakılması, programın kararlılıkla uygulanması ve reel ekonominin canlandırılması için süratle tedbir alınmasıdır. Özetle, karşı karşıya olduğumuz problem bir güven problemidir. Ülkeye ve ekonomi yönetimine olan güvenin hızla yeniden tesis edilmesi zorunludur." "KOÇ TOPLULUĞU DA ETKİLENDİ" Koç Holding CEO'su Temel Atay, Türkiye'nin içinde bulunduğu zor ekonomik şartlardan Koç Topluluğu'nun da etkilendiğini açıkladı. Temel Atay, Koç Holding'in Nakkaştepe'deki merkezinde düzenlediği basın ve kamuoyunu bilgilendirme toplantısında yaptığı konuşmada, ilk 6 aylık sonuçlara göre Koç Topluluğu'nun performansını değerlendirirken, satışların geçen yıla göre enflasyonla düzeltilmiş TL bazında (reel) yüzde 9, dolar bazında ise yüzde 13 gerilediğini söyledi. Aynı dönemde ihracatın 780 milyon dolar ile yüzde 70 artış gösterdiğini kaydeden Atay, yılsonu ihracat hedeflerinin ise yüzde 77 artışla 1 milyar 723 milyon dolar olarak öngörüldüğünü bildirdi. Temel Atay, ilk 5 ayda yatırımlarının 152 milyon dolar ile geçen yılın yüzde 32 gerisinde olduğuna dikkat çekerek, ihracat projelerine yönelik yatırımlarının devam ettiğini, ancak kapasite artışı gibi şu an için çok öncelikli olmayan yatırımların bir süre ertelendiğini anlattı. İstihdamı ellerinden geldiği kadar korumaya çalıştıklarına belirten Atay, ilk 6 ayın sonunda 46 bin 379 kişi ile geçen yılın aynı döneminden sadece yüzde 4 geride olduklarını, yıl başına göre düşüşün ise yüzde 1 olduğunu kaydetti. Atay, işlerin verimliliğini ve rekabet gücünü artırmak üzere çeşitli iş birimlerinde birleşme faaliyetlerini sürdürdüklerini bildirdi. "TOFAŞ YATIRIMININ MEYVELERİNİ TOPLUYORUZ" Tofaş'ın yılın ilk yarısında ihracatı artırmada en önemli rolü üstlendiğini kaydeden Atay, "51 bin adetle ilk 6 ayda toplam 375 milyon dolarlık ihracat ile geçen yılın yüzde 370 üzerine çıkmıştır. Bunun 46 bin adedi Doblo olup, tek başına Türkiye otomobil ve hafif ticari araç ihracatının yaklaşık yarısını teşkil etmektedir" dedi. Tofaş'ın yıl sonu ihracat hedefini 112 bin adet ile 793 milyon dolar olarak açıklayan Atay, "Tofaş'ın o yıllardaki zararına ve o dönemlerdeki krize rağmen, ihracata yönelik yatırımlarına devam ettik. Şimdi bunun meyvelerini toplamaktayız" dedi. Gölcük fabrikası 20 Nisan'da faaliyete geçen Ford Otosan'ın yeni Transit modelinin piyasaya sunulduğunu, bu modelin bu yıl içinde ihracatına başlanacağını kaydeden Atay, "Bu kriz ortamında Ford Otosan da yatırımlarına devam etmektedir. Burada da Tofaş'ın başarısının bir tekrarını bekliyoruz" dedi. Temel Atay, Migros'un büyümesine devam ettiğini, Düzey'in British American Tobacco (BAT) şirketi ile dağıtım anlaşması imzaladığını vurguladı. Koçbank, Arçelik, Bilgi Grubu faaliyetleri, turizmle ilgili bilgiler veren Atay, dayanıklı tüketim grubunun ihracatının da artışını sürdürdüğünü, ilk 6 ayda yüzde 3'lük bir artışla 224 milyon dolarlık ihracat seviyesine ulaşıldığını kaydetti. Atay, dayanıklı tüketim grubunun yıl sonu ihracat hedefinin ise 509 milyon dolar olduğunu, bu hedefin geçen yıla göre yüzde 21'lik bir artışa karşılık geldiğini anlattı. Türkiye'nin içinde bulunduğu zor ekonomik şartlardan Koç Topluluğu'nun da etkilendiğini bildiren Atay, "Buna rağmen, tüm yönetim olarak hedefimiz, bu zorlu şartları mümkün olduğunca hasarsız atlatabilmek ve önümüzdeki yıllara yine güçlü bir şekilde girebilmektir" dedi. Bunu yaparken, dünyanın en büyük 200 şirketi arasında yer almak dahil uzun vadeli hedeflerini de hiçbir zaman gözardı etmediklerini belirten Atay, "Özetle, Türkiye'nin geleceğine güveniyoruz ve Türkiye'nin geleceğine yatırım yapıyoruz" dedi. HEDEFLER REVİZE EDİLDİ Temel Atay, basın mensuplarının sorularını yanıtlarken de, yıl sonu satış hedeflerini önemli ölçüde revize ettiklerini duyurdu. İçinde bulunulan ortam nedeniyle yıl sonu hedefi olarak bir rakam vermek istemediğini ifade eden Atay, ilk 6 aylık dönemde geçen yıla göre enflasyonla düzeltilmiş TL bazında yüzde 9 ve dolar bazında da yüzde 13 gerileyen satışların yıl sonunda yüzde 15, yüzde 20 gibi bir gerilikle sonuçlanacağı tahmininde bulundu. Bir basın mensubunun " Türkiye'deki güven bunalımının aşılması yönünde hükümete olan güveniniz devam ediyor mu?" şeklindeki sorusu üzerine Temel Atay, şunları söyledi: "Hükümete olan güvenimiz devam ediyor. Niye devam ediyor? Laf olsun diye söylemiyorum. Koalisyonu oluşturan 3 parti başkanı, gerek alınacak tedbirlerde, gerekse diğer konulardaki güvencelerin altına imza atmışlardır. Bu bizim hükümete duyduğumuz güvenin ana nedenidir. Uygulamasında arada sırada bazı popülist politikalar veya politik yararlar gibi sebeplerden dolayı sapmalar olmaktaydı. Bu sapmalar şu ana kadar yeterince zarar verdi. Başbakan'ın dünkü demecinde bu sapmalardan ve popülist sulandırmalardan artık vazgeçileceği intibaını edindik." Reel sektörün sorunlarına ilişkin bir soru üzerine de, şu ana kadar reel sektöre yönelik bir tedbir ve uygulama görülmediğini belirten Temel Atay, hükümetin borçlanma problemini gerek IMF'nin gerekse finansal kuruluşların desteğiyle halledip faizlerin düşüşünü temin etmesiyle faiz düşüklüğünün otomatikman paranın reel sektöre ve tüketime kaymasına yön vereceğini vurguladı. Atay, reel sektörün canlanmasında bir diğer unsurun da, güven unsuruyla birlikte yastık altına giren paraların tüketime yönelmesi olacağına işaret etti
Etiketler:

EN ÇOK OKUNANLAR

    Sayfa Başı