Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Atatürk'ün en sevdiğim fotoğrafı

    Hürriyet Haber
    10.11.2001 - 00:00 | Son Güncelleme:

    NEW York Times Gazetesi'nin eski İstanbul büro şefi Stephan Kinzer'in bürosunun duvarında Atatürk'ün iki portresi asılıymış.Bunu ‘‘Crescen and Star’’ adlı kitabında yazıyor.Fotoğraflardan birinde Atatürk, ayaklarını öne uzatmış, oturur vaziyette görünüyormuş.YENİÇERİ FOTOĞRAFIÜzerinde üç parçalı takım elbise varmış.Duvardaki ikinci fotoğraf ise Atatürk'ü yeniçeri kıyafetle gösteren fotoğrafmış.Kinzer bu fotoğrafları neden sevdiğini şöyle açıklıyor:‘‘Çünkü onlar Atatürk'ü benim hayal ettiğim şekilde gösteriyor: Hayatı seven, maceraperest ve mütecaviz.’’Dün gazeteyi yaparken masa başındaki arkadaşlara hangi fotoğrafları sevdiklerini sordum.Hemen hepsi, onun sivil giysili fotoğraflarını sevdiklerini söylediler.Özellikle de, hafif yana bakan bir fotoğrafını.Hani üzerinde koyu renk bir ceket, altında çizgili pantolon olanı.Bir elinde sigara var. Deri eldivenli öteki elinde de ikinci eldivenini tutuyor.Sadece Yazıişleri Müdürümüz Doğan Satmış, Kocatepe'deki asker giysili fotoğrafını sevdiğini söyledi. Ben de çoğunluk tarafındayım.Atatürk'ün üç parçalı sivil giysiler içindeki fotoğraflarını çok seviyorum.Atatürk ‘‘duruş’’ sanatını çok iyi bilen bir insan.Bakışlarını ve ‘‘ellerini’’ çok iyi kullanıyor.Sigara tutuşu son derece estetik.İki hafta önce İzmir'de, orta eğitimimi yaptığım ‘‘Namık Kemal Lisesi'ne gittim.1965 yılında mezun olduğum günden beri ilk defa, 7 yılımı geçirdiğim bu liseye gidiyorum.Bahçede durup, binanın ön yüzünü seyretmeye başladım.O kadar yıldır hemen hiç değişmemiş.Bu görünüş, insana iyi gelen bir güven duygusu veriyor.10 KASIM'DAKİ ZIPIRLIKBinanın sütunlar üzerinde duran giriş kapısının önündeki küçük meydanda öyle hareketsiz dururken, gerilere gittim.Hafızam, bir 10 Kasım gününe takıldı kaldı.Beatles'ın ilk çıktığı günlerdi.Mecburi olduğu halde kravat takmamıştım.Üzerimde siyah bol paçalı bir pantolon, siyah dik yaka kazak ve siyah botlar vardı.Saçlarım çok uzun değildi, ama öne doğru taramıştım.Anlayacağınız o günler için tuhaf bir görüntüm vardı.10 Kasım'da saygı duruşu yapılırken, bir zıpırlık yaptım.SİCİLİNE YAZARSAMAma öyle bağıra çağıra, gürültülü bir zıpırlık değil.Tören bittikten sonra bir öğretmen yanıma geldi ve müdürün beni odasına çağırdığını söyledi.Korka korka odasına girdim.Müdür bir süre önündeki káğıdı okumaya devam ettikten sonra, başını hafifçe kaldırdı.Bir süre beni süzdükten sonra, ‘‘Tören sırasında yaptığın densizliği gördüm’’ dedi.Hayatımda ilk defa bir müdürün önüne çıkıyordum.Ayaklarımın titrediğini hissettim.Müdür bana, önce Atatürk'ü anlattı.Azarlama ile sevecen bir ikna etme üslubu arasında gidip geliyordu.Konuşması bittikten sonra beni ayakkabılarımdan saçıma kadar süzdü.Kıyafetimden hiç memnun olmadığı yüzünün her çizgisinden okunuyordu.Sonra bana şunu söyledi:‘‘Bugün 10 Kasım töreninde yaptığını siciline yazarsam başına ne gelir biliyor musun?’’Korkum biraz daha artmıştı.Ağlamanın sınırındaydım.‘‘Bunu siciline yazarsam, seni askere almazlar...’’Donup kalmıştım. O laf bana çok ağır gelmişti. Askere gidememek korkusu bende inanılmaz bir etki yapmıştı.Süklüm püklüm odadan çıkarken, bana seslendi.Geriye döndüm.Yüzündeki ifade tamamen değişmiş, şefkatli bir hal almıştı.Yumuşak bir sesle bana şunu söyledi:‘‘Benim yaşıma geldiğinde Atatürk'ü sen de çok iyi anlayacaksın.’’EVET ANLIYORUMBugün yaşım 54...Ve bugün buradan size şunu bütün samimiyetimle söylüyorum hocam:‘‘Atatürk'ü çok, ama çok iyi anlıyorum.’’Tabii sizi de...
    Etiketler:

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı