Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Atatürk, Nutuk ve Özal

Tufan TÜRENÇ

Türkiye'nin bugünkü ortamında, çağdaş dünyadan yana olan insanlarımızın Atatürk'e duyduğu özlem giderek artıyor.

Ülkemizi karanlığa sürüklemek isteyenler ile onların yanında yer alanların varlığı Gazi'nin dehasını çok daha iyi gösteriyor.

Dünyada da öyle...

Köktendincilik çılgınlığının çağdaş dünyayı tehdit eder hale gelmesi, Atatürk'ün verdiği savaşın ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor.

Bir işadamıyla, Atatürk'ün dünyanın ve Türkiye'nin başına bela olan köktendincilik tehlikesini yıllar önce gördüğünü ve onu yok etmek için nasıl bir mücadele verdiğini konuşuyorduk.

İkimiz de şu teşhislerde birleştik:

‘‘Atatürk'ten sonra iktidara gelen siyasi partiler oy toplamak uğruna ülkeyi bugünkü noktaya getirdiler.

Türkiye bugün bir rejim sorunuyla karşı karşıya kaldıysa ve bu beladan kurtulmak için çıkış yolları arıyorsa, bunun sorumlusu tamamen ilkesiz politikacılardır.

Türkiye'de yaşayan herkesin, çağdaş dünyadan yana olmayanların demokrat kabul edilemeyeceği gerçeğinde birleşmeleri gerekir.

Bugün Anadolu insanının Atatürk'e, onun ilkelerine sıkı sıkı sarılmasının tek nedeni bu gerçeği görmesidir.’’

* * *

Sohbet ettiğim işadamı, rahmetli Turgut Özal'a çok yakın bir insandı.

Özal'ın ekonomik düşüncelerini destekler, onun cesaretle giriştiği köklü değişiklikleri savunurdu.

Bu nedenle başbakanlığı ve cumhurbaşkanlığı zamanında Özal'la hep yakın olmuştu. Onun iç dünyasını da çok yakından biliyordu.

Sohbetin en koyu yerinde beni şaşırtan bir şey söyledi:

‘‘Rahmetli son yıllarında Atatürk'e büyük bir sevgi beslemeye başlamıştı.’’

Bu ilginç saptamasını biraz açması için ona tahrik edici bir soru yönelttim:

‘‘Gerçekten de Özal son yıllarında Atatürk'ü ağzından düşürmez olmuştu. Peki ama neden?’’

Yanıt çok daha ilginçti:

‘‘Rahmetli Nutuk'u okumuş ve allak bullak olmuş. Çünkü bana bir gün durup dururken ‘Yahu, bu Atatürk ne büyük bir dehaymış. Ben bu kadarını tahmin etmiyordum' dedi.’’

‘‘Nedenini sormadın mı?’’

‘‘Sormaz olur muyum. Sordum. Durup dururken nereden çıktı bu düşünceniz dedim. Sakin sakin ‘Nutuk’u okumamıştım. Yeni okudum, okudukça da hayretler içinde kaldım. Atatürk'ün bir deha olduğunu anladım. Bu Nutu’ku herkesin okuması lazım' dedi.’’

İşadamı dalmış gitmişti. Adeta o günleri yaşıyordu. Şöyle devam etti:

‘‘Ondan sonra dikkat edin Turgut Bey Atatürk'ten hem çok daha fazla bahsetti, hem de onu göklere çıkarttı. Daha önce gerekmediği zaman Atatürk'ten pek söz etmezdi. Protokol gereği bazı şeyler söylerdi.’’

* * *

Bu konuşmadan sonra Özal'lı yıllar gözlerimin önünden bir sinema şeridi gibi geçti gitti.

Özal pragmatik bir insandı. Hiçbir zaman Atatürk'e karşı olmadı. Ama O'na pek sıcak bakmadığı da yakın çevresi tarafından biliniyordu.

Ama başbakanlığının son yılları ile cumhurbaşkanlığı döneminde yaptığı konuşmalar dikkatle incelenirse, Özal' da giderek artan bir Atatürk hayranlığı gözlenir.

Bunun nedenini hep merak ederdim.

O gece bu ilginç gerçeği olayın en yakın tanığından öğrendim.

Turgut Bey, Nutuk’u altmış yaşından sonra okumuştu ve bu büyük adama hayran olmuş, O'nun ne kadar büyük bir devrimci olduğunu anlamıştı.

Birçok kişinin Nutuk'u okumadığını sanıyorum. Okuyan herkesin Atatürk'e hayran olacağına inanıyorum.

Çünkü Nutuk Atatürk'ün anılarıdır ve orada emperyalist ülkelere karşı Türk halkının verdiği ölüm kalım savaşını tam bir açıklık, tarafsızlık ve dürüstlükle anlatır.

Anlattıkça da büyür.

X