Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Atalay'dan 'köstebek' iddiasına yanıt

    ANKA
    12.10.2011 - 12:40 | Son Güncelleme:

    Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun "köstebek" iddialarına ilişkin yaptığı açıklamada, anamuhalefet liderini iftira atmakla suçlarken, iddialara yanıt verdi. Atalay, “İçişleri Bakanlığı’ndan bir belediye başkanının aranması normal” dedi.

    Köstebek iddiaları ile ilgili NTV'nin sorularını yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Atalay, Kılıçdaroğlu’nun aynı iddiaları Somali ziyareti sırasında da öne sürdüğünü, kendisinin de o zaman yine açıklama yaptığını hatırlattı. “Kendi onuruna düşkün olmayanlar başkalarının onuru ile kolay oynarlar” diyen Atalay, “Burada zerre kadar insani bir tavır yok. Böyle iftirayla yalanla daha hiçbir şeyi ispatlanmamış gizli olan soruşturma dosyaları ile insanları böyle suçlamak bir anamuhalefet liderine yakışan bir ağırlık değildir. Bu bir acizliktir. Burada söylediği her şey inanın bir kurgudur, yalandır, iftiradır” diye konuştu.

     

    “HUKUK YOLLARI KULLANILACAK”

     

    Atalay Kılıçdaroğlu’nun dünkü açıklamalarına ilişkin hukuk yolunu kullanacaklarını belirterek, dava açacaklarını da sözlerine ekledi. Atalay şöyle devam etti:

    “Türkiye böyle bir anamuhalefet partisine ve ana muhalefet partisi liderine layık değil. Türkiye’nin çok büyük sorunları var. Türkiye daha ciddi bir anamuhelefet partisini hak eden bir ülke. Türkiye büyük adımlar atan büyük düşünen bir ülke. Bir anamuhalefet partisi genel başkanını düşünün. Grup toplantısında elinde tamamen gizli olan, gizlilik durumunda olan soruşturma dosyasını sallayarak hiçbir şey açıklamadan, işe yarar hiçbir şey açıklamadan böyle bir duruma düşüyor.”

     

    “BELEDİYE BAŞKANININ ARANMASI NORMAL”

     

    Başbakan Yardımcısı Atalay, Kılıçdaroğlu’nun üç başlık altında topladığı iddiaları da yanıtladı. Kılıçdaroğlu’nun Kırıkkale Belediye Başkanı ile yapılan telefon görüşmesine ilişkin iddiasına yanıt veren Atalay, “İçişleri Bakanlığı öyle bir bakanlık ki hem mülki idariyle hem mahalli idareyle yerel yönetimlerle birlikte çalışır. Hepsinin sorumluluğu İçişleri Bakanlığı’ndadır. Her şeyden önce İçişleri Bakanı’nın ofisinden veya bakanlıktan bir belediye başkanına herhangi bir zamanda telefon edilmesi çok normal birşey. Hele hele bu benim ilimse, kendi şehrim şu anda da seçim bölgem o zaman değildi. Bir belediye başkanı ve benim çok uzun süredir tanıdığım birine benim oradan telefon edilmesi çok normal bir şey” dedi.

     

    “KİM KİME NE SÖYLEMİŞ AÇIKLASIN”

     

    Atalay görüşmelerin içeriğinin ne olduğuna ilişkin bir soruya ise, “Bilmiyorum  onu genel Başkana sormak lazım. Elinde dosya onun. Bizde dosya yok. Gizli olan bir dosya. Onları söylesin. Bu telefonlarda kim kime ne söylemiş” yanıtını verdi. Atalay Bakanlık elemanlarına bu konunun sorulduğunda kimsenin hatırlamadığını, kimin konuştuğunun da belli olmadığını sözlerine ekleyerek, burada ismi geçen kişilerin savcılarca çağrıldığını ve dinlenildiğini sözlerine ekledi.

     

    “BU KİTABIN 2006’DA BASILDIĞINI BİLMİYOR MU?”

     

    Atalay 1999 yılında bazı medya mensupları ile bir şirket kurduğu yönündeki iddiaya ise, şirketin 1999 yılı Ocak ayında kurulduktan sonra 2000 yılı Ocak ayında kendisinin ayrıldığını, 1 TL’lik hisse bedelini de devrettiğini söyledi. Kılıçdaroğlu’nun Deniz Feneri Derneği tarafından basımı üstlenilen ve 10 bin adet bastırılan Dernekler Mevzuatı adlı yayınla ilgili iddialarına da yanıt veren Atalay, bu yayının İçişleri Bakanlığı Dernekler Dairesi’nde hazırlandığını ve 2006 yılında kendisinin bakanlığından önce basıldığını kaydetti. Kılıçdaroğlu’nun bu kitabın 2006’da basıldığını bildiğini sözlerine ekleyen Atalay şunları söyledi:

    “Burada esas çaba ‘yürüyen bir soruşturma ile ilgili AK Partinin hükümetin irtibatını nasıl kurarım?’ Önce genel başkanla irtibatlandırmak istediler. Sona partiye bunlar tutmayınca benimle, Adalet Bakanı ile irtibatlı geliştirmek istiyorlar. Bir de savcılar burada görevden alındı değiştirildi. Bu değişikliği esas gerekçelerden uzaklaştırarak siyasi gerekçelere bağlama çabası yani halbuki onların HSYK’nın kararında ve bu dosyadan alınmalarında sebebi evrakta sahtekarlık gibi başka suçlamalardır. Bu konuyla  zerre kadar ilgisi yok. Kamuoyunun zihnine ‘böyle bir şey var da savcılar görevden alındı’ gibi saptırmalar getirmek istiyorlar."

    Dava sürecinin neden bu kadar uzun sürdüğüne ilişkin bir soruyu da yanıtlayan Atalay, “Bu dava değil dava kelimesi yanlış. Bu bir soruşturma. Üç tane savcı neden 3 yıldır bu soruşturmayı sonuçlandırmıyorlar diye sormak lazım. Burada ne Adalet Bakanlığı’nın ne yürütmenin savcıların bu soruşturmayı yürütmesinde en küçük bir engellemesi olmamıştır. Ne talep edildiyse kendilerine verilmiştir” dedi.

     

     

     

     

     

     

     

    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı