At saati kolundan, zamanı karışık yaşa arada

Güncelleme Tarihi:

At saati kolundan, zamanı karışık yaşa arada
OluÅŸturulma Tarihi: Åžubat 03, 2017 05:20

Nazlı Eray yeni romanı ‘Ölüm Limuzini’nde zamanlar ve mekânlararası zıplamalarla farklı bir kurgu yaratıyor. Kitabın ana ekseninde ise J.F. Kennedy suikasti var. Söz Nazlı Eray’da...

Haberin Devamı

Usta yazar Nazlı Eray yeni kitabı ‘Ölüm Limuzini’nde J.F. Kennedy suikastini irdeliyor. Yıllar içinde çıkan yeni deliller, komplo teorileri eşliğinde sürükleyici bir anlatımla okuru çok şaşırtacak bir kitap çıkarıyor ortaya. Zaman ve mekân zıplamaları ve roman kurgusundaki oynamalar kitaba farklı bir boyut katıyor. Okurun ilgisi bir an bile dağılmadan hikâyeyi takip ediyor. Kitapta pek çok sürpriz var. En büyük sürpriz ise kahramanın JFK’ye dönüşmesi. Hemen söyleyelim tek kahraman eski ABD Başkanı değil. ‘Ölüm Limuzini’nde pek çok farklı kahramanla daha tanıştırıyor bizi Eray. Güncelden kopmadan zamanlararası yaptığı yolculuk takdire değer. ‘Ölüm Limuzini’ edebi bir tat ve kurguda yenilik arayanlar için kaçırılmaması gereken bir kitap.

Neden JFK suikastıyla ilgili bir kitap yazmak istediniz? Sizi bu konuya yönelten neydi?
J.F. Kennedy suikastı ile ilgili bir kitap yazmayı uzun bir süreden beri istiyordum. Çünkü 1963 Kasım’ında Dallas’ta olan bu olay bana kalırsa korkunç etkileyici ve olağanüstü trajik bir tarihi yapıya sahip. Aradan geçen elli küsur yıl boyunca konu hakkında pek çok komplo teorisi üretilmiş. Tarihin tozlu ve yarı karanlık sayfalarında örtbas edilen bu olay bana kalırsa içinde onlarca polisiye roman barındıran ve hiçbir zaman çözülemeyecek bir cinayet. İlk gençliğimde yaşanan bu olay beni çok etkilemişti. Yıllarca bu konuyu araştırdım. Bir romana dönüşmesi kaçınılmazdı.

Haberin Devamı

Okuru sürekli şaşırtan bir anlatım kullanıyorsunuz. Zamanlar ve mekânlar arasında sürekli bir geçişlilik hakim. Böyle bir anlatıma neden yöneldiniz?
Söylediğiniz gibi okuru şaşırtmak, satırların arasında nefes nefese koşturmak için böyle bir tarzı seçtim. Okur peşimden sürüklensin ve belleğin o loşluğunda kalmış dünyalara yeniden dalsın istedim.

Kafka’nın dönüşümü gibi kahramanınız da JFK’e dönüşüyor. Ve suikastı defalarca yaşıyor. Bu metaforu nasıl açıklıyorsunuz?
Evet Kafka’nın kahramanı Gregor Samsa gibi roman kahramanı J.F. Kennedy’e dönüşüyor ve suikastı defalarca yaşıyor. Çünkü duygusal bir dantel kozası içerisinde bir karabasanı anlatıyorum. Okurumun bunu sürekli yaşamasını sağlıyorum. Sonunda yer yer bu olaya bir kara mizah öğesi bile katılıyor. Hayatın anlamını sorgulayan bir roman bu; içinde yalnızca JFK yok, pek çok insan, olay, yaşanılan eski günler ve geleceğe bir aralıktan bakış, bir göz kamaşması, bir gözyaşı ve bir gülüş var.

Haberin Devamı

Geçmişe ait yüzler bugün kahramanın karşısına çıkıyor. Bu da aynı şeyleri yıllar boyunca tekrar tekrar yaşadığımıza dair bir metafor mu?
Aslında hayat hep aynı, onu değiştiren senin hayata bakışın. İnsan hayatında zor ve kolay dönemler saç örgüsü gibi birbirine sarılmış. Romanda fotoğraftaki eski yüzler belki de dağınık bir albümden dışarıya fırlamış ya da bugün yaşanan paralel yaşamda yerini almış eski insanlar olabilir. Neyi ne kadar biliyoruz ki? Bazen bir kedinin yüzü eski bir tanıdığın yüzüne benzeyebilir, bazen de çok iyi bildiğin birini tanıyamazsın. At saati kolundan, zamanı karışık yaşa arada.

Romanlarınızda birbirinden bağımsız olaylar ve kişilerin yaşamları anlatılır. ‘Ölüm Limuzini’nde de başlıca kişiler kurşuncu bacı, John F. Kennedy, Lulla, eski şoför. Olaylar, kişiler ve mekânlar bu kadar farklıyken, romanda hem sürükleyici yapıyı hem de bütünlüğü nasıl sağlıyorsunuz?
Belki de benim yaşamımın özü bu. Bir kalabalık ve karmaşanın içinde sonsuz bir yalınlık ve huzur. Kendime ait dünyam, özgürlüğüm ve hayatı süratli yaşamayı sevişim. Romanda çiçek demeti gibi insanlar, ürkütücü bir yakın tarih parçası, Tuzluçayır’da bir gecekondu, anıları süsleyen bir Lulla, ezici bir kader çarkı, karşımda kambur felek... Her gece hayatı düşündüğümde bütün kopuk parçalar birbirine uyar ve yerine oturur. Sözünü ettiğim roman değil, hayatım.

Haberin Devamı

O bitmeyen 15 Temmuz gecesinden okurlarıma seslendim

Kitapta 15 Temmuz dönemi geçiyor. Bu açıklanamaz suikast, sürekli yeni çıkan ve kafaları daha da karıştıran bilgiler aslında ne tarihi ne de yaşadığımız dönemi bize anlattıkları kadarıyla bilebileceğimiz anlamına mı geliyor?
Evet, kitapta 15 Temmuz dönemi de var ama bu ayrı bir parça olarak geçiyor. Canlı bomba da var, terör de var. Fakat eski günlerin dinginliği, sevgiyle dolu bir yaşanmışlık, anıların süzme bal gibi damlaması, okuru bu sıkıntılı dönemlerde ferahlatan zikzaklar ve patinajlar var. Nedir insan hayatı? Şu an mı, geçmiş mi, yoksa gelecek mi?

Ankara’daki evinizde tek başınıza yaşadığınız 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinizdeki etkisini anlatmanız, tüm toplumun duygularına da ayna tutacak çarpıcılıkta...
Teşekkür ederim. 15 Temmuz gecesi hayatımdaki en çarpıcı, uzun gecelerden biriydi. Jetlerin sürekli evimin üstünden geçişi dehşet vericiydi. Bombalar karanlık gecenin gözleri gibiydiler. Bu bitmeyen geceden romanımın okurlarına seslendim. Tek başıma ve çaresizdim. Sabaha kadar evimin ne zaman bombalanacağını düşündüm. Koridorda sırt üstü yatıyordum. Sanki bir eli eski sepya fotoğraflara karışmış bir ölü can...

Haberin Devamı

ÖLÃœM LÄ°MUZÄ°NÄ°Â

At saati kolundan, zamanı karışık yaşa arada

Nazlı Eray
Everest Yayınları, 2016
207 sayfa, 19 TL.

Haberle ilgili daha fazlası:

BAKMADAN GEÇME!