Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

AT BEYAZ OLMASA DA OLUR!

Hava kapalı, yaşam yarı aralı, kaosuna sürükleyedursun, gözlerimiz renkli bir şeyler görmeyi, kalbimiz – ruhumuz da ahenkli güzellikler yaşamak istiyor haklı olarak.

İşte böyle günlerden biriydi benim için de.

 

Geldi mi her şey üst üste gelir ya.

 

Ekonomik sorunlar, insanların şaşırtıcı davranışları, işimde en iyiyi ortaya çıkarma çabası, hayata yetişme telaşı…

 

Gelsin daha yok mu, gelsin daha ne varsa diyorum.

 

Tam da yeni bir yazıya başlamışken…

 

Eee, yeter, gözlerime renkler değdirerek, ruhumu renklendirmem gerek diyerek kendimi sokağa atıyorum.

 

RUHU RENKLENDİRMEK!

 

Bu ruh renklendirmesini de ‘Hayattaki savaşçı halimi yansıtan, kendimi görebileceğim figürler olsa’ diyerek Çırağan Sarayı’na gidiyorum.

 

Keyif yapmaya değil, dedim ya ruhumu renklendirmeye.

 

Çırağan Kempinski Palace’a girdiğimde, beni karşılayan duvardaki onca resimler…

 

Sadece resimler ve renkler değil beni karşılayan.

 

Tuvale nakışlanmış figürler de…

 

O figürler ne peki?

 

Bu kadar mı olur.

 

Atlar…

 

Savaşçı…

 

Kompozisyonunu hareket ve hızın oluşturduğu, at ve binici figürlerinin yer aldığı eserlerde, Fevzi Karakoç; figürlerin kendileriyle değil, sunuş ve kullanış biçimleriyle kendisini ifade ediyor. Ki kendini bu şekilde yansıtma durumu, sanatçının resim sınırlarının dışına çıkmak isteyen her figürü, onun izleyiciyle kurduğu bağı daha da güçlendiriyor.

 

34. sergisini açan Fevzi Karakoç’un eserlerini, Çırağan Sarayı’nın giriş katındaki Palce Kempinski’de, 31 Ocak 2011 tarihine kadar günün her saatinde ücretsiz olarak görebilirsiniz.

 

Bu figürler kişilik sunmakla değil yerel olmayı da çerçeve dışında bırakarak zamana kök salıyor. Bu yüzdendir ki, resimlerde yer alan çok sayıdaki figürde, her duyguyu ve kendinize ait birçok şeyi bulabiliyorsunuz.

 

Resimleri izleyen her izleyici, figürlerde kendini bulmaya çalışır. Bir anlamda figürlerle kendi arasında ortak yanlar arar ve bu ortak yanı bulduğunda takılıp kalmasının nedeni de bastırılmış duyguların su yüzüne çıkmasındandır.

 

Bu resimler ki; size kendinizi sunmakla kalmıyor, sorgulama adımlarınızın önünü de açıyor.

 

KÖPRÜYÜ RENKLERLE GEÇMEK!

 

Onlarcasına baktığım, bazılarında takılıp kaldığım resimleri, gözlerimi ‘Köprü’ görevi yaparak ruhuma ulaştığımda, birçok duygunun ve bazı şeylerin farkına vardığımı anlayışım zor olmuyor.

 

Sergiden çıkarken de, ‘Şu atlardan birine binip dörtnala gitmek var buralardan’ düşüncesi geçiyor aklımdan.

 

Ve muzipçe bir düşünce daha…

 

At, beyaz olmasa da olur!

 

SERGİDEN FOTOĞRAFLAR

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

X