Gündem Haberleri

GÜNDEM

    Asya'da soğuk savaş çanları çalıyor

    Times
    14 Kasım 2009 - 09:05Son Güncelleme : 14 Kasım 2009 - 09:34

    The Times gazetesinde Jeremy Page imzasıyla yayımlanan analizde, Asya'da, Hindistan ile Çin’in arasındaki gerilimin arttığına ve soğuk savaşa doğru bir ilerleme olduğuna dikkat çekiliyor.

    İngiltere Gan Adası’na, 1941 yılında, İkinci Dünya Savaşı sırasında Hint Okyanusu’ndaki filolarına destek sağlaması için gizli bir deniz üssü kurmuştu.  

     

    Kraliyet Hava Kuvvetleri’nin daha sonra bu üssü 1976’ya kadar Soğuk Savaş'taki ileri mevzisi olarak kullanıp o yıl üssü kapattı. O tarihten 33 yıl sonra Hindistan bugün bu üssü yeniden açmayı planlıyor. 

     

    Hindistan bu üssü, Hint Okyanusu’ndaki Çin gemilerini kontrol edecek gemiler, helikopterler ve uçaklar için bir istasyon olarak kullanmak istiyor. Ağustos’ta imzalanan anlaşmaya göre, Hindistan, Maldiv Adalarına kıyıda kendisine tehlike oluşturan düşmanını takip etmek için radarlar da yerleştiriyor.

     

    Page, “Tension grows between China and India as Asia slips into cold war” başlıklı analizinde İngiltere ve Hindistan kamuoyuna bu hareketin Pekin hükümetine karşı yapılmadığını söylese de üssün geri açılmasının Çin’in Sri Lanka, Hambantota’da dev bir liman açmasına karşı verilen bir cevap olduğunun itiraf edildiğini belirtti. 

     

    GERİLİM ARTIYOR

    Gan Adası’ndaki üssü geri açma planı  Asya’nın gelişmekte olan iki dev ülkesi arasındaki ekonomik ve askeri egemenlik savaşının kızıştığının başka bir örneği de olabilir. Himalaya sınırı üzerine çatışan iki ülke aynı zamanda Hint Okyanusu’nun askeri deniz üssü kontrolünü ele geçirmek, Afrika’daki doğal kaynaklar ve piyasalar ve Asya’daki stratejik önem taşıyan noktalar için de savaşıyor.

     

    Bir araştırma merkezi olan Royal United Services Institue’nün Asya programı Başkanı Alexander Neill, “Bunlar herhangi bir soğuk savaşa işaret etmiyor” diyor ve ekliyor: “İşlerin kontrolden çıkma olasılığı var. Tarafların rakipleri hakkında dikkatli düşünmesi gerekiyor.”

     

    KAVGANIN TARİHÇESİ

    Hindistan ve Çin arasındaki ilişki Hindistan’ın 1947’de bağımsızlığını ilan etmesinden sonraki on yılda oldukça samimiydi ancak işler Dalay Lama’nın 1959’da Tibet’ten kaçıp, Hindistan’a sığınmasıyla kötüye gitmeye başladı. Çin 1962’de Hindistan’ın kuzey kıyısındaki Arunachal Pradesh şehrini işgal edip, Aksai Chin’i ele geçirerek Hindistan’ı aşağışlayan hareketler sergiledi. Pekin bu arada Hindistan’ın rakibi Pakistan’a silah yardımına da başladı.

    İki ülke arasındaki ticaret hacminin 2000’deki 3 milyar dolar seviyesinden geçtiğimiz yıl 51 milyar dolara çıkması Çin ve Hindistan'ın ortak askeri tatbikatlara başlamasına neden oldu.Ancak iki ülke arasında iyiye giden ilişki bu yıl Çin’in ekonomik ve askeri gücünü korumaya çalışması ve Hindistan’ın bu harekete daha agresif cevaplar vermesiyle kötüleşti. 

    KARŞILIKLI KORKULAR

    Hindistan Çin’in agresif saldırı stratejisinden korkuyor ve Burma, Sri Lanka ve Pakistan’a kendi donanması tarafından kullanılabilecek limanlar inşa ediyor. Çin de geçtiğimiz yıl Hindistan ile ABD arasında imzalanan nükleer anlaşmasının Çin’e cevap olarak geliştirilmesinden endişe ediyordu. Bu anlaşma, Hindistan’ın ABD’nin nükleer savaş kaynaklarını alma yasağını kaldırmakla birlikte, Hindistan’ın ABD ile ortak askeri harekatlara girmesi için de yeni bir kapı açtı.

     

    Ekonomik açıdan, iki ülke arasındaki rekabet en çok Afrika konusunda kızışıyor. Hindistan ve Çin Afrika’daki doğal kaynaklar ve ülkedeki piyasalar için uzun zamandır derin bir rekabet içinde. Çin, on yıl önce yumuşak şartlara sahip krediler ve devlet desteği karşısında Afrika’ya yatırım yapmayı teklif ederken, Hindistan arayı hızlıca kapayıp, geçtiğimiz yıl düzenlenen Hindistan-Afrika zirvesinde ülkeye 5 milyar dolarlık kredi ve mali yardım sözü verdi.

     

    İki ülke arasında rekabet en şiddetli şekliyle Hindistan tarzı demokrasiyle, Çin tarzı baskı rejimi alanında yaşanıyor. Bu iki farklı sistem, gelişmekte olan dünyada birbirine rakip modeller olarak kabul ediliyor. Asyalı ülkelerin yükseldiği bu çağda, girilen rekabetin aslında ideolojik bir savaş olduğu söylenebilir.

     

    Etiketler:
    

      EN ÇOK OKUNANLAR

        Sayfa Başı