"Deniz Sipahi" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Deniz Sipahi" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Deniz Sipahi

Aslında yorum bile yapmak istemiyorum

 
ASLINDA bu fotoğrafa yorum bile yazmak istemiyorum. Bu anın görüntülerini televizyonlar yayınladı. İzmir’de Kordon’da buluşmuş gençler... Kimisi yürüyor, kimisi oturmuş arkadaşlarıyla sohbet ediyor. Bir grup polis Kordon’a geliyor, yürüyenlere müdahale ediyor. Polisin ne istihbaratı var bilmiyorum. O yürüyen kız bir provokatör mü değil mi, bilgim yok. Ama görüntüleri izleyince öyle olmadığı anlaşılıyor. Şunu tavsiye ediyorum.
Sokakta daha fazla demokrasi talebiyle buluşan insanlar provokasyona asla izin vermemelidir.
Ama polis de bu masum tepkisini gösterenlere daha dikkatli davranmalıdır.
Çünkü, bu görüntüler gerçekten tepki çekiyor.
Polisle vatandaş asla karşı karşıya gelmemelidir.
Yapılmak istenen de budur.
Bütün bu oyunlar bozulmamalıdır.

Aslında yorum bile yapmak istemiyorum

Balkon konuşması üslubu

TÜRKİYE’nin büyük meselelerinde “kazanan, kaybeden” hesabı yapmak bana yanlış geliyor. Sokaklara, meydanlara dökülen samimi, söylemek istediğini dile getiren, alkışlarla tepkisini ortaya koyan, taleplerini ifade eden insanları saygıyla karşılıyorum. Siyasetçilerin de böyle görmesini umut ediyorum. Ama uzun zamandır söylüyorum; Türkiye’de siyasetin dili çok sert, uzlaşmadan uzak, açık kapı bırakmayan ve toplumu bölen bir üslupta...
Sadece iktidarı değil, bu konuda bütün partileri eleştiriyorum. Salı geceleri daha gergin bir toplum görüyorum. Hep aynı şeyi düşünüyorum.
Başbakan Erdoğan’ın seçim geceleri yaptığı “balkon konuşmaları” bir süre devam etse, acaba siyaset yumuşar mı, sokaktaki vatandaş daha rahat olur mu? Ben olacağını tahmin ediyorum.
İstanbul’un göbeğinde, Taksim’de, Gezi Parkı’nda yapılacak bir proje için Türkiye’nin 48 ayrı kentinde insanlar sokaklara çıkıyorsa, bana göre siyasetçinin de “Biz neyi doğru, neyi yanlış yapıyoruz” diye sorgulaması lazım.
“Kazanan, kaybeden” hesabı yapmak, demokrasilere her zaman zarar vermiştir. 
 
Konuşabilmek, anlatabilmek
 
BEN konuşan Türkiye’den korkmam, aksine konuşamayan Türkiye’den korkarım. Demokrasinin özünde de bu vardır. Toplumu temsil eden herkes daha rahat, daha özgürce konuşabilsin diye...
Aslına bakacak olursanız, siyasetçinin de bunu savunması lazım, demokrasinin içinde kaldığınız sürece sorun yoktur. Biliyorum, demokrat kalmak zordur, demokrat davranabilmek olgunluk ister. Ama başka yolu da yoktur, demokrasiden başka çaremiz de yoktur.
Konuşan Türkiye’den zarar gelmez, konuşan Türkiye’de şiddet olmaz, konuşan Türkiye’de gelecekten endişe duyulmaz.

Gündoğdu Tahrir mi?
 
TAKSİM Tahrir, Gündoğdu Tahrir, Kızılay Tahrir gibi mi oldu? Böyle yorum yapanlar var.
Ben bu benzetmeye katılmıyorum.
Niyet değil, meydanların dilini okumak lazım.
Bana göre meydanlara toplananların tek bir talebi var.
O da daha fazla demokrasidir.
Gaz atılmasına rağmen gaza gelmemek, provokasyonlara izin vermemek, toplumu ayrıştırmamak, uzlaşmaya davet etmek, haksız duruma düşmemek, demokrasinin içinde kalmak gerekir.


Sağduyu, sağduyu, sağduyu

Arkadaş; bir şeye itiraz ediyorsan, çık yürü, protesto etmek istiyorsan et... Kimsenin bir şey dediği yok. Demokratik hakkını kullananlara kimsenin itirazı olamaz. Ama taş atmak, otobüs yakmak, camları kırmak, iş yerlerine zarar vermek... İşte buna hepimizin itirazı var. O yüzden biraz daha sağduyu ve hep sağduyu...

X