Aşkta mazoşistim

Ebru ESEN TURGUD
30 Ocak 2010 - 00:00Son Güncelleme : 29 Ocak 2010 - 17:36

Nihat Doğan, 1,5 yıl aradan sonra “1071” adını verdiği albümüyle sesini duyurdu, ama şarkılarından çok yeni imajıyla konuşuldu. Saç ve giyim tarzındaki sıra dışı değişim, kimilerince zamana ayak uydurmak olarak algılandı, kimilerince yarım yamalak bir özenti olarak eleştiri bombardımanına tutuldu. Biz de Doğan’la buluştuk, sivri imajından başlayıp “acı aşk”lara uzanan keyifli bir söyleşi yaptık.

 Son çalışmanızdan başlayalım dilerseniz... Kimlerle çalıştınız, repertuvarı nasıl oluşturdunuz?       

- Repertuvara ben karar verdim. Genelde Türkiye coğrafyasında her yerde dinlenebilecek, club ve barlarda çalınabilecek şarkılar olmasına özen gösterdim. Hem sosyal mesajlar veren hem de Anadolu insanının yıllardır dilinde olan şarkıları bir araya getirdik. Albümde 14 şarkı var, dördü bana ait... Sezen Aksu’nun “Kibir” adlı şarkısı da bu çalışmada yer alıyor.

* Klibi hangi şarkıya çekeceksiniz?

- “1071” adlı şarkıya çekecektik. Ama yanlış anlaşılmaktan biraz korktuk açıkçası. Birileri bundan başka anlamlar çıkarır mı düşüncesiyle vazgeçtik. Sonra iki klip birden çekmeye karar verdik. Benim şarkım olan “Vazgeç”e ve “Yüreğimin Başı Yangın Yeri” adlı türküye klip çekeceğiz.

* Albüme adını veren “1071”de anlatmak istediğiniz nedir tam olarak?  

- Günümüz Türkiyesi’nde Kürt ve Türk kardeşliğini sorgulayanlara bir tokat aslında bu şarkı! 1071, Malazgirt Meydan Muharebesi’nin tarihi... Selçuklu Devleti’nin Romen Diyojen’e karşı bir savaşı olarak bilinir bu... Ama ayrıca Alparslan’ın bir cihat ilanı söz konusudur. Ve bu çağrıya o bölgedeki Kürtler ve Araplar da yanıt vermişlerdir. Ama tarihçiler şovenistçe yaklaşımlarla bu gerçeği yazmamışlardır. Türkler ve Kürtlerin kardeşliği 1071’lerden günümüze gelmiştir. Ben aslında tarihi bilgilerimizi yeni nesle anlatmak için bu şarkıyı yazdım.

* Ekin’in Ahmet Kaya için yazdığı ve Selda Bağcan ile düet yaptığı “Ahmedo” şarkısı sansüre takıldı. Siz de başınıza böyle bir şey gelir düşüncesiyle mi “1071”e klip çekmediniz?

- Anlatmaya çalıştığımız şeyi yanlış anlayanlar olabilir.  Ama yasaklanır mı diye hiç düşünmedim açıkçası... Bu tür yasaklara da abartılı tepkiler göstermemek lazım.

* Bu şarkıyı klip olmadan nasıl duyuracaksınız peki?

- ınternette en çok tıklanan şarkılardan biri şu anda... O yüzden amacıma ulaştığımı düşünüyorum.

* Sezen Aksu’nun “Kibir” adlı şarkısını söylemeye nasıl karar verdiniz?

- Üç ay önce bir gün Beyaz beni aradı, “Programa Hande Yener konuk oluyor, ona bir sürpriz yapmak istiyorum. Onun şarkılarından birini yorumlar mısın?” dedi. Teklifi hoş karşıladım. Değişik fikirlere açık bir insanım çünkü... “Kibir”i okumamı istediler, ben de kendi tarzımda yorumladım. Çok güzel tepkiler aldık. Ben de Sezen Aksu’yu aradım. Sezen Hanım “şarkı sana çok yakıştı, ancak bu kadar güzel okunabilirdi” dedi ve şarkıyı bana hediye etti.

* Şimdilerde sanatçılar albüm yapmaya çekiniyor, genelde single çıkarıyorlar. Sizin satışlarla ilgili bir endişeniz yok mu?

- Evet, internet yüzünden sanatçılar sıkıntılı. Devletten bu konuda yardım bekliyoruz. Keşke sanatçı haklarını koruyan bir meslek birliği kurulsa.

BENİMLE OLMAK, BENİ YAŞAMAK ÇOK ZORDUR

* Daha önce “şarkı yazarken acıdan besleniyorum” demiştiniz. Aşk acısı yaratıcılığınızı mı artırıyor?

- Aşk aslında sadece iki insan arasında olan bir duygu değildir. ınsan her şeye aşık olabilir. Evindeki kuştan tutun da ülkesine, bayrağına, her şeye aşık olabilir insan. Ama ikili ilişkilerde, mazoşistliğim var gerçekten. Aşk acısı çekmeyi seviyorum. Benim kendime göre doğrularım var. Yanlış bulduğum bir konunun üzerine gidilirse ben de çekip gidiyorum. Bir daha da arkama bakmam. Bu güne kadar hep
giden ben oldum.

* Hiç mi terk edilmediniz?

- Hayır, hiç... Keşke istediklerim olsaydı da terk etmek zorunda kalmasaydım. Ama kabul ediyorum ki benimle olmak, beni yaŞamak, beni taşımak zordur.

* Neden?

- Doğrularının arkasında sonuna kadar duran biriyim. Zor olmama rağmen nimetleri de fazla bir adamım ama... şimdiye kadar beraber olduğum insanlar, benden fazlasıyla faydalandılar. Benim bir sözüm vardır: Kim bizim yanımıza gelirse, bizim ışığımızla aydınlanır, kim bizi kaybederse karanlıklara boğulur... şimdiye kadar her ilişkimde böyle oldu. Sadece aşk anlamında değil, iş anlamında da bu söz geçerdi. Hangi prodüktörle çalıştıysam servetine servet kattı. Ama bana ihanet edenler tepetaklak oldu. Biz kişinin ameline bakarız. Bir insanın ne yaptığı değil ne niyetle yaptığı önemlidir. Mesela yalan söylemek günahtır ama bir insanı ya da mesela bir evliliği kurtarmak için söylenilen beyaz yalanlar mübahtır.

ÜLKE BU  HALDEYKEN  İLİŞKİ YAŞAYAMAM

* Evlendiğinizde eşinizin evliliği kurtarmak için size yalan söylediğini varsayalım. Bunu öğrendiğinizde tepkiniz ne olur peki?


- Yuvayı kurtarma adınaysa sevinirim. Dediğim gibi niyet önemli... Mesela karı koca kavga ettiğinde araya giren ve durumu kurtarmak için yalan söyleyen de sevaba girer bence. Bugüne kadar hep ben insanların ilişkilerini onardım. Bir kişi de çıkıp beni onarsın diye bekliyorum. Gerçi şimdilik öyle bir durum yok ama.

* Hayatınızda aşk yok yani şimdilik...

- Hayır, yok. Aşık olmak istiyorum. Ama şu an hayattaki önceliklerim farklı. Allah, bayrak, millet ve anneme olan aşkımda sıkıntı yoksa, aşka kendimi verebiliyorum. Ülke bu haldeyken ilişki yaşamak ikinci planda benim için.

* Aşk hayatınız ülkenin sorunlarıyla direkt bağlantılı mı?

- Tabii ki... Bu dördünde problem olmazsa, kendimi saçımın telinden ayak tırnağıma kadar bir ilişkiye verebilirim.

NE KADAR ACI YAŞARSAN TATLININ KIYMETİNİ O KADAR İYİ ANLARSIN

* Eski ilişkilerinizden kaynaklanan bir yorgunluk var gibi sizde, haklı mıyım?

- Yaşadığım bir ilişki bittiyse, bilgisayarda programı nasıl çöpe atıyorsak ben de o ilişkiyi öyle çöpe atarım. Biten bitmiştir. Hiçbir zaman geçmişe bakmam. Acısı varsa aşk acımı da yaşarım. Ama benim ağzımdan “bitti” diye bir laf çıktıysa bitmiştir. Aç kalsam, açıkta kalsam, bir kuru ekmeğe talim edeceğimi bilsem dahi çeker giderim. Acıyı ne kadar çok yaşarsan, tatlının kıymetini o kadar iyi anlarsın. Ne acıyı abartırım ne de sevincimi... Hayat bir oyun, bir sinema. Herkesin kendine göre bir sineması var. Beterin beteri var derler. Her durumda şükretmek önemli.

MEZARLIKLAR KENDİNİ VAZGEÇİLMEZ SANANLARLA DOLU

* Cümlelerinizi genelde “biz” diye kuruyorsunuz. “Ben” yerine neden “biz” dediğinizi birçok insan merak ediyor...

- İncil’de, Tevrat’ta, Zebur’da ve Kuran’da, Allah hadiseleri anlatırken hep “biz” diye hitap eder. Allah bile öyle hitap ederken ben Allah’ın garip türkücüsü nasıl “Ben şunu yaptım” derim? Benim en sevmediğim insan türü, hep “ben” diyen insandır. Bencil olan tüm insanlar şimdi yerle bir.  Zeki Müren de bir zamanlar paşaydı. şimdi öldü gitti, kimse ölüm tarihini bile hatırlamıyor.  Şu an “ben, ben” diye konuşanları da göreceğiz. Mezarlıklar kendini vazgeçilmez sananlarla dolu.

AŞK VARSA KALBİNDE KOYUN SANA YAR GELİR

* “Bizim koyunlarımız Avrupa’nın koyunundan daha farklı bakıyor” diye bir laf ettiniz. Ne anlatmaya çalıştınız bu söyleminizle?

- Bu devlete ve Türkiye Cumhuriyeti kimliği taşıyan herkese aşık olduğumu söyledim. “Hatta bana öyle geliyor ki bu ülkenin koyunu bile Avrupa’nın koyunundan daha güzel bakıyordur” diyerek ülkeme olan sevgimi anlatmaya çalıştım. Ama bazıları bunu anlayamaz. Ben de buradan o zihniyetlere “Aşk varsa kalbinde koyun sana yar gelir, aşk yoksa kalbinde yar sana koyun gelir” diyorum. Askerlik bile yapmadıkları halde ellerinde bayraklarla marşlar söyleyenler, en büyük vatansever ilan ediliyor. Ben Tunceli’de askerlik yaptım. Ama gelen tepkilere şaşırıyorum.

* Neler yaşadınız askerlikte?

- Dağlarda 10 ay boyunca doğru düzgün insan yüzü görmüyorduk. Annemi aradım, “Sana vasiyetim, eğer şehit olursam ve sen bir damla gözyaşı dökersen, sana hakkımı helal etmem” dedim. Bizler için en kutsal mertebe, şehitliktir.

Etiketler:

    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı